ENERJI PAZARI VE POLITIKA DEGERLENDIRMESI

 

Cografya ve nufus:

Nufus 1995’te 62.2 milyon, 1973-95 arasinda %2.2, 1990-95 arasi %1.6 artmis. Kentlere ve daha ziyade Bati’ya goc olmakla beraber, tasra nufusunun artmaya devam edip 2010’da 25 milyona ulasmasi, ote yandan Istanbul (13m), Ankara (3.2m), Izmir (2.7m) gibi kentlerin nufusunun da artmaya devam etmesi bekleniyor.

 

Ekonomik durum, enerji arz ve talebi:

1995 yilinda GSMH 165b$, kisi basina 2800$, PPP’ye gore 6300$.  1973-95 arasinda reel GSMH yilda %4.2 buyumus, (IEA ulkelerinde %2.5).  Bu arada ekonomik yapi onemli oranda degismis; tarimin payi azalirken servis sektorununki artmis.  1995 yilinda tarim, balikcilik ve ormancilik GSMH’nin %15’ini, sanayi ve insaat %32.6’sini, hizmet sektoru ise %52.4’unu olusturmus.  Basta AB’den ithalat olmak uzere dis ticaret gelismis. 1990’da ithalat ve ihracatin %44 ve 55’i AB ile iken bu oranlar 1995’de %71 ve 51.4’e ulasmis, 1995’de gumruk birligine girilmis.

 

GSMH artisiyla beraber toplam birincil enerji arzi (TBEA) artmis, 1973-95 arasinda yilda %4.4 artarak (IEA Avrupa ortalamasi %0.8) TBEA’nin 2000’de 90 ‘milyon ton petrol esdegeri’ne (mtpe), 2010’da ise 155 mtpe’ye ulasmasi bekleniyor.  !995’teki talebin en buyuk kismini (%47.6) petrol olusturmus, 1970’e kadar var olmayan dogal gaz ise 1995’te 5.8 mtpe’ye ulasmis.

 

Enerji uretimi 1994’e gore az bir artisla 1995’te 26.1 mtpe’ye ulasmis.  Petrol ve dogal gaz uretimi nisbeten az olup esas yerli enerji kaynagini, cogu linyit olmak uzere komur olusturmaktadir ve 1995 uretimi 10.7 mtpe’dir.  Linyit uretimi 1980’lerin baslarinda artmis, fakat artik bir dengeye varmistir.  Mevcut ongoruler linyit uretiminin hizla artarak 2000’de 24.4, 2010’da da 35.2 mtpe’ye ulasacagi yonundedir.

 

1995’te, hidroelektrik haric yenilenebilir enerji kaynaklari 7.2 mtpe’yi bulmus, bunun esas kismi olan 7 mtpe’yi odun, hayvan ve bitki artiklari, 0.14 mtpe’yi jeotermal, kalanini da gunes enerjisi olusturmustur.  Hidroelektrik uretimi son yirmi yilda anlamli artislar gostermis ve 1995’te 3.1 mtpe’ye ulasmistir.  Hidroelektrigin 2000’de 3.6 ve 2010’da 6.7 mtpe’ye ulasmasi beklenmekte, jeotermal enerji icin 2010’da 5.7 mtpe hedeflenmektedir.

 

Ekonomi hizla buyurken enerji uretiminin dengeye varmasi enerji ithalatinin hizla artmasina yol acmistir.  1973-95 arasinda net enerji ithalati yilda yaklasik %7 artarak 1995’te 37.2 mtpe’ye, 1973’te TBEA’nin %36’sini olustururken 1995’te %60’ina ulasmistir.  Mevcut ongoruler linyit uretimini arttirmak suretiyle bu orani koruyabilmek yonunde iken, bu uretim gecen on yilda stabilize olmustur ve ileriye yonelik uretim tahminleri geri cekilmektedir.  Petrol ithalatinin 1995’te 27.2 mtpe’den 2000 yilinda 29.8 mtpe’ye, dogal gaz ithalatinin ise ayni donemde 5.7 mtpe’den 18 mtpe’ye ulasmasi beklenmektedir.

 

Son yillarda elektrik temin kapasitesi talepteki buyumeye ayak uyduramamis ve bazi bolgelerde sikintilar yasanmaya, sonuc olarak da hukumetler elektrik uretimi icin ozel sermaye aramaya baslamistir.

 

Enerji politikasi hedefleri:

Enerji politikasinin bes yillik kalkinma planlarindaki degismez hedefleri:

1.    Ekonomik ve sosyal gelismeyi desteklemek amaciyla yeterli, guvenilir ve ekonomik enerji teminini garantilemek,

2.    Enerji temininde guvenligi surdurmek,

3.    Artan enerji talebini karsilayabilmek uzere yeterli yatirimlari tesvik etmek seklinde belirlenmistir.

 

Ayrica, ekonomik gelismeyi tehlikeye sokmayacak cevresel iyilestirmeler son yillarda artan ilgi gormektedir.

 

Enerji Yonetimi Organizasyonu ve Sanayi:

Enerji konulari Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanligi’nin (ETKB) sorumlulugu altindadir.  Cevre Bakanligi cevre alanindaki esas koordinasyon kurumudur.  Dogrudan basbakanliga bagli olan Devlet Planlama Teskilati (DPT), ilgili KIT’lere danismak suretiyle, uretim ve ithalat dahil olmak uzere enerji ihtiyaclarini degerlendirir,  yillik yatirim kararlarini alir.  Keza dogrudan Basbakan’a bagli olan Ozellestirme Idaresi satisa cikarilacak olan tesekkullerden sorumludur ve bunlari ozellestirme icin hazirlar.

 

Turkiye’de enerji sektoru esas olarak, KIT’ler araciligiyla devletin mulkiyeti altindadir. Elektrik alaninda TEAS uretim ve iletimden, TEDAS dagitimdan sorumludurlar.  Petrol alaninda TPAO rafineri oncesi uretim ve teminden, TUPRAS rafineri islemlerinden, Petrol Ofisi de urun dagitimindan sorumludur.  Komur alaninda TKI linyit, TTK taskomuru uretiminden, BOTAS ise petrol ve dogal gaz naklinden sorumludurlar.  Bu kuruluslar, BOTAS haric, yasal olarak tekel olmamakla beraber cok buyuk pazar paylarina sahiptirler.

 

KIT’lerin cogu Hazine’nin sermaye yardimlarina ve devletin yatirim garantilerine bagimlidirlar.  Baraj insaatlarinda finansmani devlet kendisi saglamakta, TTK’nin zararlarini hazine kapatmaktadir.

 

Ozellestirme programi:

Yuksek enflasyon duzeyi ve kamu borclarindaki artis Turk hukumetinin karsisindaki iki ana ekonomik sorunu olusturmaktadir.  Tuketici fiyat endeksindeki artis yakin zamanlarda %60'in uzerinde seyretmis olup 1995'te %96.4 ve 1996'da %78 olarak gerceklesmistir.  Kamu Borclanma Ihtiyaci (PSBR) 1995 yilinda GSMH'nin %7'sine ulasmis olup buyuyen butce aciklari Turkiye'nin enflasyon sorununu arttirmistir.

 

Buyuk butce aciklarinin nedenlerinden birisi KIT'lerin kayiplaridir.  Tumuyle kamu mulkiyetinde olan ve dogrudan hukumete bagli bulunan 35 tane KIT vardir.  1993 yilinda KIT'lerin yarattigi katma deger GSMH'nin %6.8'i, ayni kitlerin toplam sabit yatirimlar icindeki payi %8'dir.  KIT'lerden bazilari buyuk zararlar etmis ve aciklarini Hazine fonlariyla kapatmislardir.  TMO, SEKER, TEKEL, TCDD, TEAS, TEDAS, TDCI ve TTK'dan olusan 8 KIT kamu zararlarinin buyuk kismini olusturmuslardir.  1990'larin ortalarindan itibaren KIT kayiplarinin azaltilmasi Hukumet'in stabilizasyon ve yapisal reform planlarinin onemli bir parcasini olusturmaktadir.  Ozellestirme, Isletme Haklarinin Transferi (Transfer Of Operating Rights-TOOR), Yap-Islet-Devret (Build Operate Transfer-BOT), Yap-Sahiplen-Islet (Build Own Operate-BOO) gibi modeller arac olarak tasarlanmaktadir.

 

Hukumet enerji sektorunde ozellestirme uzerinde su amaclarla calismaktadir:

1.) Butce gelirlerini arttirmak,

2.) Talep tahminlerini karsilayabilmek icin gerekli yatirimlara ozel sermayenin katilimini arttirmak ve bu sayede kamu yatirimlarina ilaveler saglamak,

3.) Yonetimi iyilestirmek ve enerji temin maliyetlerini azaltmak.

 

Ozellestirme programi kapsam, zamanlama ve organizasyon acisindan cesitli kereler degistirilmis olup, 1997 baslarinda enerji alaninda su eylemleri kapsamaktadir:

1.) Elektrik sektorunde ozel yatirimcilarin yeni uretim santrallari kurup 20-30 yil surelerle isletebilmeleri icin YID/YSI (BOT/BOO) programlari olusturulmustur.  TEAS'in bazi uretim santrallarinin isletme haklari halen ozel sektore devredilmektedir.  TEDAS 29 bolgesel sisteme ayrilmis olup her sistemin isletim haklari ozel sektore devredilmektedir,

2.) Petrol alaninda Tupras ve Petrol Ofisi'nin ozellestirilmeleri planlari vardir,

3.) Dogal gaz alaninda BOTAS bir KIT olarak kalacaktir, fakat hukumet dogal gaz ithalat ve dagitimi konusundaki yasal tekeli kaldirmayi, sonuc olarak bagimsiz bir denetimci kurmayi tasarlamaktadir,

4.) Komur alaninda linyit madenlerinden ikisi komur sagladiklari elektrik santrallarina devredilmislerdir.  Hukumet linyit madenlerinin isletme haklarini ozel sektore devretmeyi planlamaktadir.

 

Enerji fiyatlandirmasi:

Enerji fiyatlari ilke olarak KIT’ler tarafindan belirlenmekte, fakat fiyatlarla ilgili kararlar hukumetin onayini gerektirmektedir.  KIT’ler buyuk pazar paylarina sahip olduklarindan, rakipleri de cogu zaman KIT’lerinkiler duzeyinde fiyat belirlemektedirler.

 

Hukumet enerji fiyatlarini sosyal hedeflere yonelik olarak kullanmaktadir.  Ornegin konutlar icin elektrik fiyatlari, artmis olmakla beraber, halen sanayi ile yaklasik ayni duzeydedir.  1994 yilinda “Oncelikli Gelisme Alanlari”ndaki elektrik fiyatlari ulke genelinin %14 altinda belirlenmistir.  Fiyatlar genelde, elektrik firmalarinin gerekli karlari yapabilmeleri acisindan cok dusuktur.

 

Taskomuru alaninda enerji fiyatlari temin maliyetlerini karsilamamaktadir.  TKI yillar suren isletme zararlarinin ardindan 1995 yilinda, fiyat artislari ve maliyet indirimleri sayesinde kar edebilmistir.  Petrol alaninda hukumet, rafineri oncesi fiyatlari belirlemekte ve urun fiyatlarini, Turk lirasinin devaluasyonu veya uluslararasi petrol fiyatlarindaki bir artisin ardindan sistematik olarak arttirmamaktadir.  Sonuc olarak Tupras gecici zararlara ugramaktadir.   Dogal gaz alaninda sanayi ile konut sektoru arasinda, bu ikincisinin lehine capraz subvansiyon vardir.

 

Suregiden reform sureci bu fiyatlandirma sisteminin su sekilde rasyonellestirilmesine yol acabilir:

1.) Elektrik sektorunde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanligi tarafindan, ozel ureticilerin tuketiciye, pazarliga tabi fiyatlarla satis yapmasina izin verilebilir.

2.) Gaz alaninda yeni tartisilmakta olan duzenlemeler sayesinde, buyuk tuketicilere, BOTAS’in altyapisini kullanmak suretiyle kendi temin edicilerini secme imkani verilecektir,

3.) Hukumet petrol alaninda, yurtici petrol urunu fiyatlarini uluslararasi fiyatlara baglayan bir fiyatlandirma mekanizmasi kurmayi planlamakta, ayrica TUPRAS rafinerilerini daha fazla rekabet yaratabilmek icin satmayi tasarlamaktadir.

 

Enerji vergileri:

Hampetrol ithalatina vergi uygulanmamaktadir.  Urun ithalatlari; ithalat, rafineri oncesi ve tuketim asamalarinda vergilendirilmektedir. Tuketim (excise) vergisi ve Fiyat Istikrar Fonu kesintisi ithal ve rafineri sonrasi urun fiyatlarina uygulanmaktadir.  Ocak 1996’da AB’den ithal edilen urunlere uygulanan gumruk vergileri kaldirilmistir.  Petrol urunleri dahil olmak uzere yakit tuketimine uygulanan KDV, ticari alanda iadeye tabi degildir.  Dizele ve kursunsuz benzine, kursunlu benzine uygulanandan daha az vergi uygulanmaktadir.  LPG’ye uygulanan vergi diger petrol urunlerine oranla dusuktur.

 

Hukumet petrol urunlerinin vergilendirme sistemini degistirmeyi dusunmektedir.  KDV haric vergiler sabitlenecek ve tuketim vergisi ile Fiyat Istikrar Fonu kesintileri birlestirilecektir.

 

Diger yakitlar icin gumruk vergisi veya Fiyat Istikrar Fonu kesintisi yoktur.  Komur ve dogal gaz icin tuketim vergisi yoktur, dogal gaz icin KDV daha dusuktur.  Hukumet halen, maliyetleri icsellestirmek (‘internalize’) icin bir CO2 vergisi uygulamayi dusunmemektedir.

 

Degerlendirme:

Turk enerji sektorunun isleyisi geleneksel olarak uc ana ilkeyi izlemistir:

1.) Enerji sektorunun ana aktorleri KIT’ler olmus ve kararlar, basta DPT olmak uzere merkezilesmistir,

2.) Enerji fiyatlari hukumet tarafindan, genellikle sosyal hedeflere yonelik olarak, ya belirlenmis veya etkilenmistir,

3.) Enerji fiyatlari ayrica makroekonomik politikalari yurutmek icin kullanilmis, ornegin petrol urunlerinin fiyatlari enflasyonu sinirlayabilmek amaciyla dusuk tutulmustur.

4.) Fiyatlandirma politikasi Turk ekonomisi uzerinde olumsuz bir etki yaratmistir. Enerjinin maliyet altinda fiyatlandirilmasi suretiyle konutlarin satin alma gucunun arttirilmasini amaclayan sosyal fiyatlandirma politikasi, kamu harcamalarini arttirip butce aciklarini buyutmustur.  Bu durum enflasyon hizinda artislara ve sonuc olarak da hanelerin satin alma gucunun azalmasina yol acmistir.  Bu politikanin surdurulmesi imkansiz hale gelmis ve 1990’larda hukumet hakli olarak, KIT zararlarini azaltmak suretiyle butce aciklarini ve enflasyonu azaltmaya yonelmistir.

 

Dusuk enerji fiyatlari enerji tuketiminde verimsizliklere ve enerji ithalatinda artislara yol acabilmektedir.  Dusuk fiyatlar ayrica belirsizlikleri arttirip potansiyel yararlari azalttigi icin, enerji verimliligi konusundaki yatirimlari ve enerji temininde ozel yatirimlari guclestirmektedir.  Enerji fiyatlarindaki carpikliklar yakitlararasi rekabeti de carpitmakta ve kaynaklarin verimsiz dagilimina yol acarak, sonuc itibariyle ekonomiye zarar vermektedir.

 

Bu durumu duzeltmek icin fiyatlandirma politikasinin pazara yonelik olarak belirlenmesi lazimdir.  Oncelikle fiyatlarin Hukumet tarafindan, arz yetersizligine yol acacak duzeyde belirlenmemesi, capraz subvansiyonlarin ortadan kaldirilmasi gerekir.  Serbest bir pazar olustugu takdirde enerji fiyatlari bu pazarda olusmali, kamu subvansiyonlari kaldirilmalidir.  Sosyal refah, enerji fiyatlarini carpitarak iyilestirilemez.  Bunun yerine dusuk gelirli ailelere dogrudan yardim gibi daha verimli politikalar kullanilabilir, ki bunlar enerji tasarrufuna da engel olmaz.

 

KIT’ler en azindan ozerklestirilmeli, kamu mulkiyeti devam etse bile, yonetimleri siyasi mudahalelerden arindirilmalidir.  Ayrica ozel sektorun enerji alaninda tesvikiyle rekabetin arttirilmasina calisilmalidir.

 

Hukumet, basta dogal gaz olmak uzere kaynaklarini cesitlendirmeye calismaktadir ve yerli komur uretimini subvanse etmek suretiyle butce aciklarini arttirip, bazi alanlarda cevre tahribatina yol acmistir.

 

Asagidaki onlemler hem daha maliyet etkin olup, hem de temin guvenligini azaltmayacak, hatta arttiracak niteliktedir:

1.) Petrol ve dogal gaz uretiminin onemli oranda artacagi Hazer Havzasi’na yakin olan Turkiye’nin bu kalemlerdeki ithalatini arttirip kaynaklarini cesitlendirmesi mumkundur. Petrol ve dogal gaz tuketiminin gelecekte hizla artmasi beklendiginden, en onemli husus bu olsa gerektir.

2.) Turkiye genis bir hidro ve jeotermal potansiyele sahip olup bunlari gelistirmek niyetindedir.  Ulke ayrica nukleer santrallar kurarak enerji cesitliligi saglamayi tasarlamaktadir.

3.) Enerji fiyatlarini pazar duzeylerine cikarmak, enerji verimini arttirip tuketim ve ithalatini azaltacaktir.  Guc uretiminde verim artisi birincil yakitlara olan talebi de azaltacaktir.

4.) Komur ithalati bu kaynaktan elektrik uretiminin maliyetini dusurecektir.  Guvenilir temin ediciler cok sayida oldugundan, artan komur ithalatinin temin guvenligini azaltmamasi gerekir.

 

Motorin vergisi kursunsuz benzininkine oranla dusuk olup, motorin kullaniminin artisi kentlerde ciddi hava kirliligi sorunlarina yol acmistir.  Kursunsuz benzine uygulanan vergi kursunluya uygulananin biraz altinda olmakla beraber, aradaki fark onemsizdir.  Yuksek ve dusuk kukurt duzeyli agir fuel oil vergileri arasinda fark yoktur.  Komur, petrol urunlerine oranla daha az vergilendirilmistir.  Hukumet cevresel dis maliyetleri (externalities) duzeltmeye calismalidir.

 

Genel Enerji Politikasi Onerileri:

Hukumet:

1.) Enerji fiyatlarinin maliyetleri yansitmasini saglayacak etkin onlemler almali ve capraz subvansiyonlari kademeli olarak kaldirmalidir,

2.) KIT’leri ozellestirmeli, en azindan ozerklestirmelidir,

3.) Enerji sektorunu liberallestirmeye devam etmeli ve ozellestirme sureciyle duzenleyici reformlari kolaylastiracak bir yasal cerceve olusturmalidir,

4.) Maliyet etkin yontemler uzerinde odaklanarak enerji temin guvenligini saglamalidir,

5.) Dis maliyetleri (externalities) kapsamak amaciyla enerji vergilerini kullanmaya yonelmelidir.


ENERJI SON KULLANIMI VE VERIMLILIK

 

Enerji Son Kullanimindaki Egilimler

 

Enerji tuketimi egilimleri:

1995 yilinda toplam nihai tuketim (TNT), 1994’e gore %10.8 artarak 48.7 mtpe’ye yukselmistir. Bu artis 1994 yilindaki, buyuk oranda GSMH’deki %5.5 kuculmeden kaynaklanmis olan %6.8’lik dususten sonra gelmistir.  1973-95 arasinda TNT yilda ortalama olarak %4 artarak ikiye katlanirken, ayni donemde GSMH da yilda ortalama olarak %4.2 oraninda (IEA-Avrupa ortalamasi %0.6) buyumustur.

 

1995 yilinda petrolun TNT icindeki payi %53 duzeyinde olup, 1973’teki %47.6 oraninin hayli uzerinde ve IEA ile kiyaslanabilir duzeydedir.  Turkiye’nin yakit tuketim yapisinda bu yirmi yilda gerceklesen en onemli degisiklik, elektrik ve dogal gaz tuketiminin artmasi olmustur.  1995 yilinda elektrigin payi %11.5, dogal gazinki %5.7’dir.

 

Enerji tuketiminin sektorel ayirimina bakildiginda, 1973-95 doneminde tuketimin en hizli olarak sanayi sektorunde ve yilda ortalama %6 arttigi (IEA-Avrupa’da azaldi) gorulmektedir.  1995 yilinda sanayinin TNT’deki payi %35’e ulasmis olup, bu durum sanayilesmenin ve agir sanayide uzmanlasmanin gostergesidir.  1995 yilinda sanayi GSMH’nin %27’sini (1973’te %20’sini) olusturmaktadir.  Oransal dususune ragmen petrol bu sektordeki ana yakittir, dogal gazin payi hizla artarak 1995’te %9.6’ya ulasmistir.

 

1973-95 doneminde ikinci en hizli buyuyen sektor, %4.6’lik ortalama yillik oranla ulasim sektoru olmustur.  (1960-95 arasinda tuketim yedi kat artmis, IEA-Avrupa’da uc kat.) Karayolu tasimaciliginin ulasim sektorundeki enerji tuketim payi 1995 yilinda %90’dir.  Otomobil sayisi son on yilda 3 kat, 1973’ten bu yana da 10 kat artmistir.  Fakat 1995 yilinda her 100 kisi basina arac sayisi, diger OECD ulkelerinde 40-50 iken Turkiye’de hala 8’dir.

