Cografya ve nufus:
Nufus 1995’te 62.2 milyon, 1973-95 arasinda %2.2, 1990-95 arasi %1.6 artmis. Kentlere ve daha ziyade Bati’ya goc olmakla beraber, tasra nufusunun artmaya devam edip 2010’da 25 milyona ulasmasi, ote yandan Istanbul (13m), Ankara (3.2m), Izmir (2.7m) gibi kentlerin nufusunun da artmaya devam etmesi bekleniyor.
Ekonomik durum, enerji arz ve talebi:
1995 yilinda GSMH 165b$,
kisi basina 2800$, PPP’ye gore 6300$.
1973-95 arasinda reel GSMH yilda %4.2 buyumus, (IEA ulkelerinde
%2.5). Bu arada ekonomik yapi onemli
oranda degismis; tarimin payi azalirken servis sektorununki artmis. 1995 yilinda tarim, balikcilik ve ormancilik
GSMH’nin %15’ini, sanayi ve insaat %32.6’sini, hizmet sektoru ise %52.4’unu olusturmus. Basta AB’den ithalat olmak uzere dis ticaret
gelismis. 1990’da ithalat ve ihracatin %44 ve 55’i AB ile iken bu oranlar
1995’de %71 ve 51.4’e ulasmis, 1995’de gumruk birligine girilmis.
GSMH artisiyla beraber
toplam birincil enerji arzi (TBEA) artmis, 1973-95 arasinda yilda %4.4 artarak
(IEA Avrupa ortalamasi %0.8) TBEA’nin 2000’de 90 ‘milyon ton petrol esdegeri’ne
(mtpe), 2010’da ise 155 mtpe’ye ulasmasi bekleniyor. !995’teki talebin en buyuk kismini (%47.6) petrol olusturmus,
1970’e kadar var olmayan dogal gaz ise 1995’te 5.8 mtpe’ye ulasmis.
Enerji uretimi 1994’e gore
az bir artisla 1995’te 26.1 mtpe’ye ulasmis.
Petrol ve dogal gaz uretimi nisbeten az olup esas yerli enerji kaynagini,
cogu linyit olmak uzere komur olusturmaktadir ve 1995 uretimi 10.7
mtpe’dir. Linyit uretimi 1980’lerin
baslarinda artmis, fakat artik bir dengeye varmistir. Mevcut ongoruler linyit uretiminin hizla artarak 2000’de 24.4,
2010’da da 35.2 mtpe’ye ulasacagi yonundedir.
1995’te, hidroelektrik haric
yenilenebilir enerji kaynaklari 7.2 mtpe’yi bulmus, bunun esas kismi olan 7
mtpe’yi odun, hayvan ve bitki artiklari, 0.14 mtpe’yi jeotermal, kalanini da
gunes enerjisi olusturmustur.
Hidroelektrik uretimi son yirmi yilda anlamli artislar gostermis ve
1995’te 3.1 mtpe’ye ulasmistir.
Hidroelektrigin 2000’de 3.6 ve 2010’da 6.7 mtpe’ye ulasmasi beklenmekte,
jeotermal enerji icin 2010’da 5.7 mtpe hedeflenmektedir.
Ekonomi hizla buyurken
enerji uretiminin dengeye varmasi enerji ithalatinin hizla artmasina yol
acmistir. 1973-95 arasinda net enerji
ithalati yilda yaklasik %7 artarak 1995’te 37.2 mtpe’ye, 1973’te TBEA’nin
%36’sini olustururken 1995’te %60’ina ulasmistir. Mevcut ongoruler linyit uretimini arttirmak suretiyle bu orani koruyabilmek
yonunde iken, bu uretim gecen on yilda stabilize olmustur ve ileriye yonelik
uretim tahminleri geri cekilmektedir.
Petrol ithalatinin 1995’te 27.2 mtpe’den 2000 yilinda 29.8 mtpe’ye,
dogal gaz ithalatinin ise ayni donemde 5.7 mtpe’den 18 mtpe’ye ulasmasi
beklenmektedir.
Son yillarda elektrik temin
kapasitesi talepteki buyumeye ayak uyduramamis ve bazi bolgelerde sikintilar
yasanmaya, sonuc olarak da hukumetler elektrik uretimi icin ozel sermaye
aramaya baslamistir.
Enerji politikasi hedefleri:
Enerji politikasinin bes
yillik kalkinma planlarindaki degismez hedefleri:
1.
Ekonomik ve sosyal gelismeyi desteklemek amaciyla yeterli, guvenilir ve
ekonomik enerji teminini garantilemek,
2.
Enerji temininde guvenligi surdurmek,
3.
Artan enerji talebini karsilayabilmek uzere yeterli yatirimlari tesvik
etmek seklinde belirlenmistir.
Ayrica, ekonomik gelismeyi
tehlikeye sokmayacak cevresel iyilestirmeler son yillarda artan ilgi
gormektedir.
Enerji Yonetimi Organizasyonu ve Sanayi:
Enerji konulari Enerji ve
Tabii Kaynaklar Bakanligi’nin (ETKB) sorumlulugu altindadir. Cevre Bakanligi cevre alanindaki esas
koordinasyon kurumudur. Dogrudan
basbakanliga bagli olan Devlet Planlama Teskilati (DPT), ilgili KIT’lere
danismak suretiyle, uretim ve ithalat dahil olmak uzere enerji ihtiyaclarini
degerlendirir, yillik yatirim
kararlarini alir. Keza dogrudan
Basbakan’a bagli olan Ozellestirme Idaresi satisa cikarilacak olan
tesekkullerden sorumludur ve bunlari ozellestirme icin hazirlar.
Turkiye’de enerji sektoru
esas olarak, KIT’ler araciligiyla devletin mulkiyeti altindadir. Elektrik
alaninda TEAS uretim ve iletimden, TEDAS dagitimdan sorumludurlar. Petrol alaninda TPAO rafineri oncesi uretim
ve teminden, TUPRAS rafineri islemlerinden, Petrol Ofisi de urun dagitimindan
sorumludur. Komur alaninda TKI linyit,
TTK taskomuru uretiminden, BOTAS ise petrol ve dogal gaz naklinden
sorumludurlar. Bu kuruluslar, BOTAS
haric, yasal olarak tekel olmamakla beraber cok buyuk pazar paylarina
sahiptirler.
KIT’lerin cogu Hazine’nin
sermaye yardimlarina ve devletin yatirim garantilerine bagimlidirlar. Baraj insaatlarinda finansmani devlet