 

Yuk tasimaciliginin yaklasik %75’i karayoluyla yapilmaktadir.  1985-95 arasinda demiryolu tasimaciligi duraganlasirken, kamyon sayisi %70 artmistir.  Ayni donemde minibus ve otobus sayisi onemli oranda artarken, trenle yapilan yolcu kilometresi hafif artmis, demiryolu uzunlugu ise ayni kalmistir.

 

1995 yilinda konut/ticaret sektorunde enerji tuketimi 19.4 mtpe olup, TNT’nin %40’ini olusturmaktadir.  Yenilenebilir enerji kaynaklari %35’le basta gelmekte ve bu kalemin; %34.6’si biyokutle, hayvan ve bitki atiklarindan, %0.3’u jeotermalden, %0.1’i gunes enerjisinden olusmaktadir.  Elektrik tuketimi 1960-95 arasinda otuz kat (IEA-Avrupa’da bes kat) artmis, elektrigin payi 1973’te %3’ten 1995’te %13’e yukselmistir.

 

Mevcut resmi tahminler nihai tuketimde, esas olarak endustriyel tuketimde beklenen hizli artis nedeniyle hizli bir artisa isaret etmektedir.

 

GSYH’ya oranla enerji tuketimindeki egilimler:

Enerji yogunlugu 1990 kurlariyla TBEA/GSYH (toplam birincil enerji arzi/GSYH) olarak hesaplandiginda 1973 yilindan beri ayni kalmis, TYT/GSYH (toplam yakit tuketimi/GSYH) seklinde hesaplandiginda ise biraz azalmisitir.  Enerji yogunlugunun 2005 yilina kadar hizla artmasi ve bu tarihten sonra hafif azalmasi beklenmektedir.  Elektrik yogunlugu hizla artmistir ve beklentilere gore, artmaya devam edecektir.  Enerji yogunlugu IEA-Avrupa’ya gore yuksek gorunmekle beraber bu durumun, ekonomi kismen kayitsiz oldugundan ve/veya TL kurunun dusuk olmasi ihtimalinden dolayi GSMH’nin dusuk gorunmesinden kaynaklaniyor olmasi mumkundur.

 

GSMH’nin hesaplanmasinda satin alma paritesi kullanildigi takdirde enerji yogunlugu, enerji fiyatlarinin nominal olarak uluslararasi fiyatlarla kiyaslanabilir ve hatta bunlardan dusuk olmasina ragmen hane gelirine gore yuksek olmasi nedeniyle, IEA-Avrupa’dan dusuk cikmaktadir.  Fakat Turkiye’de enerji verimliligini arttirmak icin yapilacak cok sey vardir.  Ulasim sektorunde, elektrik iletim ve dagitiminda, binalarda ciddi enerji kayiplari vardir.

 

Enerji Tasarrufu ve Verimlilik Politikasi

Enerji verimliligi konusundaki ana hedefler Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanligi (ETKB) tarafindan belirlenmekte, enerji verimliligini gelistirme yonundeki hukumet etkinlikleri Enerji Tasarrufu Koordinasyon Kurulu (ETKK) tarafindan koordine edilmektedir.  ETKB’na bagli olan Elektrik Isleri Etut Idaresi 1981 yilindan beri yenilenebilir enerji verimliligi ve enerji kaynaklari konularindaki calismalardan sorumlu olup, 1992 yilinda bu birimin bunyesinde Ulusal Enerji Tasarrufu Merkezi (UETM) kurulmustur.  DPT de keza, ulusal planlari olustururken enerji verimliligi politikalarini hesaba katmaktadir.

 

Nihai kullanim verimliligi ile ilgili kamu butcesi, esas olarak UETM’nin; arastirma, enerji degerlendirmeleri, yayin ve profesyonel egitim konularindaki harcamalariyla ilgili kucuk bir butcedir. ETKK enerji tasarrufu konusundaki kamuya yonelik kampanyalardan sorumludur.

 

1995 yilinda UETM, AB’nin de katilimiyla, sanayi, konut ve ulasim sektorlerindeki tuketimin daha iyi tahmin edilebilmesi icin bir modelleme sistemi gelistirmistir.  Ilk sonuclara gore Turkiye’de yilda 13.2 mtpe tasarruf imkani vardir.  Bu calismaya paralel olarak UETM ve DIE, ayrintili enerji tuketim veri tabanini gelistirmek uzere isbirligi baslatmislardir.  Ozellikle DIE, bu veri tabanini 1997 sonunda tamamlayabilmek amaciyla, yilda 500 tpe’den fazla enerji tuketen 1300 imalatci firmaya anketler gondermistir.

 

Sanayi ve DSM

UETK buyuk endustriyel kuruluslarda yoneticilerin istegine bagli olarak enerji degerlendirmeleri yapmistir.  Yoneticiler kurulun onerilerini uygulayip uygulamamakta serbesttir.

 

ETKB 1995 yilinda bu degerlendirmeleri gelistirmek uzere 2 ktpe'nden fazla enerji kullanan, maden sektoru de dahil olmak uzere kamu veya ozel sanayi kuruluslarina yonelik olarak, tesis icerisinde bir enerji yonetim organizasyonu olusturulmasi icin tavsiye mahiyetinde onerilerde bulunmustur:

1.) En buyuk tuketiciler birer Enerji Kontrol Komitesi, kucuk kuruluslar ise birer Enerji Yoneticisi secmek durumundadir,

2.) ETKB ya profesyonel egitim saglayacak veya bu kuruluslarda yurutulecek egitim icin yetki verecektir,

3.) Bu kuruluslarin yoneticileri enerji degerlendirmelerini 3 yil icinde tamamlamak durumundadir ve sonuclar ETKB'na sunulacaktir.

4.) Bu kuruluslar, isletme sirasindaki enerji verimlerini iyilestirmek ve tesislerin genisletilmesi veya modernlestirilmesi sirasinda bu hedefi gozetebilmek icin benimsenen onlemleri ETKB ile birlikte almak durumundadir,

5.) Kuruluslar sozkonusu onlemlerin sonuclarini gozlemek ve tesis tarafindan uretilen uc ana urunle ilgili enerji tasarruflarinin gelisimi hakkinda ETKB'na yillik raporlar vermek durumundadir.

6.) ETKB enerji tasarrufu alaninda 250 muhendisin profesyonel egitimini ustlenmistir.  Guc sektorundeki enerji verimini iyilestirmek icin ETKB, TEDAS ve TEAS elemanlarindan olusan bir DSM calisma grubu olusturulmus olup, bu grubun  1997'de ETKB'na bir rapor sunmasi beklenmektedir.

7.) Hukumet ayrica kojenerasyon projelerine finansal cekicilik kazandirmayi tasarlamaktadir. 1995 yilinda yapilan bir inceleme, dogal gaza dayali otoproduktorlerin sadece 2143 Gws enerji uretmis olduklarini gostermistir.

 

Konut ve ticari sektorler:

Turkiye 1985 yilinda yeni binalarda isi izolasyonu ile ilgili zorunlu standartlar benimsemistir.  Fakat yeni binalardaki isi kayiplari 200 kws/m2 olarak tahmin edilmis olup, ortalama Avrupa degerlerine gore yuksektir.  TSE bu denetlemeleri daha etkin kilabilmek ve AB denetimlerine uydurmak icin yontemler aramaktadir.  Bu yeni standartlarin 1997 yilinda devreye girmesi beklenmektedir.

 

Odun, komur veya fuel oil kullanan isitma kazanlari ve sobalarin, satilmadan once isi verimiyle ilgili birer sertifika almalari gerekmektedir.  Hukumetin ev aletleri icin AB'nin minimum enerji performans standartlarini benimsemesi sozkonusudur.

 

Ulasim sektoru:

ETKB tarafindan yapilan bir inceleme, kitle ulasim araclarinin enerji performansinin iyilestirilmesi suretiyle ulasim sektorunde %15'lik bir iyilestirme potansiyeli bulundugunu gostermistir.  Bu nedenle cesitli onlemler dusunulmektedir:

1.) Hukumet modern lokomotiflerin sayisini ve elektrikli raylarin uzunlugunu arttirmayi planlamakta, ayrica DDY'nin isletme verimini arttirip kayiplarini azaltmayi tasarlamaktadir.

2.) Ankara metrosunun ilk etabi Eylul 1996'da acilmis olup halen genisletilmekte, Istanbul'da bir digerinin insasi devam etmektedir.

 

Elestiri:

Turkiye'de enerji verim onlemlerinin uygulanmasindan saglanabilecek yararlar buyuktur:

1.) Enerji verimi iyilestirmeleri sanayinin rekabet gucunu arttirip hanelerin enerji harcamalarini azaltir,

2.) Verim artislari tuketici gelirinin serbest kalan kismini arttirir,

3.) Iyilestirmeler enerji tuketimini, CO2 ve diger kirleticileri, enerji ithalat ve bagimliligini azaltir.

 

Ozellikle elektrik, komur ve petrolde pazar fiyatlarina yonelinmesi, genel enerji verimini yukseltmek icin zemin olusturabilecek, enerji talebindeki buyumeyi azaltip verimlilik yatirimlarini tesvik edecektir.

 

Verimli ve kapsamli bir vari tabaninin olusturulmasi cabalari, enerji tuketimini durtukleyen faktorlerin daha iyi anlasilmasini saglayacak, hukumete yol gosterecektir.

Elektrik alaninda kaynaklar sebeke kayiplarini azaltmaktan ziyade kapasite ilavesi icin ayrilmis gorunmektedir ve bu iki yaklasimin kiyaslamali maliyetlerine bakmakta yarar vardir. DPT’nin enerji yatirim kararlari ve enerji verimliligi stratejileri ile daha yakin bir koordinasyona ihtiyac vardir.

 

Enerji verimliligini arttirmak icin bazi sektorel onlemler de alinabilir:

1.) ETKB firma bazindaki enerji degerlendirmelerini yayginlastirip firmalari sonuclar hakkinda bilgilendirmeli, diger ulkelerdeki uygulamalardan haberdar etmelidir,

2.) Elektrik fiyat artislari, adil ve seffaf sebeke ucretleri, bagimsiz bir regulator makaminin kurulmasi, bu tur projelerin onay sureclerinin acikliga kavusmasi kojenerasyonu tesvik edecek, bu alandaki subvansiyon ihtiyacini ortadan kaldiracaktir.

3.) Merkezi isitma projelerinin karara baglanmasindan once isi talebi konusunda bir arastirma yapilmalidir.

4.) Konut/ticaret sektorunde yeni, kapsamli ve zorunlu yapi sartnameleri hazirlanmali, yeni binalarla kapsamli tadilatlarda uygulanmalidir.  Ozellikle, sahipleri tarafindan cogunlukla kiralandiklari icin enerji verimi acisindan yatirima deger bulunmayan ticari binalara uygulanan standartlara oncelik verilmelidir.  Yapi sartnameleri ulkedeki iklim cesitliligine ve tasradaki insaat yontemlerine uygun hale getirilmelidir.  Enerji danismanligi hizmetlerine, mimarlar ve muteahhitler icin profesyonel egitime yonelik finansman da onemlidir.  Yapi izolasyonu icin vergi indirimleri, uzun vadeli dusuk faizli tesvik kredileri de dusunulebilir.  Son olarak da sartnamelerin denetimi kuvvetlendirilmelidir.

5.) Hukumet yerli ev aletlerini enerji verimi acisindan etiketlemeli, bu etkinlik kamuyu bilgilendirme faaliyetleriyle desteklenmelidir.  AB deneyimlerinden yararlanmak suretiyle, kademeli olarak sikilastirilan minimum enerji standartlari uygulanabilir.

6.) Ulasim sektorunde, ozellikle kentlerdeki kitle ulasim yatirimlari, kentlerdeki hava kirliligi ve trafik sorunlarinin da hafifletilebilmesi acisindan arttirilarak surdurulmeli.  Bu sektordeki enerji verimliligini arttirmak icin ayrica, halen mevcut olan periyodik emisyon denetimleri ve arac testleri, ozellikle otobusler icin dikkatle uygulanmalidir.

 

Enerji uretimi konusunda linyit alaninda planlanan uretim artislari, tuketim konusunda ise, gecmis egilimlerden farkli olarak artmasi beklenen enerji yogunlugu gozden gecirilmelidir.

 

Enerji verimliligi alaninda oneriler:

Hukumet;

1.) Enerji fiyatlarinin maliyetleri yansitmasini saglamali ve sosyal amaclarla fiyatlandirmadan vazgecmeli,

2.) Yatirim kararlarinda enerji tasarruflariyla ilgili muhasebeyi iyilestirmeli ve yonetim ici politikalari daha iyi koordine etmelidir,

3.) Kamuoyunu enerji verimliliginin yararlari konusunda ve bunu basarmanin yollari hakkinda aydinlatmak,

4.) Tum buyuk sanayi kuruluslarini enerji verimlilik programina dahil etmek ve bu programin sonuclarini dikkatle degerlendirmek, kucuk kuruluslari da enerji tasarrufuna tesvik etmek,

5.) Kojenerasyonun gelismesi icin yonetim kolayliklari saglamak ve merkezi isitmayi gozonunde bulundurmak,

6.) Farkli iklimlere ve tasra kosullarina uygun, yeni yapilar veya kapsamli tadilatlar icin zorunlu yapi sartnameleri benimsemek,

7.) Ev aletleri icin minimum enerji standartlari belirlemek ve aletleri bu acidan etiketlemek,

8.) Basta metropol alanlarda olmak uzere kitle ulasim araclarina yatirimlari, arttirarak surdurmek.

 

PETROL

 

Petrol Tuketimi:

1973-95 arasinda petrol arzi yilda ortalama %4 artmis ve 1995 yilinda nihai tuketim, 1994'e oranla %13.6 artarak 26 mtpe’ye ve nihai enerji tuketiminin %53'ten fazlasina ulasmistir.

 

1973 yilinda petrolun elektrik uretimindeki payi %50'den fazla iken bu pay 1995'te, komur, dogal gaz ve hidronun artisi nedeniyle %7'den asagi dusmustur.

 

1995 yilinda en buyuk petrol tuketicisi ulasim sektorudur.  1973'ten bu yana tuketim en hizli bu sektorde artmis, 1973'teki 4.5 mtpe duzeyinden kalkip 1995'te 11.1 mtpe’ye ulasmistir.  1995 yilinda en buyuk pay, kamyon tasimaciliginin onemi nedeniyle, 5.8 mtpe ile otomotiv dizel tuketiminindir.  Toplam benzin tuketimi 1995'te 4.6 mtpe olup, kursunsuz benzin tuketimi 1990-95 arasinda 10,700 tep'den 172,300 tep'e cikmistir.  1973-95 doneminde otomotiv dizel tuketimi dort, benzin tuketimi ise uc kat artmistir.

 

Turkiye; Italya, Fransa ve Ispanya'dan sonra Avrupa'nin dorduncu en buyuk LPG tuketicisidir.  Dogal gaz tuketimindeki artisa ragmen, LPG tuketimi gecen on yil icerisinde yilda ortlama %8 artarak, 1995 yilinda 2.4 milyon tona ulasmistir ve bu tuketimin artmaya devam etmesi beklenmektedir.

 

ETKB tahminlerine gore toplam petrol tuketimi yavaslayan bir hizla artmaya devam edecektir.  Sanayi ve konut/ticaret sektorunde petrol tuketimi artmaya devam edecek, fakat talep artisinin buyuk kismini komur ve dogal gaz tuketimi olusturacaktir.

 

Kamu kuruluslari:

Petrol sektorunde dort sirket vardir: Uretim ve aramadan olusan rafineri oncesi sektorde TPAO, rafineri islemlerini yapan Tupras, petrol urunlerinin dagitici ve pazarlayicisi olan Petrol Ofisi, petrol ve gaz ulasimindan sorumlu bulunan ve 1995 yilina kadar TPAO'nun bir alt sirketi iken, artik bagimsiz bir KIT haline gelmis olan BOTAS.

 

TPAO, Tupras ve Petrol Ofisi monopol olmamakla beraber en buyuk pazar paylarina sahip iken, BOTAS yasal olarak tekel statusune sahiptir.

 

1990'larin baslarinda hukumet Tupras ve Petrol Ofisi'ni ozellestirmeye karar vermis ve 1991 yilinda ilk asama olarak Tupras hisselerinin %2.17'si halka satilmistir.  1995 yilinda ozel sektor payi %3.59'a cikmistir.  Petrol uretimi, rafineri ve dagitim alanlarinda, kucuk bazi ozel Turk firmalari ve yabanci firmalar da aktiftir.

 

Petrol Uretimi, Ithalat, Rafineri ve Dagitim

Uretim:

1995 yilinda petrol uretimi 3.6 mtpe olup talebin %12.2'ini karsilamaktadir.  Uretim 1990'larin baslarindan itibaren azalmaya baslamistir.  Petrol cogunlukla, agir ve yuksek sulfurlu petrol cikan Guneydogu alanlarinda uretilmektedir.  Ulkenin kuzebatisinda diger bazi alanlar da vardir.   Jeoloji genellikle karmasik olup uretim maliyetleri yuksektir.  Alanlarin dogal fakirlesmesi nedeniyle uretimin azalmaya devam etmesi beklenmektedir.

Rafineri oncesi sektorde dordu Turk olmak uzere 25 sirket vardir.  1995 yilinda TPAO yerli petrolun %73'ten fazlasini uretmis, onun ardindan %16 payla Shell gelmistir.  %7.4 de, TPAO ve ARRCO ile TPAO ve Shell ortakliklarina aittir.  Ayni yil Mobil-Dorchester %2.8 uretmistir.  1996 yilinda Shell ve Mobil Turkiye'deki arama ve uretim sirketlerini yabanci sirketlere satmislardir.

 

Ithalat:

1973-95 arasinda net petrol ithalati uc mislinden fazla, 1990-95 arasinda da %30 artarak 1995 yilinda 27.2 mtpe’ye ulasmistir.  1990 oncesinde en buyuk saglayici Irak iken, 1990 yilindaki BM ambargosundan sonra Suudi Arabistan ve Iran'dan ithalat artmistir.  Bu iki ulke 1995 yili ham petrol ithalatinin ucte ikisini saglamistir.  Petrol urunu ithalati artmis, ihracati ise, rafinerilerdeki kapasite fazlaliginin azalmasina paralel olarak azalmistir.

 

Yerli uretimin azalmasi beklendigine gore petrol ithalatinin, talepteki hizli buyumeyi karsilayacak bicimde artmaya devam etmesi gerekmektedir.

 

Rafinasyon:

Turkiye'de toplam kapasitesi 32 mt olan bes rafineri bulunmaktadir.  Tupras bunlardan Aliaga, Izmit, Kirikkale ve Batman olmak uzere dordunun ve toplam kapasitenin %85'ten fazlasinin sahibidir.  Mersin'deki Atas rafinerisi Shell, Mobil ve Turk Petrol'un ortak yatirimidir.

 

Rafineri sektorunde, Kirikkale rafinerisinin 1986 yilinda tamamlanmasindan bu yana fazlalik var iken, bu fazlalik talepteki hizli arts nedeniyle erimistir.  Rafinerilerin kapasite kullanim orani 1988'de %75 iken, 1995'te %84.5'e tirmanmistir.

 

Turkiye'deki rafineri kapasitesi diger IEA ulkelerine oranla dusuktur.  Fakat Tupras 1986 yilinda, rafinerilerinin kapasitesini arttirmak ve urunlerinin kalitesini yukseltmek amaciyla 1.8 milyar dolarlik bir modernizasyon plani baslatmistir.  Bu plan ayni zamanda kursunsuz benzinle, kukurt duzeyi dusuk motorin ve fuel oil uretimini de ongormektedir.

 

DPT tarafindan onaylanan planin finansmani, uluslararasi  kurumlardan gelen uzun vadeli kredilerin de katilimiyla Tupras tarafindan saglanmistir.  Artan petrol talebi nedeniyle ETKB ayrica, 2005'ten once tamamlanmasi ongorulen 5 mt/yil kapasiteli iki rafineri insa etmeyi planlamaktadir.

 

Hampetrol boru hatlari BOTAS'in sahipligi ve isletimi altinda olup, petrol urunu hatti yoktur.  Ana boru hatlari:

1.) Irak'tan Ceyhan'a uzana 71 mt/yil kapasiteli iki boru hatti.  1990'da Irak'a karsi uygulanan ekonomik ambargo bu hatlarin kapatilmasina yol acmistir.  Turkiye bu iki boru hattinin bes yil sureyle kapali kalmasinin maliyetinin 30 milyar dolardan fazla oldugunu sanmaktadir.  BM'in, Irak'in alti aylik sureyle 2 milyar dolarlik petrol satmasina izin veren 986 sayili karari ile birlikte bu hatlar 1996 Aralik ayinda acilmistir.

2.) Batman alanlarindan Dortyol limanina uzanan 3.5 mt/yil kapasiteli hat, (ayrica Selmo alanindan Batman rafinerisine uzanan 42 km'lik hat),

3.) Ceyhan'dan Kirikkale rafinerisine uzanan 5 mt/yil kapasiteli hat.

 

Dagitim ve depolama:

1996 yilinda Turkiye'de 13 dagitim sirketi varken, ulusal dagitim sirketi olan Petrol Ofisi'nin payi %50 civarinda bulunmaktaydi.  Petrol Ofisi'nden sonra Mobil ve Shell ana dagiticilari olusturmaktadir.

 

Petrol depolama uniteleri esas olarak Petrol Ofisi'ne ait olmakla beraber, bazilari yabanci olan pek cok diger sirket de kapasite insa etmekte ve bunlar ulkenin ozellikle, en hizli buyuyen ve ana tuketim alanlarini olusturan Bati kesiminde yer almaktadir.

 

Politika ve Duzenlemeler

Rafineri oncesi duzenlemeleri:

Daha once uretimlerini Tupras'a satmak zorunda olan yerli petrol ureticilerine 1990 yilinda uretimlerinin %35 kadarini ihrac etme imkani taninmistir.  Ham petrolun fiyati hukumet tarafindan, ayni kalite ham petrolun fiyatina gore ve ithal petrolun rafinerilere nakil maliyetini de hesaba katmak suretiyle hesaplanmaktadir.

 

Hukumet yerli arama ve uretimi tesvik amaciyla 1996 yilinda uretimin %12.5'una karsi gelen imtiyaz vergisini (royalty) benimsemeyi dusunmektedir  Yeni vergi uretimle birlikte azalmali ve kucuk uretim alanlari icin daha dusuk olmalidir.

 

Petrol urunu fiyatlari:

Yerli urun fiyatlari 1989 yilinda serbest birakilmis olmakla beraber Tupras tarafindan belirlenen rafineri sonrasi fiyatlarin hukumetce onaylanmasi gerekmektedir.  Petrol urunu ve ozellikle de motorin fiyatlari bazen, TL'nin devaluasyonu veya uluslararasi petrol fiyatlarinda onemli artislar gibi arttirilmalarini gerektiren durumlari yansitmamaktadir.  Ornegin 1996 yazinda uluslararasi fiyatlar arttiginda hukumet Tupras'tan rafineri sonrasi fiyatlarini arttirmamasini istedi.  Sonuc olarak, rafineri cikisi urun fiyatlari uluslararasi fiyatlarin altinda belirlendi.  Dagitim asamasindaki urun fiyatlari pazarda belirlenmekte, fakat Petrol Ofisi'nin buyuk pazar payi dolayisiyla diger kuruluslar, pazar paylarini kaybetmek istemediklerinden dolayi daha ust duzeyde fiyat belirleyememektedirler.  Bu sirketler istasyon basina dusen satislarini arttirmak suretiyle maliyetlerini dusurmeye calismaktadirlar.  Ulasim tarifeleri BOTAS ile borularin kullanicilari arasinda pazarliga tabidir

 

Hukumet rafineri sonrasi ve parekende fiyatlar icin bir maksimum deger hesaplamak uzere bir fiyat formulu belirlemeyi dusunmektedir.  Bu formul uluslararasi fiyatlari, TL'nin dolara gore kurunu ve muhtelif arz masraflarini goz onune alacaktir.

 

Ithalat ve ihracat denetimi:

Ham petrol ve urun ticareti 1989'da liberallestirilmistir.  Ithalat lisanslari, asgari depolama kapasitesine sahip olan tum rafinerilere ve dagiticilara verilmistir.  1996 yazinda yerli urun fiyatlari dunya fiyatlarinin altinda iken Atas, urunlerini ihrac etmek icin gerekli olan belgeleri almakta zorlanmistir.

 

Petrolde Acil Durum Onlemleri

Turk Ulusal Acil Durum Paylasma Organizasyonu'nun tesisi ve yonetimi icin gerekli yasal yetki, Acil Durum Planlama ve Yonetimi ile ilgili Basbakanlik emrine dayali olan ETKB Ic Sirkuleri'nden kaynaklanmaktadir.  Ulusal Korunma Yasasi ve Ulusal Guvenlik Yasasi hukumete acil durumlarda her turlu talep frenleme programini uygulama yetkisi vermektedir.  Gerekli goruldugu takdirde hukumet ham petrol disindaki sivi yakitlarin alimini, satis ve dagitimini denetleyebilmektedir.

 

Akaryakit Fiyat Istikrar Fonu (AFIF), 89/14264 sayili Bakanlar Kurulu Karari ile kurulmustur.  Bu karara gore tum petrol urunu ithalatcilari acil durumlar icin, yillik ithalatlarinin en az 60 gunluk esdegeri kadar urun stogu bulundurmak zorundadirlar.  Ayrica 6326 sayili Petrol Yasasi'na gore, rafinerilerdeki kapasitenin insasi ve genisletilmesi icin yapilan muracaatlara ilaveten, stoklama planlari ve rafineri yeterlilikleri ve ulkedeki tum petrol ve dogal gaz etkinlikleri ETKB'ndaki Petrol Isleri Genel Mudurlugu tarafindan incelenmek durumundadir.

 

1995 yilinda 90 gunluk bir taahhute ulasilmasi yonundeki bu son yasaya ilaveten 1995 Agustos'unda da dagitim firmalarina en az 10 gunluk stok bulundurma yukumlulugu getirilmistir.  Bir altkriz durumunda IEA yonetimindeki bir stok eritme olayina katilmak acisindan yasal hicbir engel yoktur.

 

Petrol tuketimi ve ithalatindaki hizli artisa ragmen Turkiye'nin acil durum rezervleri, ithalat gunu sayisi ile olculdugunde, onemli miktarda artmistir.  1995 sonundaki acil durum stoklari 90 gunluk net ithalat hacminin uzerindedir.  1997 Ocak ayinda ise 85 gunluk net ithalat esdegeri duzeyindedir.

 

Transit Petrol

Turkiye Hazer petrolunun gecisi acisindan buyuk bir potansiyele sahiptir.  1995 yilinda Novorosisk, Tuapse ve Odessa'dan gelen yaklasik 60 mtpe Rus petrolu Bogazlardan gecmistir.  Ayrica Sovyetler Birligi'nin dagilmasindan sonra Orta Asya ve Transkafkaslar’da petrol uretimi icin birkac ortaklik kurulmustur.  Rezervler, uretim ve ihracat potansiyeli hakkindaki tahminler cesitli olmakla beraber, gelecekteki ihracat duzeylerinin yuksek olacagi konusunda fikir birligi vardir.  Yeterli boru hatti kapasitesi insa edildigi takdirde Azerbaycan ve Kazakistan'in 1995'teki 10.5 mtpe’lik ihracatinin 2010 yilinda 120/140 mtpe’ye cikacagi tahmin edilmektedir.

 

Azerbaycan'dan transit petrol:

Azerbaycan'in bilinen rezervleri 1.5 milyar tpe duzeyde olup uluslararasi konsorsiyumun uretiminin yilda 20-40 mtpe’ye ulasmasi beklenmektedir.  Azeri petrol sirketi olan Socar ile yabanci sirketler arasinda petrol arama ve uretimi icin cesitli anlasmalar imzalanmistir.  Esas anlasma Azerbaycan Uluslararasi Isletme Sirketi ('Azerbaijan International Operating Company-AIOC') ile imzalanmistir.  Eylul 19944'te Azeri hukumeti ile bir sirketler konsorsiyumu arasinda Sirag ve Ezeri alanlarindan, Hazer Denizi'nin Azerbaycan bolumunu olusturan Gunesli sahasinin derin su kismindan petrol uretmek uzere bir anlasma imzalanmistir.  Sozkonusu sirketleri iceren AIOC bu anlasmadan sonra kurulmustur.  Muhtelif degisikliklerden sonra 1997 yili basinda katilimcilarin hisseleri su sekildedir: BP-%17.1, Amoco-%17, Pennzoil-%4.8, Itochu-%3.9, Ramco-%2.1 ve Delta-Nimir-%1.7.

 

Uretimin ilk asamasinin 1997 sonunda 4 mtpe/yil olmasi ve tumunun Turkiye'de tuketilmesi beklenmektedir.  1997 basinda uretim 10,000 v/g'dur.  Ekim 1995'te bu ilk uretimin iki hat arasinda paylastirilmasi kararlastirilmistir:

1.) Baku'dan baslayip Rusya (ve Cecenistan) uzerinden Karadeniz'deki Novorosisk'e uzanan 'kuzey' hatti.  Azeri petrolu daha sonra Istanbul Bogazi'ndan gecirilecektir  Baku ile Novorosisk arasi 1400 km'dir.  Bu hat 1993 yilinda tamamlanmis bulunan ve Rusya'dan Baku'ya petrol tasimakta kullanilmis olan 9 mtpe kapasitelik hatti kullanacaktir.  Novorosisk'te 30 mtpe/yil kapasiteli yeni tesisler kurulacaktir.  Yatirim tutarinin 56 milyon dolar olacagi tahmin edilmektedir.

2.) Gurcistian uzerinden Supsa limanina uzanan 'bati' hatti.  Baku-Supsa arasindaki mesafe 925 km olmakla beraber, Gurcistan uzerinden yeni bir boru hattinin ve Supsa'da yeni tesislerin insasi gerekmektedir.  10 mtpe/yil kapasiteli bu hattin gerektirdigi yatirimin 230 milyon dolar duzeyinde olacagi, fakat tasima maliyetinin Baku-Novorosisk hattindan daha dusuk olacagi sanilmaktadir.

 

Uretimin ikinci asamasindaki ‘esas petrol’un Hazer alanindan uluslararasi pazarlara tasinmasi icin daha fazla ihracat kapasitesine ihtiyac vardir.  Su secenekler dusunulmektedir:

1.) Hazer ham petrolunun Akdeniz sahilindeki Ceyhan limanina ulastirilmasi icin iki hat dusunulmektedir.  Bu proje 'Hazer-Akdeniz ham petrol hatti projesi' olarak bilinmektedir.  Ceyhan terminali 120 mtep/yil'lik bir kapasiteye ve supertankerleri kabul imkanina sahiptir.  Hat Gurcistan veya Ermenistan ve Nahcivan uzerinden gececektir.  Hattin planlanan kapasitesi Kazak petrolu icin 20 mtpe/yil ve Azeri petrolu icin 25 mtpe/yil olmak uzere toplam 45 mtpe/yil, uzunlugu ise Baku'dan Ceyhan'a 1500 km'dir.  Turk hukumeti bu hattin, en ucuz maliyetli ve sinirsiz tanker ulasimina en kisa hatti olusturdugunu vurgulamaktadir. Fizibilite ve Cevresel Degerlendirme calismalari Dunya Bankasi tarafindan finanse edilmektedir.

2.)  Diger secenekler arasinda, Baku'dan kalkip Iran uzerinden gecen bir hattin insasi ve 'erken' petrol icin tasarlanmis olan hatlarin gelistirilmesi vardir.

 

Kazakistan'dan transit  petrol:

Petrol ve gaz arama ve uretimi icin cesitli ortakliklar arasinda en onemlisi Tengizchevroil'dir.  Bu sirket Tengiz bolgesindeki petrol alanlarini gelistirmeyi amaclamaktadir.  Chevron ve Mobil, gelecek 40 yil icerisinde 20 milyar dolarlik bir yatirim gerektiren bu projenin esas yabanci ortaklaridir.  Uretimin 1998 yilinda 25 mtpe olmasi ve 2010 yilina kadar 50 mtpe’ye cikmasi beklenmektedir.

 

Hazer Boru Hatti Konsorsiyumu ('Caspian Pipeline Consortium-CPC') 1992 yilinda kurulmus olup1997 baslarinda Kazakistan'da petrol arama ve uretim faaliyetlerine katilan bir dizi onemli sirketi icermektedir: Rusya (%24), Kazakistan (%19), Cehvron (%15), Lukoil (%12.5), Mobil (%7.5), Rosneft (%7.5), Oman (%7), British Gas (%2), Agip (%2), Oryx (%1.8) ve Munigaz (%1.8).  CPC Tengiz'den baslayan ve Hazer Denizi'nin kuzeyinden gecip Novorosisk'te insa edilecek olan yeni bir ihracat terminaline uzanan bir hatti tercih etmistir.  Hat Cecenistan'dan gecmeyecek sekilde degistirilmis ve Komsomolsk'tan Kropotkin'e uzanan bir hat uzerinde karar kilinmistir.  Kazak ve daha sonra da Azeri petrolu icin kullanilacak olan 75 mtpe kapasitelik hattin toplam maliyetinin 1.2-1.5 milyar dolar olacagi hesaplanmistir.

CPC'nin devami yonunde ana anlasma Aralik 1996'da imzalanmistir.

 

Istanbul Bogazi'ndan transit petrol:

Kazakistan ve Azerbaycan kaynakli petrolun Karadeniz uzerinden ihracatinin artmasi, bu petrolun yilda 120-140 mtpe'lik bir kisminin Bulgaristan, Romanya, Ukrayna ve Yunanistan'a yonelecek olmasina ragmen, Istanbul Bogazi'ndan artan miktarlarda petrolun gecmesine yol acacaktir. Bu bogazdan daha fazla transit petrol gecisini onlemek icin cesitli oneriler olusturulmustur.

1.) Turkiye, Ceyhan limanina uzanan bir boru hatti secenegini savunmustur,

2.) Istanbul Bogazi uzerinden bir boru hattinin insasi onerilmistir.  Turkiye ve Azerbaycan'daki Batili sirketler tarafindan yaptirilan bir calismaya gore 25 veya 75 mtpe kapasiteli bir hat, 575 veya 1100  milyon dolara malolacaktir.

3.) Samsun'dan baslayip Kirikkale rafinerisi uzerinden Ceyhan'a uzanan 760 km'lik bir boru hatti diger bir secenegi olusturmaktadir.  Kirikkale-Ceyhan arasindaki yeni boru hatti eskisine paralel olarak uzanacak, toplam kapasite 40 mtpe ve toplam maliyet de 710 milyon dolari bulacaktir.

4.) Ayrica halen tartisilmakta olan iki diger proje vardir ve bunlar Bulgaristan'in Burgaz limanindan baslayip Yunanistan'in Aleksandropolis veya Arnavutluk'un Akdeniz sahiline uzanan hatlardir.

 

Istanbul Bogazi 32 km uzunlugunda olup, dordu kor olmak uzere 12 adet, koseli kivrima sahiptir.  Gunde 130, yani her oniki dakikada bir adet ana tekne bu suyolunu kullanmaktadir.  Kaza sayisi 1988'de yediden 1991'de 57'ye tirmanmis, fakat 1992'de 37'ye, 1996'da da sadece ikiye inmistir.  1984 ile 1996 arassinda 22 onemli carpisma yer almistir.  En son buyuk kaza 1994 yilinda, Nassia tankerinin bir Rus teknesiyle carpismasi sonucu yer almis, 30 denizcinin olumune ve 20 bin ton petrolun bogaza yayilmasina yol acmistir.

 

Ticari gemicilik 1936 yilinda imzalanmis bulunan ve bogazlardan serbest ulasimi garantileyen Montreux Anlasmasi ile duzenlenmektedir

 

1994 yilindaki kazadan sonra Turkiye Istanbul ve Canakkale bogazlarindan gecen gemilerle ilgili emniyet kurallarini sikilastirmistir.  Halen gecerli olan kurallar:

 

Tankerlerin sadece gunduz gecis hakki vardir,

24 saat oncesinden haber verilmesi gerekir,

Turk tekneleri kilavuz kullanmak zorundadir,

Turkiye'nin yonettigi trafik ayrim sistemine uyulmasi zorunludur,

Buyuk gemiler gecerken veya hava ve akinti kosullari gecisi zorlastirdigi takdirde bogazlari trafige kapatma hakki vardir.

 

Ayrica yeni bir trafik izleme sistemi gecisleri kolaylastiracaktir.

 

Uluslararasi Denizcilik Orgutu ('International Maritime Organization-IMO') bogazlarin emniyetini arttirmak icin ilave onlemler onermistir.  Orgute gore, bogaz trafigi 'denizcilik, guvenlik, cevre ve yore halki acisindan giderek artan bir potansiyel risk' olusturmaktadir.

 

Degerlendirme:

Turkiye'nin ithal petrole bagimliliginin gelecek yillarda hizla artmasi beklenmektedir.  Yerli petrol uretim olanaklari zaten dusuk iken bir de, Hazer Denizi bolgesi gibi diger alanlarda dogan yeni imkanlar nedeniyle daha da azalmistir.  Bu nedenle arastirmayi tesvik edici vergi reformlari lazimdir.  Uretimin bir kisminin yerli pazara satilmasi zorunlulugunun kaldirilmasi ve rafinerilere satilan petrolun fiyatinin daha seffaf bir sekilde belirlenmesi, hatta fiyatlarin tumden liberallestirilmesi, Turkiye'deki rafineri oncesi sektore duyulan ilgiyi arttiracaktir.

 

Hukumet, petrol fiyatlarinin ve ticaretinin 1989’daki liberallestirilmesinden sonra dahi pazara agir bir sekilde mudahale etmektedir.  Hukumet KIT’lerden petrol urunu fiyatlarini maliyetin altinda belirlemelerini isteyebilmektedir.  Ayrica Tupras ve Petrol Ofisi pazardaki dominant pozisyonlari nedeniyle fiyatlari belirlemektedir.  Ozel kuruluslar petrol urunleri ihracatinda gucluklerle karsilasmislardir.  Bu politikalar petrol ve daha genel olarak enerji sektorunde olumsuzluklara yol acmistir.  Bu politika:

1.) Tupras’in ve bu sektordeki ozel kuruluslarin karliligini azaltmis,

2.) Kuruluslarin karliligini sinirlamak suretiyle, istasyonlarin modernlestirilmesini oldugu kadar rafineri modernizasyonunu da yavaslatmis ve petrol urunlerinin pazara uyumunu azaltmistir,

3.) Ozel yatirimcilar karar vermeden once petrol sektorunun karliligindan emin olmak ihtiyacinda olduklarindan, Tupras ve Petrol Ofisi’nin ozellestirme programlarini engellemistir,

4.) Dusuk petrol fiyatlarina yol acmak suretiyle enerji verimliligi motivasyonunu azaltip petrol ithalatini arttirmistir.

 

Dolayisiyla urun satis fiyatlarini dunya pazarina baglayacak bir fiyat formulu olusturma plani olumlu bir adimdir.  Fiyat reformu, petrol tuketiminin hizla artmasi beklendiginden, bu alandaki is imkanlarini arttiracaktir.

Bu fiyat formulu tam rekabetci bir petrol sektorune dogru ilk adim olmalidir.  Tupras ve Petrol Ofisi’nin ozellestirilmesi rekabeti arttirmaya yonelik bicimde planlanmalidir.  Tupras’in rafinerileri, tek bir kurulusa dominant pazar payini vermekten kacinmak uzere farkli alicilara verilmelidir.  Hukumet ayni nedenle Petrol Ofisi’nin istasyonlarini farkli kuruluslara satmayi dusunmelidir.  Bu son ve kuruluslarin hukumet etkisinden bagimsiz hale geldikleri asamada fiyat formulu kaldirilarak, fiyatlarin pazarda olusmasina izin verilmelidir.

Bu yapisal reform, petrol ulasimi icin seffaf ucret ve duzenlemeler iceren bir denetleme reformuyla desteklenmelidir.  Tasima ucretleri halen BOTAS ile cesitli kullanicilar arasinda pazarliga tabidir.  Ozellestirme sureci, boru hatlarini kullanma ihtiyacinda olan ozel isletmecilerin sayisini arttirdikca seffaf bir fiyatlandirma mekanizmasina ihtiyac artacaktir.

Turkiye’nin IEA’na karsi 90 gunluk ithalat gereksinimi duzeyindeki stok taahudune uyma kararliligi  sevindiricidir.  Ithalat gunu biriminden stoklar, tuketim ve ithalatin hizla artmis olmasina ragmen, anlamli duzeyde artmis ve Turkiye’nin petrol temin guvenligini arttirmistir.

Turkiye, Orta Asya ve Kafkaslar’daki yeni petrol ureticisi ulkelerden petrol ithal edebilmek acisindan uygun bir konumdadir.  Bu durum petrol kaynaklarini cesitlendirip temin guvenligini arttiracaktir.  Transit petrol alaninda ise, bolgenin petrol uretimindeki belirsizlikler ve temin guvenligi konusundaki farkli degerlendirmeler projelerin cesitlenmesine yol acmistir.  Eger Hazer havzasindaki petrol uretimi tahmin edildigi kadar yuksek olursa, en azindan iki boru hatti lazim olacaktir.  Bu konudaki Turk politikasi, dusuk maliyetli ve guvenli gecis saglayan guvenilir bir transit ulke olmaya devam etmek olmalidir.

 

Petrol Onerileri:

1.) Yerli uretimin bir kisminin ic pazara satilmasi zorunlulugunun kaldirilmasi ve yerli ham petrolun satisi ile ilgili fiyat denetiminin seffaflastirilmasi,

2.) Petrolun, yerli arama ve uretimi tesvik amaciyla rafineri oncesi asamada vergilendirilmesine devam edilmesi,

3.) Dunya fiyatlarini goz onunde bulundurmak ve hukumetin sosyal fiyatlandirmasindan kacinmak  amaciyla, nihai tuketiciler icin bir petrol fiyatlandirma formulunun belirlenmesi,

4.) Ulusal petrol kuruluslarinin, olusacak yeni petrol sektorunun rekabete izin verecegi ve fiyatlarin pazar tarafindan belirlenecegi bir sekilde ozellestirilmesi,

5.) Petrol gecisine, boru hatlarindan yararlanma kosullarini da iceren seffaf duzenlemeler getirilmesi,

6.) Orta Asya ve Kafkaslar’dan gelen petrol ve gaz icin transit ulke olma yolundaki ihtimallerin incelenip degerlendirilmesi.

 

 

DOGAL GAZ

 

Dogal Gaz Uretimi ve Tuketimi

Turkiye’de dogal gaz tuketimi 1976 yilinda baslamis, ozellikle 1980’lerin ortalarindan itibaren hizla artmistir.  1995 yilindaki gaz arzi 5.8 mtpe’ye, yani toplam birincil enerji arzinin %9.3’une ulasmistir.  Elektrik uretimi 1996 yilindaki toplam gaz tuketiminin %52’sini tuketmistir.

Dogal gazin nihai tuketimi de hizla artmis ve 1995 yilinda 2.8 mtpe veya toplam nihai enerji tuketiminin %5.7’sine ulasmistir.  Tahminlere gore 1996 yilindaki nihai dogal gaz tuketiminin %60’i sanayide, kalani da konut/ticaret sektorunde tuketilmistir.  Dogal gaz butun sektorlerde petrol ve komurun yerini almistir.  Sanayi sektoru dogal gaz kullanimina 1976 yilinda baslamis ve 1996 yilinda gubre sanayii toplam sanayi tuketiminin ucte birini almistir.  Dogal gaz ayrica cimento, demir-celik ve cam sanayiinde de kullanilmaktadir.  Hukumet dogal gazin, kentlerdeki hava kirliligini azaltma araci olarak linyit yerine kullanimini tesvik etmistir.

1976’da baslayan dogal gaz uretimi 1995 yilinda 0.2 mtpe’ye veya talebin %2.5’ine ancak ulasmistir.  Mevcut yedi uretim alanindan, en buyuk alan olan Trakya’daki Hamitabat da dahil olmak uzere altisi TPAO’nundur.  Marmara’daki ilk sualti alanindan uretim 1997’de baslamistir.  Yeni bulgu ihtimali yuksek oldugundan, ETKB, mevcut alanlar fakirlesirken yenilerinin devreye girmesi sonucu, uretimin simdiki duzeyde devam edecegini tahmin etmektedir.

Primer dogal gaz tuketiminin gelecek 15 yil icerisinde hizla artmasi beklenmektedir.  BOTAS’in 1997 yilindaki tahmini ise, 2000 yilindan sonrasi icin daha da hizli bir artisi ongormektedir.  Toplam talebin 2010 yilinda 5 milyar metrekupe (bcm) ulasmasi beklenmektedir.

 

Ithalat ve Kontratlar:

Dogal gaz ithalati 1987’de baslamis, 1987-94 arasinda eski SSCB Turkiye’nin tek saglayicisi olmustur.  Marmara LNG terminalinin 1994 yilinda tamamlanmasindan sonra Cezayir’den ithalat baslamistir.  1996 yilinda Rusya hala, toplam ithalatin %70’i ile basta gelmekte, Rusya’yi %28.5 ile Cezayir, spot alimlari kanaliyla ve %1’le Avusturalya izlemektedir.

BOTAS beklenen talebi karsilayabilmek icin giderek artan miktarlarda mukavele yapmayi tasarlamaktadir.  Ithalat kaynaklarinin cogu uzun vadeli kontratlar seklinde olup, ara sira spot alimlarla desteklenmektedir.

Rusya ile anlasmalar su sekildedir:

1.) BOTAS 1986 yilinda Rusya’nin Soyuzgaz sirketi ile, 1987’de baslayip 25 yil surecek ve Bulgaristan uzerinden karsilanacak olan bir dogal gaz ithalat anlasmasi imzalamistir.  Alinan miktar kademeli bir sekilde artarak 1993 yilinda, 5-6 bcm/y’lik azami degerine ulasmistir.  Bu anlasmaya gore gaz bedelinin %70’i Rusya tarafindan Turkiye’den yapilacak ithalatta kullanilmak durumundadir.  BOTAS’a gore Rus gazinin alis fiyati, diger Avrupa ulkelerinin odediginden daha ucuzdur.

2.) Aralik 1996’da Rao-Gazprom’la 25 yil sureli, 2002 yilindan sonra 8 bcm’ye ulasacak ve halen kullanilan bati hattindan saglanacak olan bir ilave gaz anlasmasi imzalanmistir.  2010’dan sonra 16 bcm’ye ulasacak olan bir diger anlasma pazarlik surecindedir.

 

Cezayir’le yapilan anlasmalar soyledir:

1.) BOTAS 1988’de Cezayir’in petrol ve gaz sirketi olan Sonatrach ile, 1997’de baslamak uzere 20 yil sureli ve yilda 2 bcm dogal gaz esdegeri LNG teminini ongoren bir anlasma imzalamistir.

2.) Ekim 1995’te BOTAS yine Sonatrach ile, 1997’de baslamak uzere yilda 1 bcm dogal gaz esdegeri LNG teminini ongoren bir anlasma daha imzalamistir.  1999’dan baslamak uzere 1 bcm dogal gaz esdegeri LNG temini uzerinde de anlasmaya varilmistir.

 

Iran’la yapilan anlasmalar soyledir:

1.) Agustos 1996’da BOTAS Iran’in NICC  sirketi ile, 1988’den baslamak uzere 23 yil sureli ve yilda 3  bcm dogal gaz teminini ongoren bir anlasma imzalamistir.  Dogal gaz alimlarinin 2005 yilinda 10 bcm/yil’a ulasmasi beklenmektedir.

 

Diger gelismeler arasinda sunlar vardir:

1.) Kasim 1995’te BOTAS Nijerya LNG Ltd. ile, 1999’dan baslamak uzere 20 yil sureli ve yilda 1.2 bcm dogal gaz esdegeri LNG teminini ongoren bir anlasma imzalamistir.

2.) Ocak 1995’te hukumet Katar ile, 2000 yilinda baslamak uzere yilda 1 bcm dogal gaz esdegeri LNG teminin ongoren bir memorandum (‘memorandum of understanding-MOU’) imzalamistir.  Katar kuruluslariyla, ilave gaz temini icin gorusmeler surdurulmektedir.

3.) Subat 1995’te Turk ve Turkmen baskanlari, 1998’de 2 bcm ile baslayip 2010’dan sonra 15 bcm/y’a ulasacak dogal gaz temini icin bir MOU imzalamistir.

4.) Aralik 1996’da Yemen ile 2000-2001’de baslamak uzere yilda 3.7 bcm dogal gaz esdegeri LNG teminini ongoren bir MOU imzalamistir.

5.) Misir ile yilda 4 bcm dogal gaz esdegeri LNG temini icin gorusmeler devam etmektedir.

6.) BOTAS Abu Dabi ve Oman ile de LNG alimi icin pazarlik sureci icerisindedir.

7.) Irak’tan ithalat dusunulmektedir.

 

Rusya ve Cezayir’den gaz ithalati yetersiz oldugundan BOTAS Mayis 1995’te, spot LNG alimi icin bir teklif proseduru belirlemis, daha sonra da Avusturalyali ihracat firmalariyla kisa sureli bir mukavele imzalamistir.

Mevcut ve saglam dogal gaz mukaveleleri, talepte planlanan potansiyel artisi karsilayamamaktadir.  Pazarlik surecindeki mukaveleler ve imzalanmis olan MOU’ler gelecekteki talebi karsilayabilir.

DPT tarafindan belirlenmis olan ilkelere gore dogal gaz oncelikle elektrik jeneratorlerine ve ozellikle de YID (BOT) modeline gore insa edilmis olanlara verilmektedir.  BOTAS’a gore, elektrik jeneratorleri en buyuk dogal gaz tuketicileri olmaya devam edecektir.

 

Dogal Gaz Altyapisi

Mevcut altyapisi sinirli olmakla beraber dogal gazin, talep ve ithalatta beklenen planli artislar sayesinde hizla gelismesi beklenmektedir.  Ilgili yatirim kararlari DPT, ETKB ve BOTAS arasinda tartisilmaktadir.  BOTAS uluslararasi kurumlardan borc almakta ve gelecekteki yatirimlar icin yabanci sermaye cekmeye calismaktadir.

 

Boru hatlari

Ana boru hatti Bulgaristan sinirindan Istanbul, Izmit, Bursa, Eskisehir ve Ankara’ya ulasmaktadir.  Uzunlugu 1257 km kapasitesi ise 8.6-8.7 bcm/yil olup, bu kapasitenin 14/15 bcm/y’a cikartilmasi mumkundur.  Ilk LNG terminali 1994 yilinda Istanbul yakinlarindaki Marmara Ereglisi’nde tamamlanmistir.  Terminalin ihtalat kapasitesi 3.5 bcm/y olup, 6 bcm/y’a ulasmasi beklenmektedir.  Yeniden gazlastirilmis urun icin depolama kapasitesi 0.26 bcm’dir.

Mevcut gaz altyapisi genisletilmektedir.  Agin ve boru hatlari kapasitelerinin genislemesi kismen de gaz teminine baglidir.  Bu alandaki en onemli gelismeler soyledir:

1.) Ege hatti Bursa’yi Izmir’e baglayacak olup, toplam uzunlugu 534 km’dir ve ilk etabi olusturan 208 km’lik Bursa-Can hatti 1996’da tamamlanmistir.

2.) Guney Dogalgaz Boru Hatti 1084 km uzunlukta olacak ve Ankara’yi Iskenderun’a baglayacaktir.  Bu hat Kayseri’den gecip Konya’ya da baglanacaktir.

3.) Anahat ayrica Izmit’ten, buradaki demir celik tesisleri 1996 yilinda dogal gaza gecmis olduklarindan, Karadeniz Ereglisi’ne de uzatilmaktadir.

 

Dogal gaz ithalati icin insasi planlanan boru hatlari soyledir:

1.) Iran’dan ithalat icin Tebriz ile Ankara arasinda 1174 km’lik bir hat insa edilecek ve bu hattin Turkiye icindeki kismi, Erzurum ve Sivas’i Ankara’ya baglayacaktir.

2.) BOTAS Rusya Federasyonu’ndan gelen mevcut dogal gaz hattinin kapasitesinin arttirilmasi icin calismalar yapmaktadir.  Malkoclar Olcme ve Kirklareli Kompresor istasyonlarinin kapasitelerinin arttirilmasi calismalari devam etmektedir.  Pendik’te ikinci bir basinclama merkezi insa halinda olup, bir ucuncusu icin calismalar baslatilmistir.

3.) Turkiye’yi Karadeniz’in altindan Rusya Federasyonu’na baglayacak 1170 km uzunlugundaki ‘Mavi Akim’ projesi gundemdedir.

4.) Turkmenistan dogal gazini Hazer Denizi uzerinden gecip, Azerbaycan ve Gurcistan yoluyla Turkiye’ye ulastiracak olan bir boru hatti gundemdedir.  Alternatif bir hat Iran ve Ermenistan uzerinden gecmektedir.  Baslangicta, halen mevcut olan hat uzerinden Kazakistan, Rusya ve Gurcistan yoluyla yilda 2 bcm kadar gaz alinabilecektir.  Bu hattin Turk sinirina ulasmasi icin Gurcistan veya Ermanistan’da kisa bir kismin insasi gerekmektedir.  Bu hatlar Turkiye’de, Iran’dan yapilacak ithalat icin insa edilen hatta baglanacaktir.  Turkiye uzun vadede Turkmen gazinin Avrupa’ya gecisi icin transit ulke olmayi planlamaktadir.  Oneriler, kapasitesi 2010 yilina kadar kademeli olarak, Turkiye’ye saglanan gaz da dahil olmak uzere 40 bcm/y’a ulasacak bir hattin insasi yonundedir.

5.) Potansiyel saglayicilarla anlasmalar imzalandigi takdirde gelecek olan LNG’yi alacak iki yeni LNG terminali planlanmaktadir.  Iskenderun ve Izmir’de iki ithalat terminalinin insasi ile ilgili fizibilite calismasi M.W. Kellog tarafindan yapilmistir.  Bu terminaller BOTAS tarafindan, yabanci sirketlerle YID (BOT) modeline gore kurulan ve kombine isi cevrimi (CCGT) temin edecek olan ortakliklar sayesinde insa edilecektir.

6.) Gurcistan uzerinden gecen ve Rusya’dan Dogu Anadolu’ya gez getirecek olan bir hattin insasi sozkonusudur.  Bu hattin Akdeniz uzerinden Israil’e de uzatilmasi dusunulmektedir.

 

Dagitim

Dogal gaz; 1989’dan beri Ankara’da, Ocak 1992’den beri Istanbul’da, Aralik 1992’den beri Bursa’da ve Ekim 1996’dan beri Eskisehir’de olmak uzere dort buyuk kentte dagitilmaktadir.  Izmit’in de aga baglanmasi dusunulmektedir.  Dogal gaz dagitimi Ankara’da Ego, Istanbul’da Izgas gibi belediye sirketleri, Bursa ve Eskisehir’de ise BOTAS tarafindan yapilmaktadir.

Dogal gaz dagitimi, pazarlamasi ile LNG ithalat terminallerinin ve gaza dayali santrallarin kurulmasi icin BOTAS bunyesinde Turk Gaz Ltd. Sti. kurulmustur.  Sirket diger kuruluslarla ortak girisimlerde bulunmayi tasarlamaktadir.

 

Denetlemeler ve Fiyatlandirma

BOTAS gaz ithalati ve ulasim alaninda yasal monopol olup, yeni hatlarin isletme ve insasindan da sorumludur.  Ayrica, sehirlerdekiler haric tum fiyatlari belirler.  Fakat hukumet bu monopolu kirmayi, yani dogal gaz ithalatini serbestlestirip ulasimda ucuncu partilere giris imkani tanimayi dusunmektedir.  Bu KIT'in ozellestirilmesiyle ilgili bir karar henuz alinmamistir.

Dagitim herhangi bir ozel sirket tarafindan yapilabilmekte, fakat degisik hissedarlarin hisselerinin Bakanlar Kurulu tarafindan onaylanmasi gerekmektedir.  Dagitim sirketleri kendi alanlarina dogal gaz saglamak zorunda degildirler.

BOTAS, kendi sattiginin oldugu kadar, ureticiler tarafindan sanayie satilan dogal gazin fiyatini da belirlemektedir.  Yillik tuketimi 100mmk'un altinda olan, yani guc uretimi, sanayi ve dagitim sirketleri icin tuketici fiyatlari, BOTAS'in tarifeleriyle belirlenmektedir.  Yillik tuketimi 100mmk'un uzerinde olan tuketiciler icin fiyatlar, BOTAS ile tuketici arasinda pazarlikla belirlenmektedir.

BOTAS tarafindan sinai tuketiciler icin belirlenen tarifeler; dogal gazin hacmine, kesilebilir veya kesintisiz kullanim sekline ve sanayinin tipine gore degismektedir.  Tarifeler, buyuk olan ve kesilebilir kullanimdaki tuketicileri tercih etmektedir.  Kombine cevrim guc santrallari, diger sanayi dallarina gore daha yuksek faturalandirilan dagitim sirketlerine gore daha da yuksek faturalandirilmaktadir.  Gubre fabrikalari en dusuk fiyatlara tabidir.

BOTAS'in yerel dagitim sirketlerine (YDS) fiyat farki uygulama hakki bulunmakla beraber fiyatlar simdilik tum sirketler icin ayni olup, uluslararasi petrol urunu fiyatlarina gore degismektedir.  YDS'lerine uygulanan fiyatlar ithalat fiyatlarini, ulasim masraflarini ve kari hesaba katmaktadir.  1997 Subat'ina kadar, YDS'lerinin uyguladigi fiyatlarin, bu sirketler tarafindan BOTAS'a odenen fiyatlari %30'dan fazla asmasina izin verilmiyordu.  Subat 1997'de bu sinir %70'e cikartilmis ve daha sonra Agustos 1997'de %45'e indirilmistir.  YDS'leri fiyatlarini bu sinir icerisinde, pazarlama stratejilerine gore belirlemektedirler.  ETKB, dagitim sirketlerince sanayi ve konutlar icin belirlenen fiyatlari onaylamaktadir.  Aralik 1996'da konutlar icin dogal gaz fiyati Ankara'da 19.44 c/mk, (sent/metrekup) Istanbul'da 19.15, Bursa'da ise 20.92 c/mk idi.

Dogal gazin pazar penetrasyonunu garantilemek icin, dogal gaz fiyatlari cogunlukla rakip yakit fiyatlarindan dusuk belirlenmektedir.  Konut gibi bazi sektorlerde dogal gazin fiyati, toplam temin maliyetini yansitamayacak kadar dusuktur.  Nakil maliyetleri mesafeye gore farklilandirilmamistir.

Rakip yakitlara oranla dogal gaza uygulanan vergilerin dusuklugu, BOTAS'in ve dagitim sirketlerinin gaza daha yuksek vergi oncesi fiyat uygulayabilmelerini mumun kilmaktadir.  Bu, dogal gazin ulkede hizli penetrasyonunu saglamistir.

Turkiye'de ortalama olarak, sanayi sektoru icin dogal gazin toplam fiyati, agir fuel oile gore az biraz, fakat kok komurune oranla cok daha yuksektir.  Konut sektorunde dogal gazin toplam fiyati linyitinkinden yuksek, fuel oilinkinden cok daha dusuktur.  Elektrik uretimi icin dogal gaz fiyati, fuel oilinkinden biraz az, linyitinkinden daha yuksektir.

 

GAZDA TEMIN GUVENLIGI

Turkiye yakin zamanlarda, dogal gaz temininde iki kez kesinti yasamistir.  1994 yili basinda, yani LNG santralinin devreye girmesinden once, Rus dogal gazinin gunluk akisi, Ukrayna'daki transit sorunlari nedeniyle yaklasik %50 oraninda azalmisti.  Dogal gaz tuketimi kesilmek zorunda kalininca, oncelik konut tuketicilerine verilmisti.  1995 Mart ayi baslarinda, mevcut gaz santrallarindan birisi, girdisinin cogunu fuel oile degistirmek zorunda kalmis, iki gubre fabrikasi ise beklemeye alinmisti.

Bir kesinti halinde gazin paylastirilmasi ile ilgili hicbir yasa yoktur.  1996 yilinda, kesilebilir gaz tuketimi toplamin %20'sini olusturmaktaydi.  Fakat gaz depolama kapasitesi cok sinirlidir.  1996 yilinda, LNG terminallerindeki gaz depolama tesisleri, 8 gunluk tuketimden daha azini tutabiliyordu.

Guney Anadolu boru hatti insa edildikten sonra Orta Anadolu'da, tuz magaralarinda 1-2 bcm'lik depolama kapasitesi olusturmak uzere tasarimlar vardir.  BOTAS ve refineri oncesi TPAO sirketi, Marmara Denizi sahilinde yer alan Silivri'deki, yaklasik 2bcm kapasiteli yeralti deposunu kullanma imkanlarini incelemektedir.  Gelecekteki LNG terminalleri de yeni depolama tesisleri icerecektir.

 

KRITIK

Turkiye son yillarda farkli kaynaklardan dogal gaz ithalatini onemli miktarda arttirmis ve ana tuketim alanlarindaki gaz iletim dagitim altyapisinin insasini basarmistir.  Bu sayede:

1.    ) Hizli buyuyen ekonomisine enerji teminini rahatlatmis,

2.    ) Yakit cesitliligini ve temin guvenligini arttirmis

3.    ) Dogal gazin konutlarin enerji tuketiminde, petrol ve linyit gibi karbonca daha yogun ve kirletici olan yakitlarin yerini aldigi oranda, kirletici ve sera gazi emisyonlarini azaltmistir.

 

Turkiye’de dogal gaz tuketiminin yakinlarda baslamis olmasi nedeniyle gaz sektoru henuz olgunlasmamis olup, su ozelliklere sahiptir:

 

1.    ) BOTAS dogal gaz girisi arttikca buyumektedir,

2.    ) Elektrik ureticileri ve sanayi gibi buyuk tuketiciler dogal gaz agina oncelikle baglanmis olup, konut tuketiminin toplam icindeki payi kucuktur,

3.    ) Dogal gaz tuketimi depolama kapasitesine oranla hizli artmis ve bu durum, gunluk tuketim birimiyle kucuk bir depolama kapasitesine yol acmistir.

 

Dogal gazin pazar genislemesini engellemekten kacinmak icin oncelikle, diger yakitlarla adil rekabetinin saglanmasi gereklidir.  Alternatif yakitlarin fiyatlari dogal gaza gore dusuk tutuldukca  bu yakitin gelisimi zorlasacaktir.  Halbuki yeni bir yakit turu olmasi itibariyle, rekabet edebilmesi icin fiyatinin dusuk tutulmasi gereklidir.  Diger yandan dusuk fiyat, gaz altyapisinin insasi icin gerekli olan gelirin saglanamamasina yol acacaktir. Dolayisiyla diger yakitlarin fiyatlari maliyetin altinda belirlenmemelidir. Ayrica, dogal gaz lehine olan vergi ayirimi, yakit cesitliliginin yararini ve daha temiz bir yakita verilmesi gereken primi yansitmak acilarindan yeterli olmayabilir.  Hukumet vergi sistemini, tum dis maliyetleri verimli bir sekilde hesaba katip katmadigi konusunda gozden gecirmelidir.

BOTAS’tan baskalarinin, BOTAS’in boru hatlarini kullanarak gaz ithaline izin verilmeli, ancak bu, BOTAS’in halihazirda sonuclandirmis bulundugu 60bcm’lik baglantilarinin plasmanindan ve gerekli altyapinin insasi icin gerekli kaynaklarin yaratilmasindan sonra yapilmalidir.  BOTAS’in, boru hatlari agini genisletmesi icin de keza monopol konumuna ihtiyaci vardir.

Seffaflik ve etkin denetim acisindan BOTAS’in faaliyetleri ayrilmalidir. Ozellikle gaz iletimiyle parekende satis faaliyetleri, gazin fiyatiyla iletim ucretleri birbirinden ayrilmalidir.

BOTAS, siyasi yonetim etkilerinden korunmali, ozerk bir sirket yapisina kavusturulmalidir.

Denetleme kurumu siyasi mudahaleden bagimsiz olmalidir.

Spot alimlarina imkan veren LNG terminalinin varligina ve Cezayir’den gelen LNG akisina ragmen, Turkiye hala daha dogal gaz temin kesintilerine karsi zayif durumdadir.  Gaz depolama kapasitesindeki yetersizlik nedeniyle Turkiye kesintili mukaveleleri tercih etmistir.

Potansiyel temin risklerini azaltmak icin, kaynaklar cesitlendirilmeli, yeni gaz depolama kapasitesi, yeni LNG terminalleri insa edilmelidir ve edilmektedir.

 

Dogal Gaz Onerileri:

Hukumet:

1.    ) Dogal gazin, taskomuru ve linyit de dahil olmak uzere alternatif yakitlarla serbestce rekabetini saglamali, bunun icin diger yakit fiyatlarini maliyetlerinin altinda belirlememeli ve vergi sistemini, dis maliyetleri daha iyi icsellestirecek hale koymali.

2.    ) BOTAS’in ithal tekelini kaldirirken, yeni denetleme cercevesini, degisik kaynaklardan gaz temin edilebilir ve dogal gaz penetrasyonu icin gerekli yatirimlara imkan verir sekilde olusturmalidir.

3.    ) BOTAS sirketlesmeli ve muhasebesi ayrintilandirilmalidir.

4.    ) Bagimsiz bir denetleyici olustururken, bu kurulun siyasi mudahaleden uzak tutulmasi gerekir.

5.    ) Dogal gaz piyasasi olgunluga ulastiginda, gazin gaza karsi tam rekabeti hedeflenmelidir.

6.    ) Dogal gaz depolama kapasitesinin arttirilmasina yonelik cabalar arttirilmalidir.

 

 

KOMUR

 

PAZAR EGILIMLERI

Linyit ve taskomuru olmak uzere komur uretimi, 1980’lerin sonlarina kadar hizla artmis, fakat bu yildan sonra dengeye vararak 1995 yilinda, 12.1 mtpe olan 55 mt’a ulasmistir.  Komur Turkiye’de uretilen en buyuk enerji kaynagidir.  Agirlik itibariyle, taskomuru uretimi 1973 yilinda 4.6 mt’dan 1995 yilinda 2.2 mt’a azalirken, linyit uretimi ayni sure icerisinde 7.8 mt’dan 52.8 mt’a cikmistir.

Turk linyiti dusuk kalori degerine, yuksek sulfur, toz ve kul icerigine sahiptir.  Rezervlerin %75 kadari 2500 kcal/kg’dan dusuk, %10 kadari da 3000kcal/kg’dan yuksek kalori icerigine sahiptir.  Uretimin %90 kadari acik alan (open-cast) uretimidir, fakat bu madenler fakirlesmektedir.  Linyit uretiminin yaridan fazlasi Turkiye’nin bati kesimindedir.  Cikarilabilir rezervlerin, 1 milyar tonluk yeralti rezervleri de dahil olmak uzere 7.3 milyar ton oldugu tahmin edilmektedir.  Toplam rezervlerin yaklasik %45’i Guneydogu’daki Afsin-Elbistan sahasinda, yeralti rezervlerinin yaridan fazlasi ise Bati Anadolu’da (Soma, Tuncbilek) bulunmaktadir.  Cikarilabilir taskomuru rezervlerinin 430 milyon ton oldugu tahmin edilmektedir.  Turk taskomuru dusuk kaliteli olup, Karadeniz’in Zonguldak bolgesinde uretilmektedir.  Taskomurunde acik alan uretimi yapan maden yoktur.

1995 yilinda komur tuketimi, Toplam Birincil Enerji Arzi’nin (TBEA) %26.7’sini, Toplam Nihai Tuketimin (TNT) de %15.2’sini olustururken, komur tuketiminin yaklasik %50’si elektrik uretiminde kullanilmistir.  Komurun ana endustriyel tuketicisi demir celik sektorudur ve sanayi tuketiminin ucte birinden sorumludur.  Konut ve ticaret sektorundeki komur tuketimi, ki cogunlukla linyittir, 2.5 mtpe duzeyinde veya bu sektordeki toplam tuketimin %12.6’si mertebesindedir.  Linyitin %75 kadari elektrik sektorunde tuketilmistir.

Taskomuru ihtalati 1995 yilinda 4.5 mtpe’ye ulasmistir.  Toplam taskomuru ithalatinin %60’ini demir-celik sanayii tuketmis, bu sektorun ardindan %17 payla cimento sanayii gelmistir.  Ithalatin kalani, hava kirliligini azaltmak amaciyla buyuk sehirlerde konut tuketimine yonlendirilmistir.

Halihazirdaki resmi tahminler taskomuru ve linyit uretiminde hizli artislar ongormekte, taskomuru ithalatinin 2000 yilindan sonra hizla artmasi beklenmektedir.  Komurun TBEA ve TNT’deki, elektrik uretimindeki payinin artmasi beklenmektedir.  Fakat DPT, daha az sayida linyite dayali elektrik santralinin devreye girecegi noktasindan hareketle, linyit uretim tahminlerini asagiya dogru degistirmektedir.  Bu santrallardan bazilarinin yerine BOT/BOO modellerine gore, dogal gaza ve ilaveten ithal taskomurune dayali santrallarin insa edilecegi beklentisi vardir.

 

ENDUSTRI YAPISI

Turkiye Taskomuru Isletmeleri (TTK) yegane taskomuru ureticisidir.  1995 yilinda Turkiye Linyit Isletmeleri (TKI) ulkede uretilen linyitin yaklasik %60'ini uretmistir.  Ozel sirketler toplam uretimin yaklasik %10'unu uretmektedir.  Uretimin kalan kismi, Sivas-Kangal ve Afsin-Elbistan santrallarinin isletme haklariyla birlikte devri amaciyla TEAS'a devredilmis bulunan ve bu santrallara linyit saglayan iki acik alan linyit madeninde yapilmaktadir.  Hukumet bu politikayi surdurmek niyetindedir.

 

KOMUR POLITIKASI, FIYATLANDIRMA VE SUBVANSIYONLAR

Hukumet, yerli kaynaklarin  kullaniminin temin guvenligini surdurebilmek acisindan onemli addettiginden, yerli taskomuru ve linyit uretimini tesvik etmistir.

TTK ve TKI dogrudan ETKB'na baglidir.  Yatirip kararlari ve uretim programlari sirketler tarafindan onerilmekte ve ETKB’yla birlikte gozden gecirilmektedir.  Nihai kararlar DPT tarafindan alinir.

TTK ve TKI taskomuru ve linyit fiyatlarini belirlemekte, fakat bu fiyatlar ETKB tarafindan onaylanmaktadir.  Belirlenen fiyatlar TTK'nin masraflarini cikarmasina yetmemektedir.  1995 yilinda TTK'nin zarari 20.6 milyar TL'ye yukselmistir.  TKI ise, birkac yil boyunca zarar ettikten sonra 1995 yilinda, elektrik uretimine yonelik fiyatlardaki artis, sermaye yatirimlarinin cogunun amortismaninin tamamlanmisligi, isgucunde bir miktar azalma ve yeni yatirimlarin ertelenmisligi nedenleriyle 10.2 milyar TL kar etmistir. 

Uretici Subvansiyon Esdegeri (Producer Subsidy Equivalent, PSE) yontemine gore Hazine tarafindan TTK'ya odenen subvansiyonlar, 1990 yilinda 178.13 milyon TL (24 m$) iken, 1995 yilinda 12.2 milyar TL'ye (267m$)  ulasmistir.  Isletme masraflarini telafiye yonelik olan ve mevcut uretime yarari dokunmayan odemeler 1995 yilinda hatiri sayilir bicimde artmistir.  1995 yilinda tum subvansiyonlar eleman basina 489 milyon TL'ye (9600$) esdegerdir.

TTK'nin taskomuru uretiminin buyuk bir kismi Catalagzi termik santralina satilmaktadir.  Yerli taskomuru uretiminin yaklasik beste biri demir-celik endustrisine, kalan kismi seker ve cimento sanayii kuruluslarina satilmaktadir.  Demir-celik sektorune satilan taskomurunun fiyati uluslararasi fiyatin (1996'da ton basina 67$) uzerindedir.  Demir-celik endustrisi tarafindan kullanilan taskomurunun hepsi yerli degildir ve kalan kismi uluslararasi fiyattan ithal edilmektedir.

Hukumet son zamanlarda komur sektorundeki uretkenligi arttirmaya calismistir. 1992 yilinda TTK'daki uretimi arttirip isgucu fazlasini azaltmaya yonelik bir program baslatilmistir.  Program erken emekliligi tesvik etmis ve yuzeyde calisan isci sayisini madenlerde calisanlara oranla azaltarak ucte bir oranina indirmistir.  1990'da 34,000 olan isgucu 1995'te 21,500'e inmistir.  Ayrica bazi cekirdek disi etkinlikler ozel sektore kaydirilmaktadir.  Madenciler daha once yilda sadece alti ay calisirlarken, bu sure yilda sekiz aya cikartilmistir.  1995 yilinda  daha az uretken olan madenler kapatilmis ve uretkenlik 104 ton/kisi/yil kadar artirilmistir.  Sonuc olarak TTK'nin uretim maliyetleri 1990'daki ton basina 128 dolar degerinden 104 dolara indirilmistir.  Fakat bu fiyat hala, ithal fiyatinin iki mislidir.  TKI acisindan ise, hukumet, karli linyit madenlerinin cogunun isletme hakkini ozel sektore devretmektedir.  TKI'nin usgucu 1990'da 27,855'ten 1995'te 12,192'ye inmistir.

Linyit uretimi ve tuketimi cevre sorunlarini arttirmistir.  Belediyeler, kukurt orani dusuk komur ithal ederek ve dogal gaz tuketimini tesvik ederek konut sektorundeki linyit tuketimini azaltmaya calismistir.  1986 yilinda cikartilan hava kirliligi yasasi yeni linyit santrallari icin Baca Gazi Desulfurizasyon (Flue Gas Desulphuration-FGD)  tesislerinin konulmasini sart kosmaktadir.  Cayirhan ve Kangal santrallarindaki yeni uniteler buna gore insa edilmistir.  Diger santrallar icin FGD tesisi yatirimlari hukumet tarafindan belirlenmistir.  Cayirhan elektrik santralinda 300Mw'lik unite icin bir tesis devreye girmis, Orhaneli santralindaki 420 Mw'lik unite icin bir diger tesisin insasina baslanmis, Yatagan ve Gokova santrallarinin FGD tesisleri icin de mukaveleler imzalanmistir.  1996 kasiminda, Yenikoy santrali icin de bir FGD tesisi ihalesi acilmistir.

 

ELESTIRI

Hukumet ve TTK isgucunu azaltmak ve rantabil olmayan taskomuru madenlerini kapatmak icin ugrasmaktadir.  Fakat taskomuru uretimi hala, son yillarda artmis bulunan ve azlatilmasi yonunde somut planlar bulunmayan agir subvansiyonlara tabidir. Bu subvansiyonlar yakitlar arasi rekabeti etkilemekte, kamu sektoru aciklarini buyutmekte ve bu komuru primli fiyatlardan almak zorunda kalan firmalar rekabet gucunden kaybetmektedir. Kullanicilarin da subvansiyona tabi tutulmasi Hazine aciklarini arttirip daha kapsamli ekonomik sorunlara yol acacaktir.

Dolayisiyla, taskomuru uretimini arttirma planlari gozden gecirilmeli, hukumet tum subvansiyonlari azlatip zamanla yok etmek uzere tedbir almalidir.  Subvansiyonlara harcanan kaynaklar, ilgili bolgelerin ekonomik zorluklarini asmalarina yardimci olmak icin harcanabilir.

Linyit uretimi taskomurune oranla daha ekonomik olabilir, fakat bu ekonomiklik madenden madene degismektedir. Linyit fiyatlarinin, tipki 1995’te oldugu gibi tum maliyetleri kapsayacak duzeyde olmasi ve pazar tarafindan belirlenmesi, yakitlararasi kompozisyon bozukluklarini duzeltecek, elektrik uretim kararlarini rasyonellestirecektir.

Nitekim DPT yerli linyit uretiminde planlanan kapsamli artislari, maliyet acisindan en etkin alternatif olmadigi icin kucultmektedir.  Ithal taskomurune daha fazla rol verilmesi makuldur.  Temin guvenligi, maliyeti ne olursa olsun yerli kaynaklarla saglanmak zorunda degildir.   Uluslararasi komur piyasasinin guvenilirligi, dusuk kaliteli komur uretiminin subvansiyonuna devamin yol acacagi ekonomik ve cevresel maliyetler de goz onunde bulundurulmalidir.  Uzun vadede hukumetin komur sektorundeki rolu azaltilmali ve sirketler, yatirim ve ithalat stratejilerini kendileri belirleyebilmelidir.

 

KOMUR ONERILERI

Hukumet:

1.) Taskomuru sanayiini, nihayetinde kamu subvansiyonlarini ve garantili pazarlari ortadan kaldiracak sekilde yeniden yapilandirmaya devam etmeli,

2.)  TKI madenlerinin isletme haklarini devre devam etmeli ve hukumet mudahalelerini kaldirmali,

3.)  Komur fiyatlarinin hukumet mudahalesi disinda olusmasini saglamalidir.

 

 

 

ELEKTRIK

PAZAR EGILIMLERI

Talep, uretim ve iletim

Turkiye’de elektrik tuketimi hizla artmakta olup 1995 yilinda 5.6 mtpe’ye, yani 1973 yilindakinin 7 misline ulasmis, bu arada yilda ortalama %9 artmistir.  Bu artis hizi IEA ulkeleri arasinda en yuksegidir.

Elektrik tuketiminin %55 kadarindan sanayi sektoru sorumludur ve IEA ulkelerinde bu yuzde, 1994 ortalamasi olarak %42.6’dir.  ETKB’nin tahminlerine gore sanayinin payi 2000 yilinda %63’e ulasacaktir.

1995 yilinin pik yuk uretiminde hidronun katkisi %41.2, cogunlukla linyit olmak uzere komurun %32.5, dogal gazin %19.2, petrolun %6.7’dir.  Artan talebi karsilayabilmek icin uretim kapasitesinde yeni yatirimlar yapilmis ve kapasite 1995 yilinda 21 TW'a ulasmistir.  Fakat kullanilabilir (available) kapasite, bazi santrallarin kotu durumu nedeniyle sadece 16 TW kadardir. Turkiye'nin yuksek rezerve marjini, kullanilabilir kapasitenin toplam kapasiteye oraninin dusuklugunun bir gostergesi olup, %38'e varan bu marjin, OECD ortalamasi olan %31'in bir hayli uzerindedir.  Talep hizla buyurken sinirli kapasite ilavelerinin yapilmis olmasi, elektrik arzinda yetersizliklere yol acmistir.

Turkiye elektrik uretimindeki artisa paralel olarak yakit karisimini da cesitlendirmektedir.  Petrolun toplam elektrik uretimindeki payi onemli oranda azalmis, linyit ve hidronun payi artmis, dogal gaz da bu alanda onemli bir yakit haline gelmistir.

Hidro disi kapasitenin toplam elektrik talebine paralel olarak artmamis olmasi, elektrik uretiminin hava kosullarina hassas hale gelmesine yola acmistir.  Normalde hidro cogunlukla baz yukunu saglamakta ve belli bazi hidroelektrik santrallari talep takibi yapmakta, pompali hidroelektrik santrallar pik yuk sirasinda elektrik uretmektedir.  Gecmiste hidroelektrik su seviyeleri normalin altina dustugunde, linyit santrallari bu acigi kapatmistir.  Fakat linyit ve diger hidro disi uretim kapasiteleri, hidro uretimin acigini kapatacak kadar hizli gelismemistir.  Simdiki planlar, baz ve orta yuk talebini karsilamak icin gaza dayali kombine cevrim santrallarindan (CCGT) daha fazla yararlanilmasini ongormektedir. 

Ana tuketim ve uretim alanlari arasindaki uzun mesafeler ilave yatirimlar gerektirmekte ve enerji kayiplarini arttirmaktadir.  Ana tuketim merkezleri, tuketimin de en hizli artmakta oldugu kuzeybatida iken, ana uretim santrallari kuzeyde ve guneydogudadir. Ozellikle linyit olmak uzere en buyuk santrallarin yaklasik ucte ikisi guneydoguda bulunmakta, sonucta iletim, esas itibariyle kuzeydoguya dogru buyuk guc akislari tasimaktadir.  1995 yili sonu itibariyle 11,100 km'lik 380 kV, 85 km'lik 220 kV ve 25,000 km'lik 154 kV iletim hatti vardir.  Iletim ve dagitimdaki elektrik kayiplari 1990'da toplam tuketimin %12'si iken, 1995'te bu oran %16'ya ulasmistir.  Turkiye IEA uyeleri arasinda en yuksek iletim ve dagitim kayip oranina sahiptir.  Iletim kayiplarinin %2.5, dagitim kayiplarinin ise %13.5 oldugu tahmin edilmektedir.

 

Ticaret

Turkiye 1975-90 arasinda bir net elektrik  ithalatcisi iken, 1990'dan bu yana, basta Azerbaycan'a olmak uzere net ihracatci haline gelmistir.  Fakat elektrik ticareti ic talebe oranla kucuktur.  Komsu ulkelerle az sayida baglanti vardir ve bu baglantilar da, komsu sistemlerle senkronize iletime imkan verecek nitelikte degildir. Dolayisiyla alisveris imkanlari sinirlidir.  1995 yilinda ihracat; 495 GWs Azerbaycan’a, 178 GWs Gurcistan’a, 23 GWs Irak’a olmak uzere 700 GWs, yani toplam tuketimin %1’i duzeyinde gerceklesmistir.

1989 yilinda Misir, Urdun ve Irak’la, 2000’li yilarda tamamlanmak uzere bolgesel bir sebeke insasi icin anlasmaya varilmistir. 1998 itibariyle Turkiye ile Suriye arasindaki baglanti Turk tarafinda tamamlanmistir.  Toplam proje maliyetinin 1994 fiyatlariyla 590 milyon dolari bulmasi beklenmektedir.  Ayrica Yunanistan ile 400kV’luk bir hat uzerinde calismalar vardir.

 

ENDUSTRI YAPISI

Teas ve Tedas

Elektrik uretimi, iletimi ve dagitimi esas olarak buyuk kamu kuruluslarinin hakimiyeti altindadir.  1994 yilinda Turkiye Uretim, Iletim ve Dagitim Sirketi (TEK); Turkiye Elektrik Uretim ve Iletim Sirketi (TEAS) ve Turkiye Elektrik Dagitim Sirketi (TEDAS) olarak ikiye ayrilmistir.  Her ikisi de ETKB’ya baglidir.

1995 yilinda TEAS, 20,200 kisilik isgucuyle, uretim kapasitesinin yaklasik %74’unu, 380 kV’luk nakil hatlarinin tumunu ve 154 kV’luk hatlarin %92’sini elinde bulundurmaktadir.   27,100 kisilik isgucuyle TEDAS, ana dagitim hatlarinin sahibi olup, elektrik saglamakla yukumludur. Her iki sirketin de isletme haklari ozel sektore devredilmektedir.

Yuk dagitim sistemini TEAS isletmektedir.  Dunya Bankasi giderek artan sayida santrali kapsayacak sekilde genisletilecek olan bir bilgisayarli yuk dagitim sisteminin finansmanina katilmaktadir.

 

Bagimsiz Guc Ureticileri

1995 yilinda kamu ve ozel sanayi kuruluslarinin elektrik otouretimi, toplam uretimin %6.5’ine ulasmistir.  Ayrica ozel elektrik sirketlerinin urettigi toplam miktar %3 duzeyinde olup:

1.)        Bazi ufak ozel uretim sirketlerine uretim, iletim ve dagitim yetkisi verilmistir.  Bunlardan, Adana bolgesinde aktif olan ve toplam 580 MW kapasiteye sahip bulunan Cukurova Elektrik, toplam gucu 480 MW olan dort hidroelektrik, 100 MW’lik bir fuel oil santralina sahiptir. 127 MW toplam gucundeki dort hidroelektrik santralini isleten Kepes Bati Akdeniz bolgesinde aktiftir.

2.)        1996 yili sonu itibariyle, toplam 328 MW gucundeki alti santral da keza, YID (BOT) programlari altinda ozel sirketler tarafindan isletilmektedir.

 

Birkac cografi bolgede, kucuk bazi elektrik dagiticilarina, tuketimin yaklasik %6'sina karsilik gelen duzeyde dagitim haklari verilmistir.  Ozel ureticiler ayrica, kendi musterilerine hizmet vermek uzere kendi iletim hatlarini doseyebilmektedir.

 

 

REGULASYON

Planlama

Dogrudan ETKB’na bagli bulunan DSI, hidroelektrik santrallarinin planlanmasi, tasarimi ve insasi yaninda selden korunmasi, sulama ve arazi drenaj islerinden sorumludur.  Santrallar devreye girdikten sonra isletme sorumlulugu TEAS’a devredilmektedir.  Elektrik Isleri Etud Idaresi (EIEI) kucuk hidroelektrik santrallarla ilgili arastirma ve tasarim islerini ustlenerek DSI’ye yardimci olmaktadir.

TEAS ve TEDAS’in yatirim planlari her yil once onay icin ETKB’na, sonra da DPT’ye sunulur.  DPT bu planlari daha sonra iki sirketle birlikte gozden gecirir.

DPT elektrik sektorunun yatirim ihtiyaclarini degerlendirir ve yatirim kararlarinda son soz hakkina sahiptir.  DPT kararlarinda, temin guvenligi konusunu da dikkate alir ve elektrik uretiminde ozellikle yerli linyit kullanimini tesvik etmistir.  Fakat son zamanlarda, daha dusuk maliyetli alternatiflerin varligi karsisinda, linyit uretiminde tasarlanan anlamli artislari kucultmustur.

ETKB otoureticilere izin vermekte olup kapasite yetersizligi nedeniyle yeni otoureticileri tesvik etmektedir ve 1996 sonu itibariyle toplam kapasitesi 1900 MW’a ulasan 60 proje degerlendirme asamasindadir.

 

Fiyatlandirma

Elektrik tarifeleri resmen hukumet tarfindan belirlenmemekle beraber, TEAS ve TEDAS’in uyguladigi fiyatlar hukumet politikalarinin etkisi altindadir.  Ozel ureticiler, musterilerine pazarliga tabi fiyatlardan satis icin ETKB’na basvurabilmekte, bunun disinda fiyatlarini TEDAS tarifelerine uygun olarak belirlemektedirler.

Otoureticiler fazlalik uretimlerini, dagitim sirketlerinin ortalama elektrik satis fiyatlarinin, fonlara kesilen %12.5’luk katkidan sonra kalaninin %70’ini gecemeyen fiyatlarla TEAS veya TEDAS’a satmaktadir.  Otoureticiler iletim ve dagitim haklarini kullanabilmekte ve iletim fiyatlari ETKB tarafindan, mesafeye bagli kademeli bir formul cercevesinde belirlenmektedir.  Bu formul; 100 km’ye kadar iletilen elektrigin %3’u, ilave her 100 km icin ayrica %1.5’ugu ve 600 km’nin uzerindeki herhagi bir yerli hat icin %10.5’u seklindedir.  Dagitim fiyati mesafeden bagimsiz olup, iletilen elektrigin %6.5’u duzeyindedir.

AK Enerji, 290 MW gucunde bir gaz santrali isleten bir otouretici olup, uretimini kuruluslara satmakta, musterilerine ayrica, su, basincli hava ve buhar temini gibi hizmetler sunmaktadir.

 

GELECEKTEKI YATIRIMLAR

ETKB elektrik tuketiminin gecmisteki hiziyla devam ederek 2000 yilinda 130.4 TWs’e, 2010’da 271.3 TWs’e ulasacagini ongormektedir.  TEAS yeterli elektrigin saglanabilmesi icin kapasitenin, 1995 yilindaki 21 TW duzeyinden, 2000 yilinda 30 TW ve 2010 yilinda 60.8 TW duzeyine cikarilmasi gerektigi ongorusundedir.  Artisin en buyuk kismi hidroda, kalan kismi linyit ve gazda olacaktir.  2000’li yillarin baslarinda devreye girmesi planlanan bir de nukleer santral vardir.  Yeni kapasiteler esas olarak tuketim alanlari yakinina insa edilecektir.  Turkiye ayni zamanda, hidro uretimini ve sulama alanlarini arttirmaya yonelik olan GAP projesiyle mesguldur.  Uretim kapasitesi icin 2010 yilina kadar yapilacak toplam harcamalarin; 46 milyar dolari yeni kapasite ilavesi, 14 milyar dolari da isletme ve onarim icin olmak uzere, 60 milyar dolari bulacagi tahmin edilmektedir.

 

GAP projesi Firat ve Dicle'nin alt kisimlarindaki, Turkiye'nin toplam alaninin yaklasik onda birini ve hidro potansiyelinin %22'sini kapsayan 74,000 km karelik bir alani kapsamaktadir.  Bu alanin nufusu 5.3 milyondur.

Proje 1.7 milyon hektarlik alani sulamayi ve yilda 27.3 TWs elektrik uretmeyi hedeflemektedir.  1996 yilinda yedi baraj isletmeye girmis olup, 15 digerinin insasi planlanmaktadir.  Bitmis olan projeler arasinda, Firat'in ana kolu uzerinde insa edilmis bulunan ve dunyanin altinci en buyuk kaya tipi baraji olan 2,400 MW'lik Ataturk baraji vardir.  Bu baraj bolgeyi sulayacak, konut ve sanayi icin su saglayacaktir.

Halihazirda, 2000 yilindan once tamamlanacak olan santrallarin toplam kapasitesi, BOT programlari altinda insa edilmekte olan ve toplam kapasitesi 1.4 TW'i bulan 10 hidroelektrik santrali da dahil olmak uzere, 5 TW'in, yani 2000 yilinda beklenen talebin hayli altindadir.  Fakat ozel sirketlere yeni santrallar icin teklifler sunulmaktadir.

Ayrica, cevre kontrol sistemleri uzerinde yeni yatirimlar planlanmakta olup, ozellikle Yatagan, Yenikoy, Gokova ve Orhaneli santrallari yeni FGD sistemleriyle donatilmaktadir.  TEAS'in 1996 yili tahminine gore mevcut santrallardaki cevre projeleri icin 2000 yilina kadar 1.2 milyar dolar harcanmasi gerekmektedir.

 

FIYATLAR VE ELEKTRIK ARZININ FINANSMANI

Fiyatlar

Elektrigin satis fiyati TEAS ve TEDAS'in gerekli yatirimlari yapabilmesine el vermemektedir.  Bu durum, elektrik tuketiminin %7'den fazlasinin tuketicilerce odenmemesi nedeniyle daha da kotu bir hal almaktadir.  Hukumet, kamu elektrik kurumlarinin performansini iyilestirmek amaciyla, Dunya Bankasi tarafindan desteklenen bir yeniden yapilanma programi olusturmustur.

1994 yili itibariyle TEDAS tarafindan uygulanan elektrik tarifeleri, cogunlukla Dogu Anadolu'da bulunan Oncelikli Gelisme Alanlari'ndaki ekonomik etkinliklerin gelismesi amaciyla, ulkenin kalan kismina gore %14 daha ucuz belirlenmistir.  Bu, ulkede tuketilen elektrigin %10.4'une karsilik gelmektedir.

Endustri icin vergi oncesi elektrik fiyatlari, konutlar icin uygulanan vergi oncesi fiyatlardan az daha yuksektir.  Orta vadede, konut sektorundeki fiyatlar sanayiye oranla daha hizli ve enflasyonun uzerinde artmistir.  1995 yilinda sanayi ve konut kesimi icin elektrik fiyat artislari enflasyonun bir hayli altinda iken, 1996'da enflasyondan hizli artmistir.

Konut kesimi icin elektrik fiyatlari Avrupali OECD ulkeleri ortalamasinin altindadir.  Sanayi icin olan fiyatlar bu ortalamanin uzerinde iken, 1995 yilinda altina dusmustur.

 

Kamu Finansmani

Hazine TEAS ve TEDAS'a sermaye girdisi saglamistir.  Baraj insaatlari DSI tarafindan finanse edilmekte, TEAS ve TEDAS'in yatirimlari devlet tarafindan garantilenmektedir.  1990'larin basindan itibaren TEAS yatirimlari bir hayli azalmis, TEDAS'in yatirimlari 1992'deki 341 milyon dolar duzeyinden 1995'te 280 milyon dolara dusmustur.

 

OZELLESTIRME POLITIKASI

Turkiye, ayni zamanda yabanci sermayeyi cekmeyi amaclayan bir ozellestirme programi uygulamistir.  Bunun esas nedeni, TEAS ve TEDAS'in elektrik arzini genisletecek fonlamayi yapmak icin gerekli finans gucune sahip olmamasi ve kamu fonlarinin azaliyor olmasidir.   DPT'nin tahminlerine gore ozel sektorun gelecekteki yatirimlardaki payi toplamin %42'sini bulacaktir.

 

BOT/BOO Programlari

1984-96 yillari arasinda 3096 sayili yasa kapsamindaki BOT programi altinda isletilen toplam 34 MW gucunde yalnizca dort hidroelektrik santral vardir.  1996 yilinda sadece, 40 MW gucunde iki hidroelektrik santrali ve 254 MW gucunde bir kombine cevrim santrali (CCGT) tamamlanmistir.  Anayasa Mahkemesi'nin bu tur projeleri imtiyaz olarak degerlendiren karari nedeniyle uluslararasi tahkime basvurulamayisi, bu yavas gelismenin ana nedenlerinden biridir.

Aralik 1984 tarihli 3096 Sayili Yasa TEK'in elektrik arzi alanindaki ayricalikli hakkini kaldirip, ozel isleticilere elektrik uretim, iletim, dagitim ve ticaret yetkisi vermistir.  Elektrigin TEK'e satilmasi gerekmekte idi.  Yasaya gore, yapilan mukavelelerin suresi 99 yila kadar uzanabilmekte iken, mukaveleler genellikle 15-20 yil icin yapilmakta ve santralin bu sure sonunda kamuya iade edilmesi gerekmektedir.  Bu yasa ayni zamanda kojenerasyonun temellerini de olusturmustur.

1990'larin baslarindan bu yana BOT projelerinin kullanimini arttirma yonunde artan bir istek vardir.  Parlamento BOT projelerine yatirimlari tesvik etmek amaciyla 1994 yilinda, belli bazi vergilerden muafiyet ve guc alis anlasmalarinin icrasi icin Hazine garantisi gibi bazi onlemler almistir.  Sirketler Hazine'den izin aldiklari takdirde, ithal ekipmanla ilgili olarak gumruk vergisi muafiyetinden ve KDV ertelemesinden yararlanabilmektedir.

1996 yili sonu itibariyle BOT programi altinda, toplam gucu 2,100 MW'i bulan 11 santralin insasi planlanmaktadir.  Ayrica, 7,200 MW gucundeki 56 santralin insasi icin teklif sureci baslatilmistir.  BOT modeli altinda insa edilmekte olan uc ana santral sunlardir:

1.) Firat uzerinde ve Suriye sinirina yakin bir yerde olan Birecik baraji 672 MW kapasitede olup, 2002 yilinda tamamlanmasi beklenmektedir.

2.) Marmara Ereglisi'nde 478 MW'lik bir dogal gaz kombine cevrim santrali (CCGT) insa edilmekte olup, 1999 yilinda tamamlanmasi beklenmektedir.

3.) Marmara Ereglisi'nde 478 MW gucunde dogal gaza dayali ikinci bir kombine cevrim santrali insa edilmekte olup, 1999 yilinda tamamlanmasi beklenmektedir.

 

Bir BOT programi icin tipik cerceve

Ya acik arttirma ile ihale acilarak BOT programini yonetecek olan sirketler ETKB tarafindan secilir veya bir sirket yonetime bir BOT programi onerdikten sonra karsilikli gorusmelere girilir.  Yerel ve/veya yabanci sirketler bir Turk sirketi kurar.

Ozel sirketle ETKB arasinda bir icra plani (Memorandum of Understanding) imzalanir.

Sirket diger sirketlerle, yakit alim fiyatlari icin pazarliga girisir.  Bu genellikle, BOTAS'la, ithalat fiyatina bagli bir dogal gaz alim pazarligi anlamina gelir.

Sirket TEAS ile bir guc alim anlasmasi yapar ve TEAS, mukavele suresince satis ve fiyat garantisi verir.  Fiyatin ETKB tarafindan onaylanmasi gereklidir.

Sirket hukumetle, TEAS odemeleri icin Hazine garantisi pazarligina girer.

Elektrik fiyatlari Amerikan dolarina gore belirlenir, fakat TL olarak yapilir.  Fiyatlar, tirmanis uyarlamalariyla koruma altindadir.

Yakit fiyatlarindaki veya vergi yasalarindaki degisikliklerden kaynaklanan uretim maliyeti degisiklikleri fiyatlara yansitilir.

Elektrik tuketicilerine uygulanan bir vergi kanaliyla bir Elektrik Fonu finanse edilir.  Fonun ana amaci, elektrik fiyatlarini istikrara kavusturmak amaciyla;

1.) TEAS odemelerine ilave finansal garanti saglamak,

2.) TEAS tarafindan odenen elektrik fiyatlarindaki ani degisiklileri onleyerek fiyati yil bazinda bir ortalamaya oturtmaktir.

Fakat Anayasa Mahkemesi 1996 yilinda, izleyen tum BOT programlarinin imtiyaz telakki edilecegini kararlastirmistir.  BOT projeleri imzalanmadan once Danistay (Devlet Konseyi) tarafindan incelemeye tabidir ve bu programlarla ilgili olarak dogabilecek anlasmazliklar, cozum icin Danistay'a goturulmek zorundadir.  Ayrica, Danistay'in anlasmazliklari etkin bir sekilde cozebilme hakki, uluslararasi tahkimi devre disi birakmaktadir.  Bu mutalalar yabanci yatirimcilari caydirmaktadir.

Uretim kapasitesini arttirma surecini hizlandirmak ve daha esnek bir yapi olusturabilmek amaciyla hukumet BOO modeline yonelmis ve 1996 Hazirani'nda bir Kanun Hukmunde Kararname cikarmistir.  ETKB toplam 10,700 MW gucundeki 13 termik santral icin bir ihale sureci baslatmistir.  Fakat 1996 yilinda cikarilan Kanun Hukmunde Kararname, 1997 Marti'nda Danistay tarafindan yasa disi bulunarak iptal edilmistir.  Bunu uzerine 1997 Temmuzu'nda Parlamento tarafindan BOO programlari hakkinda bir yasa cikarilmistir.  Hukumet BOO modelini imtiyaz mukaveleleri kapsami disinda birakmak istemektedir.

 

BOO modelinin yasa tarafindan ongorulen ana maddeleri

ETKB, fiyatlar da dahil olmak uzere referans terimlerini tanimlayan bir teklif sureci baslatir ve sirketi secer.

ETKB ile, ozel bir sirket veya bir Turk sirketi iceren ortaklik arasinda bir icra plani (MOU) imzalanir.

Hidroelektrik, jeotermal veya nukleer santrallar hukmun kapsami disindadir.

Santral kamuya devredilmeyecek, fakat sirket tarafindan sahiplenilecektir.

BOO modeliyle uretilen elektrik TEAS'a, dagitim sirketlerine veya TEAS ve dagitim hatlari kanaliyla dogrudan tuketiciye, pazarliga tabi fiyatlardan satilabilir.  Iletim ucretlerini ETBK belirler.

Elektrik fiyatlari Amerikan dolari olarak belirlenir ve odemeler TL olarak yapilir.

Elektrik TEAS'a satildigi takdirde, Hazine TEAS odemelerini garanti altina alir.

 

TEAS ve TEDAS'in Satis ve Isletme Haklari

Hukumet ozellestirme programinin bir parcasi olarak TEAS'in isletme haklarini devretmektedir.  Gecmiste TEAS'in santrallarini satmak amaciyla cesitli ozellestirme yasalari cikartilmis olmasina ragmen, bunlar, isletme haklarinin ozel sektore devrini ongoren bir sistemle degistirilmistir.  Mulkiyet devri artik gerceklesmemektedir.  Bu degisiklik, bir onceki yontemin anayasal bazi sorunlar dogurmasi ve hizli uygulanamamasi nedeniyle yapilmistir.

Mevcut termik santrallardan 12'si 20 yil sureyle ozel sektore devredilmistir.  Santral tarafindan uretilen elektrik TEAS'a, 20 yil sureyle belirlenmis olan fiyatlardan satilmaktadir.  1996 sonunda, toplam gucu 2,770 MW olan dort termik santral Ozellestirme Idaresi'nin degerlendirmesi altinda iken, toplam gucu 3,950 MW olan sekiz diger santralin degerlendirmeye alinmasi planlanmaktadir.

1994 yilinda TEDAS icerisinde, ozellestirme amaciyla yedi dagitim grubu olusturulmustur.  1996 yilinda yeni bir sistem tasarlanmis ve TEDAS, isletme haklarinin 30 yilligina devri icin 29 bolgesel sirkete ayrilmistir.  Teklif sureci en dusuk isletme maliyetine dayandirilmaktadir.  1996 yili sonu itibariyle, dort sirketin isletme haklari ozel sektore devredilmistir.  Surec tamamlandiginda TEDAS kontrol mercii halini alacaktir.

Hukumet uzun vadede bir elektrik piyasasi olusturmayi hedeflemektedir.  Ayrica, sektorun denetimi ve islerliginin kontroluyle, iletim ve dagitim tarifelerinin belirlenmesinden sorumlu bagimsiz bir duzenleyici kurul (regulator) olusturmayi tasarlamaktadir.

 

NUKLEER POLITIKA

Istanbul'da 1962 yilindan beri bir arastirma reaktoru calismaktadir.  Turkiye'nin nukleer programi 1975 ortalarinda baslamis, 1977 ylinda TEK'e, Akkuyu'da bir nukleer santral kurmasi icin lisans verilmistir.  Uluslararasi bir ihale acilarak santralin insasi, turbin ve yakit temini icin iki sirket secilmistir.  Fakat bu sirketlerle yurutulen pazarliklar 1980 yilinda basarisizlikla sonuclanmistir.  1980'lerin baslarinda, Akkuyu'dakine ilaveten Sinop'taki iki santral projesini de kapsayan surec, ihaleye katilan sirketlerle anlasma temin edilemediginden terkedilmistir.

1995 Subat'inda TEAS tarafindan, Kore Atom Enerjisi Enstitusu ile Goncer Ayulp Muhendislik Danismanlik adli Turk sirketinden olusan konsorsiyuma bir danismanlik ihalesi verilmistir.  Aralik 1996'da bir nukleer santral insasi icin uluslararasi bir ihale acilir.  Tasarim ya 1000 MW'lik bir veya 600'er MW'lik iki uniteden olusacaktir.  Insaatin 1998'de baslayip, santralin 2005-2006'da devreye girmesi, uretim maliyetinin 4-5 cent/kWs olmasi beklenirken, bu ihale de Hazine'nin garanti vermemesi nedeniyle sonucsuz kalmistir.

TAEK nukleer arastirma ve gelistirmeden, nukleer alandaki tum etkinliklerle ilgili denetim ve kontrol konularindan sorumludur.  Her yil Parlamento tarafindan belirlenen butcesi 1997 icin 1.6 trilyon TL'dir.  Nukleer program acisindan TAEK, Turkiye'nin nukleer politikasindan, nukleer santrallarin guvenlik kosullarinin degerlendirme ve denetiminden, ilgili lisanslarin verilmesinden sorumludur.  Bu kurulus, teklif surecinde hazirlanan belgeleri guvenlik ve lissanslanabilirlik acisindan degerlendirebilecek, santralin insa ve isletme surecinde uygun prosedurlerin kullanimini garantileyecektir.

 

ELESTIRI

Turkiye'de elektrik tuketimi buyuk bir hizla artmaktadir.  Gecen yirmi yil icerisinde kamu kuruluslari, talebi karsilamak icin yeterli kapasiteyi insa konusunda basarili olmus, fakat yatirimlarda son yillarda gorulen azalmalar elektrik yetersizligine yol acmistir.

Turkiye'nin karsi karsiya bulundugu esas sorun fiyatlandirmadir.  Basta subvansiyona tabi konut sektoru ve gelismemis bazi alanlardaki dusuk fiyatlar olmak uzere, fiyatlandirma  politikasi cesitli sorunlara yol acmistir:

1.)       Mevcut fiyat duzeyleri kamu kuruluslarinca ustlenen yatirim ve bakim onarim maliyetlerinin telafisine imkan vermemektedir,

2.)       Fiyatlandirma politikasi uretimde kapasite yetersizligine ve bazi santrallarin genel bakim acisindan ihmaliyle sonuclanmistir,

3.)       Fiyatlar arz ve talep dengesini yansitmamakta ve dolayisiyla yatirimlar acisindan sinyal olarak kullanilamamaktadir,

4.)       Fiyatlandirma politikasi otouretimdeki artisi yavaslatmaktadir, cunku otoureticilerin satis fiyati TEAS'in nihai tuketicilere uyguladigi dusuk fiyatlara dayalidir,

5.)       Dusuk fiyatlar enerjinin verimsiz kullanimina ve elektrik talebinde buyuk artislara yol acmaktadir,

6.)       Dusuk fiyatlar FGD sistemlerinin fonlandirilmasini guclestirerek, hava kirliligini azaltma imkanlarini kisitlamaktadir.

Bu nedenlerle, bazi alanlara tercihli uygulama dahil, mevcut fiyat sisteminin degistirilmesi ve fiyatlarin, kamu subvansiyonlarini ortadan kaldiracak bicimde tum maliyet unsurlarini yansitmasi saglanmalidir.  Eger sosyal ayricalik gerekiyorsa, bunlar yardima ihtiyaci olan insanlara dogrudan iletilmeli ve piyasa bozulmalarindan kacinmak icin, enerji fiyatlandirmasi kanaliyle gerceklesirilmek yerine butceden karsilanmalidir.

Elektrik fiyatlandirmasindaki degisiklik, isletmede iyilestirmelere paralel olarak gerceklestirilmelidir.  Dagitimdaki elektrik kayiplari, diger IEA uyesi ulkelere oranla buyuktur.  Uretim, iletim ve dagitimdaki gerekli iyilestirmeler, muhtemel fiyat artislarini bir olcude sinirlayabilir.

Isletme haklarinin devri ve BOT/BOO modelleri kanaliyla ozel sermayeye yonelme kararinin, elektrik sektorunun isleyisini su sekillerde iyilestirmesi beklenmektedir:

1.)      BOO santrallari elektrigini dogrudan tuketicilere satabildiklerine gore, bazi tuketiciler temincilerini secebilecektir.  Bu, Turk elektrik sektorunun, tuketicilerin gelecekteki maliyet azalmalarindan yarar saglayabilecegi daha rekabetci ve dolayisiyla daha verimli bir piyasaya dogru arzu edilen evrimine yonelik bir gelismedir.

2.)      BOT/BOO modelleri elektrik endustrisinin yonetimini de iyilestirebilir.  Ozel sirketler, daha iyi yonetim ve daha dusuk personel sayisi sayesinde, bazi bolgelerde TEAS'tan cok daha dusuk fiyatlarla elektrik satabileceklerini soylemektedir.  Bazi sirketler TEDAS'in dagitim sebekelerini isletebileceklerini ve maliyetleri azaltarak Hazine fonlamasina ihtiyaci ortadan kaldirabileceklerini ifade etmektedir.

3.)      TEAS'in konvansiyonel bir guc santralini insasi yaklasik 10 yil aldigina gore, ozel sirket girisimi insaat hizlarini artirip insa maliyetlerini azaltabilecektir.  Yeni tesislerin insaatinin hizlandirilmasi sarttir, cunku yeni yatirimlar acilen gereklidir.  Simdilik, kapasite yetersizligi sektorun verimli calismasi acisindan olumsuz etkiler yaratmakta, santrallarin bakima alinmalari geciktirilmekte, eski ve verimsiz santrallar yenilenememektedir.  Bazi bolgelerde guc yetersizlikleri ciddi boyutlara varmistir.

Hukumet hukuki ve anayasal sorunlarin asilma cabalarinda, kurallari uyumlu hale koyarak ve ozellestirmeyi hizlandirarak esneklik gostermistir.  Ozellestirme programinin yerini isletme hakki devri almistir.  Ayrica 1994 yilindan bu yana, BOT programlarini daha cekici kilmak ve yabanci yatirimcilara cazip hale getirmek icin cesitli yasalar gecirilmistir.  Fakat BOO programlari hakkindaki kararnamenin yasa disi bulunmasi, ozellestirme programini ve yeni yatirimlari geciktirmis, 1997 Temmuzu'nda Parlamento yeni bir yasa gecirmistir. 

Hak devirleri ve BOT/BOO programlari ile ilgili yasal kosulllarin acikliga ve istikrara kavusturulmasi geregi vardir.  Aciklik ve istikrar, ozel sirketlerin yatirimlarini degerlendirmelerine imkan verecek, elektrik sektorunu yatirimlar acisindan daha guvenli ve cazip hale getirecektir.  Boyle bir cerceve, seffaf ve yarismaci ihale kosullarini saglayip, ozel sektorun guvenini arttiracak ve en verimli projelerin secimini mumkun kilacaktir.

Dengeli bir yasal cerceve ayrica, yonetim sureclerini basitlestirmenin yaninda, ozel sirketlerle veya kamu sirketlerinin yonetimleri arasinda dogrudan pazarlikla yapilan mukavele anlasmalarini ortadan kaldiracaktir.  Hizli yonetim sureclerinden otoureticilerin de yarar saglamasi sozkonusudur.

Elektrik sektorunun yeni tasarimi esas olarak, ozel sirketlerle TEAS arasindaki uzun sureli mukavelelere dayali gorunmektedir.  Bu mukaveleler, yatirimcilarin ustlendigi riskleri azaltmaya ve yatirimlari tesvik etmeye yonelik anlasmalardir.  Fiyat belirleme mekanizmasi bir spot piyasasindan farkli olmakla beraber, temin edicilerin sayisini artirmak ve teklif sureclerini devreye sokmak, rekabetci bir piyasayi tesvigin iki yontemidir.  Daha fazla rekabete dogru bir adim olarak, dagiticilarin ve giderek artan sayida tuketicinin kendi temin edicilerini secerek, fiyat pazarligini dogrudan yapabilmelerine imkan taninmasidir.

TEAS bagimsiz guc ureticilerinden (IPP) anlasmali fiyat uzerinden 20 yil sureyle elektrik alinca, satin alma fiyati sabit terimlerle, TEAS'in ortalama uretim maliyetine esit veya o duzeyde olmaktadir.  Fakat bu, mukavele suresi boyunca bir ortalamadir.  Ilk birkac yil icin alim fiyati, ozel sirketin yatirimlarini daha cabuk amorti edebilmesi icin yuksektir.  Bu yuksek fiyat suresi dolduktan sonra, TEAS anlasmalarin tam maliyetini tuketicilere yansitabilmelidir.

Elektrik sirketlerinin muhasebeleri uretim, iletim, dagitim ve diger etkinlikler kalemlerine ayrilmali, maliyetlerle fiyatlarin seffaflasmasi saglanmalidir.  Ayrica, TEAS'in ozel sektore devredilmeyecek olan kisimlari ozerklestirilerek, kurum diger sirketlerle esit sartlara kavusturulmalidir.

Elektrik sektorunun daha fazla rekabete dogru evriminin denetim ve tesviki icin piyasa seffafligina ihtiyac olduguna gore, bagimsiz bir duzenleyici kurum olusturulmalidir.  Tarifelerin adil ve seffaf olmasini saglamak, satin alma mukaveleleri de dahil olmak uzere dogabilecek anlasmazliklari cozebilmek icin, ucuncu partilerin iletim ve dagitim aglarindan yararlanabilmelerine dair acik kurallar konmalidir.  Bu durum, sistemin seffafligini takviye edecek, piyasadaki gercek ve potansiyel oyuncularin guvenini artiracaktir.

Hukumet uretim planlamasindan kademeli olarak uzaklasip bu islevi TEAS'a ve emsal diger kamu kuruluslarina devretmelidir.  Temin guvenligi ve maliyet minimizasyonu hedeflerine, merkeziden ziyade ticari cercevede alinan kararlar en iyi sekilde hizmet edecektir.

Yuk dagitim sisteminin iyilestirilmesi ve daha esnek bir tarife sistemi gibi incelenmekte olan diger onlemler de keza, daha verimli bir temin sistemi saglayacaklarindan dolayi, tesvige sayandir.  Basta Avrupa olmak uzere daha fazla sayida enterkonnekte baglanti, arz ve talep dengesinin daha iyi yonetimini saglayacaktir.  Uzun vadede sistemin, bir spot piyasasina dogru evrimi olasiligi, potansiyel yararlari acisindan irdelenmelidir.

Nukleer enerjinin gelisimi, yakit cesitliliginin ve temin guvenliginin artmasina, CO2 emisyonlarinin azalmasina yardimci olacaktir.  Verimli ve seffaf bir kontrol saglayabilmek icin, organizasyonun kontrol yapisi, ilgili taraflardan bagimsiz olmalidir.  Guvenlik, muhendislerle teknisyenler icin profesyonel egitim ve acil durum planlari, nukleer guc uretiminde uzun deneyimleri bulunan diger ulkelerin sundugu orneklerden de yararlanilarak dikkatle irdelenmelidir.  Hukumet seffaf bir karar sureci izleyerek, kamuoyundan onay saglamaya calismalidir.

 

ELEKTRIK ONERILERI

Hukumet;

1.)      Fiyatlarin tum temin maliyetlerini kapsamasini saglamak, bolgesel ve tuketiciler arasi capraz subvansiyonlari ortadan kaldirabilmek icin elektrik fiyatlandirma sisteminde acilen reforma yonelmelidir,

2.)      BOT/BOO projeleri ile TEAS ve TEDAS tesislerinin devri icin, ticari acidan gercekci, istikrarli ve tutarli bir yasal cerceve olusturmalidir,

3.)      Maliyetlerle fiyatlarda seffafligi garantileyebilmek amaciyla, elektrik sirketlerinin muhasebelerini ayrintilandirmalidir,

4.)      Kamu sirketlerini, ozellestiremezse ozerklestirmelidir,

5.)      Hem kamu ve hem de ozel sirketler acisindan denetim ve fiyatlandirma konularini yonetecek bagimsiz bir denetleyici olusturmalidir,

6.)      Basta otouretim ve aga erisim alaninda olmak uzere, elektrik uretim ve dagitiminda rekabet kosullarini kuvvetlendirmelidir,

7.)      Uretim planlamasindan kademeli olarak cekilmeli, bu islevi TEAS ve ilgili kamu kuruluslarina devretmelidir,

8.)      Nukleer guc programiyla ilgili tesislerin guvenligini garantilemek icin gerekli olan bagimsiz yonetim yapilarini guclendirmeli, kamuoyunun onayini kazanmak icin cabalarini surdurmelidir.

 

 

YENILENEBILIR ENERJI KAYNAKLARI

YENILENEBILIR ENERJI ARZ VE TALEBI

Yenilenebilir enerji uretim ve kullanimi 1995 yilinda 10.3 mtpe’yi, yani TBEA'nin %16.5'ini bulmustur.  Yenilenebilir enerji, komurden sonra ikinci en buyuk yerli kaynagi olusturmaktadir.  Gecmis 20 yil icinde azalma egilimi gostermis olmakla beraber, 1995 yilinda TBEA'ndaki payi IEA ortalamasinin neredeyse uc katidir.  Yenilenebilir enerji arzinin ucte ikisinden fazlasi, cogunlukla odun ve tezek gibi ticari olmayan yakitlardan olusmaktadir.  Bu kaynaklar genellikle, konut sektorunde isi icin kullanilmaktadir.  Fakat biyokutleden elektrik uretimi yakin zamanlarda gelistirilmistir.  Yenilenebilir enerji arzinin kalan ucte biri, agirlikli olarak, 1995 yilindaki elektrik uretiminin %41'ini saglamis olan hidro gucudur.  ETKB yenilenebilir kaynaklardan enerji uretiminin artacagini ongormektedir.  Fakat toplam arz icerisindeki payi dusecektir.

Biyokutle ve hayvan urunleri tuketimi 1995 yilinda 7 mtpe'dir.  1995'te 5 mtpe olarak kaydedilen odun kullanimi, ormanlarin azalmasi sorununa yol acmaktadir.  Konut yapiminda da kullaniliyor olmasi nedeniyle aslinda daha buyuk olan odun tuketiminin, 2000 yilinda 8.1 mtpe’ye ulastiktan sonra biraz azalmasi beklenmektedir.

Hidro uretim 1995 yilinda 3.1 mtpe'dir.  Bu uretim gecen yirmi yil icinde 13 misli artmistir.  EIEI'ye gore Turkiye, ucte ikisinden fazlasi henuz devreye sokulmamis olan 125 TWs'lik bir ekonomik hidro potansiyeline sahiptir.  Hidro uretimin artis egilimini surdurerek, 200 yilinda 3.6 mtpe’ye ve 2010 yilinda 6.7 mtpe’ye ulasmasi beklenmektedir.  Bu kurgunun agirlikli kismini buyuk hidrosistemler olusturmaktadir ve 1996 yilinda, 10 MW'tan kucuk santrallari toplam kapasitenin %2'sinden azini olusturmustur.

Jeotermal enerjinin TBEA'na katkisi 1995 yilinda, 86 GWs'lik elektrik uretimi de dahil olmak uzere 138 ktpe'dir.  Resmi tahminler isinma amacli jeotermal enerji kullaniminin anlamli artislar gostererek, 2000 yilinda 1.5 mtpe’ye ve 2010 yilinda 5.7 mtpe’ye ulasacagini ongormektedir.  1984 yilinda 15 MW'lik bir jeotermal santral devreye girmistir.  EIEI toplam teorik kapasitenin 200 MW civarinda oldugunu varsaymakta olup, bu kapasitenin degerlendirilmesi calismalarina devam etmektedir.  EIEI'nin incelemelerine gore Ege ve Marmara bolgelerinde henuz kesfedilmemis buyuk bir potansiyel vardir.

Gunese dayali termal enerji, kucuk oranda dogrudan kullanilmakta olup, 1990-95 arasinda iki mislinden fazlasina katlanarak, 1.9 milyon metrekarelik termal kollektor alaniyla, 52 mtpe’ye ulasmistir.  Turkiye'de 100'e yakin plaka kollektoru ureticisi vardir.  Kayitlarda fotovoltaik uretim yoktur.  Gunes enerjisi kullaniminin 2000'de 94 ktpe'ne, 2010 yilinda da 308 ktpe'ne ulasmasi beklenmektedir.

EIEI Marmara, Ege ve Guneydogu Anadolu bolgelerinde ruzgar gucunun kullanimina uygun yoreler belirlemistir.  Izmir yakinlarinda 55 kW'lik bir turbin jeneratoru insa edilmis olup, Marmara Bolgesi'nde de BOT programi altinda bir ruzgar ciftliginin insasi tasarlanmaktadir.

 

POLITIKA

Cevre Bakanligi, jeotermal isi ve diger cevredostu yatirimlarin gelisimini tesvik amaciyla, sermaye yatiriminin %45'ine varan oranlarda, %10 vadeli dusuk faizli krediler dagitmaktadir.  Ayrica, prototip projeleriyle ilgilenmektedir.  Hukumet, CO2 emisyonlarinin azaltilmasi planinin bir parcasi olarak, jeotermal projelere finansman cazibesi kazandirmayi dusunmektedir.

ETKB bu alanda, potansiyel yenilenebilir kaynaklar da dahil olmak uzere cesitli islevler yerine getiren EIEI kanaliyla etkindir.

Ormanlarin hemen hepsi kamu mulkiyetinde olup, Orman Mudurlugu kanaliyla yonetilmektedir.  Hukumet, yeni dikimleri de iceren bir orman yonetim programi uygulamistir.  Konutlara, 325,000 adet odun yakan eski sobanin degistirilmesi icin %0 faizli kredi verilmektedir.

Ankara belediyesinin, basta gunes enerjisiyle isitma, PV enerji ve ruzgardan elektrik uretimi olmak uzere, enerji ihtiyacinin %10'unu yenilenebilir kaynaklardan saglamak gibi bir yerel hedefi olmakla beraber, bu kaynaklara yonelik hicbir ulusal hedef yoktur.  Bu yerel plan cercevesinde, basarili tasarimlari konut denetimine dahil edebilmek amaciyla, binalarda pasif gunes enerjisi kullanimina yonelik calismalar yapilmaktadir.  Hidro ve jeotermal isi konularinda belediye destegi vardir.

1996 yilinda yenilenebilir enerji arastirma gelistirmesine ayrilan kaynaklarin, 1.185 milyar TL oldugu tahmin edilmekte ve bu tutar, toplam enerji ar-ge harcamalarinin %4.6'sini olusturmaktadir.  Desteklenen ana kaynak, isinma ve klimaya yonelik gunes enerjisidir.

 

ELESTIRI

Yenilenebilir kaynaklarin durumu, enerjinin tipine gore degismektedir.  Odun kullanimi surdurulebilir olmalidir.  Hidro ve jeotermal potansiyel buyuktur, fakat diger kaynaklar henuz gelismemistir.

Odun tuketiminin ormanlara zarar vermemesi gerekmektedir.  Hukumet bu soruna, ozellikle yasa disi kesimle mucadeleyi ve dikim cabalarini arttirarak egilmelidir.

Elektrik agi buyuk oranda yayginlastirilmis ve elektrik fiyatlari konutlar icin dusuk duzeyde tutulmustur.  Konut sektoru lehine calisan capraz subvansiyonlarin kademeli olarak azaltilmasi yaninda elektrik ve diger konvansiyonel yakit fiyatlarinin, maliyetleri yansitacak sekilde piyasa duzeylerine cikarilmasi, yenilenebilir kaynaklara esit sartlar altinda rekabet imkani saglayacaktir.

Yenilenebilir kaynaklara destek, maliyet etkinligi cercevesinde verilmelidir.  Yenilenebilirler alanindaki hukumet politikasinin olumlu unsuru, bu kaynaklardan enerji uretiminin ekstra maliyetini hesaba katmayan genel anlamda bir tesvigin bulunmamasidir.  Enerji icin finans kaynaklari sinirli olduguna gore, yenilenebilir kaynaklara verilecek destegin maliyet acisindan en etkin projelere oncelik uzerinde yogunlasmasi gerekir.  Yenilenebilir kaynaklarla ilgili ihale surecleri, bu tur projelerin desteklenmesini garantilemeyi hedeflemelidir.

 

YENILENEBILIR ENERJI KAYNAKLARI HAKKINDA ONERILER

Hukumet;

1.)    Orman kaybi sorunuyla ilgilenmeye devam etmelidir,

2.)    Konvansiyonel yakit fiyatlarinin piyasa duzeylerine ulasmasina imkan tanimak suretiyle, yenilenebilir kaynaklar icin serbest rekabet ortami saglamalidir,

3.)    Bu kaynaklari desteklerken maliyet acisindan en etkin projelere oncelik tanimalidir.

 

 

ENERJI VE CEVRE

Turk cevre politikasinin ana hedefi, gelismeyi tesvik ederken cevreyi koruyup gelistirmektir.  Cevre politikasi, enerji politikasinin cevre sorunlarini hesaba katmasini ve ekonomik gelisme icin gerekli olan enerji talep artisiyla cevre ilgileri  arasinda bir denge kurulmasini amaclamaktadir.  Cevre Bakanligi 1991 yilinda kurulmus ve 1997'den bu yana, yeni enerji yatirimlariyla ilgili kararlarin tumune katilmistir.  Basbakanlik kararina gore 1997 yili Turkiye'de Ulusal Cevre Yili ilan edilmistir.

 

ENERJIYLE ILGILI CO2 EMISYONLARI

Enerjiye bagli CO2 Emisyonlari

Enerji kokenli CO2 emisyonlari, 1990'den itibaren yillik %3 ortalamayla 1995 yilina kadar toplam %15.9 artarak, 1995 yilinda 160.5 mt'a ulasmistir.  Turkiye IEA uyesi 24 ulke arasinda, 1990-95 arasi artis hizi itibariyle 3. olmakla beraber, 1995 yilinda hala, kisi basina en dusuk enerji kokenli CO2 emisyonuna sahiptir.  Fakat hem kisi ve hem de birim gayrisafi yerel hasila (GSYH) basina emisyon miktarlari artmaktadir.

Komur ve komur urunlerinden kaynaklanan enerji kokenli CO2 emisyonlari, 1990-95 arasinda hafifce azalmistir.  Basta elektrik ve rafineri sektorleri olmak uzere enerji kokenli ve ulasim sektorundeki CO2 emisyonlari artarken, sanayi sektorundeki emisyonlar yaklasik olarak sabit kalmistir.

Enerji tuketim tahminleri CO2 emisyonlarinda hizli bir artisa isaret etmekte, bu emisyonlarin 2000 yilinda, 1995'e gore %48'den fazla bir artisla 238 mt'a, 2010 yilinda da 425 mt'a ulasmasi beklenmektedir.  Fakat bu tahminler gozden gecirilmektedir.  Dogal gaz ve ihtal komur tuketiminin yukariya, yerli linyit tuketiminin ise asagiya cekilmesi, enerji kokenli CO2 emisyonlarinda daha dusuk bir artisa yol acacaktir.  Ayrica, enerji verimliligini arttirmak amaciyla alinmis olan onlemlerin bu emisyonlari daha da azaltmasi gerekmektedir, ki bu husus emisyon tahminlerine dahil edilmemistir.

 

Sera Gazi Emisyonu Politikalari

Turkiye, Iklim Degisikligiyle Ilgili Cerceve Antlasma'yi (Framework Convention on Climate Change-FCCC) imzalamamistir.  Hukumet Turkiye'nin, bir OECD uyesi olmasina ragmen, bu anlasmada gelismekte olan bir ulke muamelesi gormesini istemekte ve ulkelerin CO2 azaltim yukunu, goreceli gelisme duzeylerini yansitacak bicimde paylasmasi gerektigini dusunmektedir.

Fakat Turk Hukumeti anlasmanin ruhuyla hemfikirdir.  Goruslerinin dikkate alinacagi ve yukumluluklerinin 'kademelendirilmis sorumluluklar' temelinde belirlenecegi beklentisiyle, konvansiyona katilmak icin gerekli Parlamenter surecleri baslatmistir.

Turkiye ayrica, Sera Gazi emisyonlariyla ilgili olarak muhtelif onlemler almistir:

1.)      Ulusal Iklim Koordinasyon Kurulu sera gazlari ile ilgili olarak FCCC'ye uye ulkelerin yaptigi dogrultuda bir rapor hazirlamistir.  Bu rapor basta hidroelektrik ve fosil kaynaklar icin ileri yanma teknolojileri olmak uzere yenilenebilir kaynak kullaniminin artirilmasini onermektedir,

2.)      Iklim degisikligi konusundaki bilimsel gelismeleri takip edip degerlendirecek ve ulusal sera gazi envanterini cikartacak bir calisma grubu olusturulmustur,

3.)      Cevre yatirim onceliklerini belirleyip genel enerji ve ekonomi politikalarina ithal etmek uzere, Dunya Bankasi tarafindan desteklenen ve DPT tarafindan yurutulen bir 'Turkiye Ulusal Cevre Stratejisi ve Eylem Plani' projesi olusturulmustur.

Bu planla ilgili olarak DPT, CO2 emisyonlarini azaltma onlemlerini iceren bir 'Ulusal Ajanda 21' taslagi hazirlamaktadir.  Bu plan, bazilari zaten uygulanmis olan su onlemleri ongormektedir:

1.)    Elektrik uretimi ve konut sektorunde isitma icin daha fazla dogal gaz kullanimi,

2.)    Yenilenebilir kaynaklarla ilgili ar-ge destegi ve jeotermal projelerin kuvvetlendirilmesi,

3.)    Izolasyon ve isitma sistemlerinde iyilestirmeler,

4.)    Ulasim sektorunde alternatif yakit kullaniminin artirilmasi,

5.)    Kojenerasyon icin finans destegi,

6.)    Nukleer santral insasi.

 

DIGER EMISYONLAR

Emisyon Egilimleri

Fosil yakit kullanimindaki artis, kirletici emisyonlarinin da buyumesine yol acmistir.  Otomobil sahipligindeki hizli artisa paralel olarak artan ulasim yakiti talebi, kentlerdeki hava kirliligini artirmistir.  Ayrica, dizel yakitin maksimum sulfur icerigi %0.7 k/k (kutle/kutle) olup, diger IEA ulkelerince musaade edilen %0.05 k/k veya altindaki oranlarin cok uzerindedir.  Isinmak icin kismen hala linyit kullanan kent nufusundaki buyume nedeniyle artan isi talebi, kentlerdeki kirlenmenin bir diger sebebidir.

Hukumet toplam emisyonlarla ilgili istatistik toplamamaktadir.  DIE'ye gore, SO2 ve parcacik emisyonlari artmaktadir.  Keza, elektrik sektorunden kaynaklanan NOx ve SO2 emisyonlari...

 

Cevre Denetimi ve Politikasi

Son yillarda Hukumet, enerji kaynaklarindan dogan kirlenmeyi azaltmak icin bir dizi onlem almis veya almayi tasarlamaktadir:

1.)      Konutlarca kullanilan yuksek kukurtlu linyitin dusuk kukurtlu ithal komurle ikamesi yonunde onlemler alinmistir.  Bazi sanayi bolgelerinde, yerli taskomurun yerini dusuk sulfurlu ithal komur almistir.  Buyuk kentlerdeki artan dogal gaz kullanimi da kirletici emisyonlarinin azalmasina katkida bulunacaktir,

2.)      Otomotiv dizelin maksimum kukurt iceriginin 2000 yilinda, simdiki duzeyi olan %0.7 k/k'dan (kutle/kutle), Tupras'in rafinerilerdeki yatirimlarin gelisime bagli olarak  %0.2 veya 0.05 k/k'ye dusurulmesi planlanmaktadir.  Kukurt icerigi icin Ocak 1997'de belirlenen ilk program, Tupras'in bu takvimi gerceklestirecek yatirim kaynaklarinin hazir olmadigi gerekcesi yuzuden ertelenmistir.  Agir fuel oilin maksimum kukurt icerigi %3.5 olup, kukurt icerigine bagli bir vergilendirme farkliligi yoktur.  Kursunsuz benzine uygulanan vergiler, kursunlu benzininkinin biraz altindadir,

3.)      1986 tarihli Hava Kalite Kontrol Duzenlemesi, yanma tesisleri icin ceza da iceren emisyon sinirlari yaninda, endustriyel olan veya olmayan bolgeler icin global emisyon standartlari belirlemektedir.  Yerel Halk Sagligi idareleri yerel hava kalitesini izlemekte olup, sinir degerlerin asilmasi halinde kirletici emisyonlarinin azaltilmasi icin gereken onlemleri alabilmektedirler.  Linyite dayali tum guc santrallarinin FGD ekipmani ile donanimi sarttir.  Bu ekipman ayrica, mevcut linyit santrallarina da yerlestirilmekte, 1986 tarihli duzenleme gozden gecirilmektedir,

4.)      Cevre Bakanligi 1992 yilinda; arabalar, kamyonlar ve tirlarin emisyon testleri icin bir duzenleme getirmistir.  Bu duzenleme, musaade edilen maksimum emisyon duzeylerine uyulmadigi takdirde cezalar ongormektedir.  Kullanilmis araclarin satisi sirasinda emisyon testi sarttir,

5.)      Cevresel Etki Degerlendirmesi ile ilgili olarak 1993'te cikartilan duzenleme, yeni guc santrallari da dahil olmak uzere tum yeni yatirimlar icin etki degerlendirmesini sart kosmaktadir.  Cevre Bakaligi yatirimlara, bu degerlendirmenin sonucuna gore izin vermektedir.

Hava kalitesini iyilestirmek amaciyla yerel duzeyde onlemler de alinistir;

1.)      Kitle ulasimina, kent trafiginde ve dolayisiyla hava kirliliginde azalmaya yol acacak yatirimlar yapilmaktadir.  1996 yilinda Ankara'da, 2000 yilinda da Istanbul'da birer metro devreye girmis olup, her ikisinin de erisim hatlari genisletilmektedir,

2.)      Istanbul Belediyesi, izolasyon yatirimi yapan konutlar icin daha dusuk dogal gaz fiyati onermektedir,

3.)      Kentlesmis alanlardaki hava kirliligini olcen sistemlerin sayisi arttirilmis ve periyodik bilgiler saglanmaya baslanmistir.  Belediyeler, linyit gibi bazi yakitlarin yasaklanmasi da dahil olmak uzere bir takim onlemler almistir. 

 

ELESTIRI

Hukumetin FCCC'ye katilim dusuncesi, sera gazi emisyonlarinin daha kapsamli denetimi acisindan takdire sayandir.  Turkiye ayrica, emisyon kaynaklarinin ve bu kaynaklarin evriminin daha iyi anlasilmasini mumkun kilacak olan bir ulusal sera gazi envanteri hazirlamaktadir.

Kisi basina enerji kulanimi ve CO2 emisyonlari, diger IEA ulkelerine oranla dusuk olmakla beraber, ulusal gelir artisi ve ulkenin hizla kentlesmesi sonucu hizla artmaktadir.  Bu durum, sera gazi emisyonlarinin azaltilmasi yonundeki cabalarin arttirilmasini gerektirmektedir.  Ilk adim olarak enerji fiyatlandirmasinin, maliyetleri yansitacak bicimde reforma tabi tutulmasi, sadece enerji verimliligini arttirmakla kalmayip, CO2 emisyonlarini da azaltacaktir.

Yerel ve ozellikle de kentlerdeki kirletici emisyonlari ile ilgili olarak, bir onceki derinlemesine rapordan bu yana bir miktar ilerleme kaydedilmistir.  Cevresel etki degerlendirmesi ile ilgili yasanin benimsenip uygulamaya konmus olmasini ve belediyelerce alinan bazi onlemleri bu kapsamda zirketmek mumkundur.  Hava kirliliginin daha iyi izlenmesi sayesinde, yetkililer sorun alanlarini belirleyip uygun duzeltici onlemleri alabileceklerdir.  Fakat hava kalitesini iyilestirmek icin cesitli onlemlerin alinmasi ihtiyaci vardir.  Bu onlemler, CO2 emisyonlarini azaltmak suretiyle global cevreye de olumlu katkida bulunabilir.

Fiyat reformu bu durumu su acilardan iyilestirecektir:

1.)    Enerji verimliligini arttirarak,

2.)    Elektrik uretim ve iletim sirketi TEAS'in FGD uniterlerine gerekli yatirimlari yapabilmesini saglayarak.  Bu husus, SO2 emisyonlarinin esas kaynagi linyit oldugundan onemlidir,

3.)    Tupras'in yakit kalitesini iyilestirmek icin gerekli yatirimlari yapabilmesini mumkun kilarak.

Linyitten dogal gaza daha yuksek oranda gecis, kentlerdeki hava kalitesinin iylesmesine katkida bulunacaktir.  Fiyat reformuna ilaveten, gaz dagitim agina yapilacak olan yatirimlar daha fazla sayida insanin bu kaynaktan faydalanmasini saglayacaktir.

Hava kalitesiyle ilgili yasalar ve duzenlemeler, kurallara uyulmamasi halinde cezalar ongormektedir.  Hukumet bu onlemlerin etkinligini, belki kontrollari arttirip cezalari yukselterek garantilemelidir.

Otomobil sahipliginin buyuk oranda artmasi beklenmektedir ve ulasim kaynakli kirletici emisyonlarinin azaltilmasi icin su onlemlere ihtiyac vardir:

1.)     Otomotiv dizelindeki cok yuksek oranli kukurt iceriginin azaltilmasi, kentlerdeki hava kirliligine katkisi buyuk oldugu icin acilen gereklidir.  Ayrica, dusuk kukurtlu benzin ve dizel yakiti, arac filolarinin NOx ve CO emisyonunu anlamli miktarda azaltmaktadir.  Hukumet yeni duzenlemelerin hayata gecirilmesi icin bir zaman hedefi belirlemeli ve bunu degistirmemelidir.  Rafineriler uyum saglamali ve gerekli yatirimlari yapmalidir.  Tupras'in hukumet tarafindan planlandigi uzere ozellestirilmesi ve fiyatlari cogu kez uluslararasi duzeyin altinda belirleyen hukumet mudahalelerinin sona erdirilmesi, rafinerilerin gerekli yatirimlari basarmasina yardimci olacaktir.  Bu arada, dusuk kukurt oranli ham petrol alimi, urunlerin kalitesini iyilestirecektir.

2.)     Vergilerin, cevresel olanlari da dahil olmak uzere dis maliyetleri de icsellestirecek duzeyde belirlenmesi yerinde olacaktir.  Bu onleme, bazi yakitlarin kukurt iceriginin hala yuksek olmasi acisindan ozellikle ihtiyac vardir.

3.)     Kitle ulasimina yapilacak yatirimlar, trafik hacmini azaltip akisini iylestirmek ve dolayisiyla kentsel hava kirliligini azaltmak icin surdurulmelidir.

 

ENERJI VE CEVRE ONERILERI

Hukumet:

1.)    CO2 emisyonlarini azaltma yonundeki cabalari surdurmeli,

2.)    Hava kalitesiyle ilgili mevcut duzenlemelerin uygulanisini iyilestirmeli,

3.)    Ozellikle kentsel alanlarda, yuksek kukurt icerikli linyitten dogal gaza gecisi tesvik etmeli,

4.)    Trafigin evrimini gozetlemeli ve kitle ulasimi yatirimlarina devam etmeli,

5.)    Petrol urunlerinin kukurt icerigini mumkun olan en kisa zamanda azaltacak onlemleri almali,

6.)    Basta dusuk kukurtlu fuel oilinki olmak uzere, daha temiz yakitlarin kullanimini tesvik amaciyla kademelendirilmis vergiler koymalidir.

 

 

TEKNOLOJI, ARASTIRMA VE GELISTIRME

 

Ulusal eneri ar-ge programlarinin ana hedefi, orta ve uzun vadeli enerji arzini guvence altina almaktir.  Bu da yerli komurun ve jeotermal, gunes, ruzgar gibi yenilenebilir kaynaklarin temiz kullanimi, ozellikle enerji yogun endustrilerde enerji verimliligi ve tasarrufunun tesviki kanaliyla basarilabilir.

Bilim ve Teknoloji Ust Kurulu ar-ge onceliklerini periyodik planlar halinde belirlemektedir.  Basta gelen kamu ar-ge kurumu olarak TUBITAK, bu onceliklerin belirlenmesinde tavsiye rolune sahiptir.  Enerji alanindaki ar-ge etkinlikleri, vurgu daha ziyade bilgisayar ve enformasyon sistemleri uzerinde oldugundan, hukumetin ust duzey oncelikleri arasinda degildir.

Ar-ge etkinliklerinin kamu ile ozel sektor arasindaki dagilimi, %80 kamu ve %20 ozel sektor olarak tahmin edilmektedir.  Hukumet 1995 yilinda ozel endustrilerde ar-ge'yi tesvik icin bir program baslatmistir.  Ar-ge projelerinin toplam maliyetlerinin %50'ye kadar varan kismina kamu fonlamasi saglanabilmektedir.  Hukumet ayrica, entellektuel mulkiyet haklariyla ilgili yasayi, AB duzenlemeleriyle uyum saglayacak sekilde degistirmistir.

Kamunun enerji alanindaki ar-ge harcamalari tahminen, 1995 yilinda 189 milyar TL (4.1 milyon dolar) iken, 1996'da 258 milyar TL (3.2 milyon dolar) olarak gerceklesmistir.  Bu veri, KIT'lerin harcamalarini da icermektedir.  Kamunun birim gayrisafi yerli hasila (GSYH) basina ar-ge butcesi, IEA ulkelerinin herhangi birininkinden cok daha kucuktur.  1995 yilinda, kamunun enerji ar-ge butcesinin ucte ikisinden fazlasi fosil yakitlara, %16'si nukleer arastirmalara, %4'u enerji tasarrufuna, %1.6'si da yenilenebilir kaynaklara hasredilmistir.  1996 yilindaki tahminler bu oranlari %57, %23, %7 ve %4.6 olarak gostermektedir.  Yenilenebilir kaynaklar butcesi 1996 yilinda, Gunes enerjisiyle isinma ve klima fonlarindaki sivri artislar nedeniyle, neredeyse dort misline katlanmistir.

Kamu ar-ge faaliyetleri, kamu kuruluslari ve universiteler tarafindan yurutulmektedir.  En onemli sektorlerarasi arastirma kurulusu TUBITAK'tir.  TUBITAK iki arastirma enstitusune ilaveten, ar-ge faaliyetleri sadece enerjiyle sinirla kalmayip, enformatik konusunu, temel ve teknolojik arastirmalari da kapsayan Marmara Arastirma Merkezi'ni yonetmektedir.  TUBITAK ayrica, arastirma camiasinda genis denetim sorumluluklarina sahiptir ve uzun vadeli ar-ge programlarinin etkinlik ve esgudumunu saglama konusunda yetkili yegane kurulustur.  Diger ana islevleri; universiteler ve kamu veya ozel arastirma kurumlari tarafindan yapilan ar-ge faaliyetlerine finans destegi vermek, seminerler ve calistaylar kanaliyla bilgi dagitimini saglamak, burslar vermek, bilimsel ve teknik alanda uluslararasi iliskileri yurutmektir.  TUBITAK ayrica hukumet icin, bilim ve ar-ge alaninda politika olusturup tavsiyelerde bulunan bir kurumdur.  Enerji alanindaki TUBITAK projeleri esas olarak enerji verimliligi ve yenilenebilir kaynaklar uzerinde yogunlasmis olup, yeni teknolojilerin devreye sokulabilmesi acisindan onem tasiyan bir sekilde saha uygulamalariyla iliskilidir.  1996 yilinda TUBITAK'in enerji alanindaki ar-ge harcamalari 25 milyar TL olup, Turkiye'nin bu alandaki harcamalarinin %10'unu olusturmaktadir.

TUBITAK daha fazla ozel sermaye katkisi cezbetmeye calismaktadir.  1990 yilinda TUBITAK'in toplam ar-ge harcamalari kaynak itibariyle, %90 kamu kokenli ve %10 mukavele temelli arastirma iken, bu oranlar 1996'da %66 ve %34 olarak degismistir.

Marmara Arastima Merkezi'ndeki Enerji Sistemleri Bolumu, ulkenin yenilenebilir kaynaklar alanindaki orta ve uzun vadeli ihtiyaclarini hedefleyen arastirmalar yapmakta olup, ozellikle gunes, ruzgar ve biyokutle teknolojileri uzerinde yogunlasmistir.  Gunes kollektorlerinin optimizasyon karakteristiklerini iyilestirmeye yonelik verimlilik ve dayaniklilik testlerini amaclayan bir arastirma projesi, ureticilerle isbirligi cercevesinde yurutulmektedir.  Diger arastirmalar, emici sogutma (absorption cooling) sistemleri icin yuksek verimli kollektorleri ve deniz suyunun verimli aritimini hedeflemektedir.  Bati sahillerinin muhtelif bolgelerinde ruzgar tarlalarinin insasi ve yerel tatli sorgumun, guc uretimi, isitma kazanlari ve ev sobalarinda linyitin yerini alabilmesine yonelik olabilirlik calismalari da yapilmaktadir.

ETKB MTA'daki, maden arama ve cikarma islerine ilaveten temel jeolojik etud ve arastirmalar da yuruten teknik personeli yonetmektedir.    MTA'nin ana hedefleri, temel jeolojik etudleri, madenler ve endustriyel hammaddelerle ilgili arama ve teknolojik arastirmalari yapmaktir.  Arama faaliyetleri cogunlukla, endustrinin ve enerji uretiminin ihtiyac duydugu metalik mineraller ve hammaddeler uzerinde yogunlasmistir.  MTA ayrica, teknolojik degerlendirmelere ve aramalarin ekonomik olabilirligine temel olusturmak uzere, kesfedilmis olan maddelerin kalite ve miktarini belirlemeye yonelik calismalar da yapmaktadir.

ETKB, Karadeniz Bolgesi ve Orta Asya Ulkeleri Arasinda Enerji Alaninda Isbirligi Icin Bolgesel Calisma Grubu (REWG) ile isbirligi halinde enerji ar-ge'si uzerinde, ozel sektorun katki miktarini ve gelecekteki oncelikler siralamasini daha saglikli bir sekilde belirleyebilmek amaciyla veri toplamaya yonelik bir program yurutmektedir.

Nukleer alandaki ar-ge calismalari TAEK tarafindan yurutulmektedir.  TAEK'e ilaveten, MTA ve bazi universiteler de belli bazi nukleer projelere katilimcidir.

Ar-ge acisindan uluslararasi isbirligi artmaktadir.  TUBITAK, cogunlukla cevre konulariyla ugrasan gayet iyi tanimlanmis projelerle mesguldur.  Turkiye, IEA'nin alti ayri uygulama anlasmasina (implementing agreements) katilmistir.  Ayrica, AB programlari Turkiye'ye acik olup, AB fonlarindan yararlanmak mumkundur.  Turkiye ayni zamanda REWG'nin de bir uyesidir.  Bu orgutun, Teknoloji Transferi ve Ar-Ge Isbirligi ile ilgili Alt Calisma Grubu, enerji teknolojisindeki gelismeler ve yeni teknolojilerin transferi icin yardim konularinda bilgi alis verisi uzerinde calismaktadir.

 

ELESTIRI

Turkiye'nin ar-ge alanindaki kamu butcesi cok mutevazidir.  Ar-ge projelerinin cok iyi odaklanmis oldugu ve Turkiye'nin ihtiyaclarina uydugu gorulmekte, fakat 1990'li yillarda kamu ar-ge butcesinin yildan yila, hic kuskusuz programlarin oncelik tayininde surekliligin bulunmayisi nedeniyle sicramalara ugradigi gorulmektedir.

Ulusual enerji tuketimindeki artis egiliminin beklenen devami, enerji ar-ge butcesinin, belirlenen enerji politikalarini yakindan ve tutarli bir sekilde yansitan bir dagitimla optimizasyonunu onemli kilmaktadir.  Ar-ge programlari uzun vadeli olduklarindan, Hukumet fonlamadaki surekliligi garantilemelidir.  Kamunun ar-ge fonlamasindaki yillik degiskenligin buyuk olmasi, ozel kuruluslarin kamu ar-ge projelerine katilimindaki artisi da engelleyebilir.

Hukumet kamu fonlarinin kucuklugu karsisinda, ar-ge'den sorumlu cesitli kuruluslar arasinda daha iyi bir esgudum imkani olup olmadigina bakmalidir. Ayrica, toplam kamu fonlamasinin iyi yonetilip yonetilmedigi degerlendirilmelidir.  Ozellikle, 1996 yilinda, komurun kamu ar-ge harcamlarindaki payi sadece %5.5 olup, Turkiye'deki komur uretiminin onemiyle kiyaslandiginda hayli kucuktur.  Kayitlarda, guc teknolojilerine ayrilmis hicbir harcama yoktur.  Yenilenebilir uretimin artmasi beklendigine gore, en etkin yenilenebilir kaynaklara yonelik ar-ge'ye daha buyuk onem verilebilir.  Genel olarak, kamunun nukleer alandaki ar-ge harcamalari diger yakitlara oranla buyuktur.  Fakat bu harcamalar, hukumetin nukleer santrallar insasi konusundaki kararliligi nedeniyle faydali olabilir.  Bilim ve Tekonoloji Ust Kurulu'nun sekreteryasi olarak ustlendigi rol TUBITAK'a, Turkiye'nin enerji teknolojileri alanindaki ar-ge cabalarindan azami yararin turetilebilmesini temin icin tumuyle icra edilmesi gereken tavsiye yetkileri vermektedir.

Kamu ar-ge programlarina ozel sektor katiliminin tesvigine yonelik girisimler, kamu ar-ge cabalarinin etkinligini arttirip icrasini iyilestirecektir.  KIT'ler ozellestirildikce veya ozerklestirildikce, ozel ar-ge'yi tesvik yonunde politikalar yerinde olacaktir.  Gerekli verilerin toplanmasi Turkiye'nin ozel sektore yonelik politikalarini daha iyi odaklayabilmesini saglayacaktir.  Ar-ge fonlamasindaki sinirli kapasitesi nedeniyle Turkiye, ozellikle komur ve elektrik de dahil olmak uzere, enerji verimliligi ve yenilenebilir kaynak konularinda uluslararasi isbirligini gelistirmelidir.

 

TEKNOLOJI, ARASTIRMA VE GELISTIRME ONERILERI

Hukumet;

1.)    Yillik ar-ge harcamalarinda buyuk salinimlardan kacinmali,

2.)    TUBITAK'in esgudum rolunu kuvvetlendirmeli,

3.)    Ozel sektor ar-ge faaliyetlerini tesvik etmeli,

4.)    Ar-ge calismalarinin ulusal captaki etkinligini maksimuma cikarabilmek icin, ar-ge verilerinin toplanmasini ve ozel sektor faaliyetlerinin degerlendirmesini hizlandirmali,

5.)    Ozel sektorle yakin calisma icerisinde, enerji verimliligi ve maliyet acisindan en etkin yenilenebilir enerji kaynaklari konulariyla ilgili, ozellikle uygulamali arastirma kapsamindaki ar-ge'yi tesvige devam etmeli,

6.)    Ar-ge programlarinin, ozellike AB ve IEA'ya donuk uluslararasi yonelislerini kuvvetlendirmeli.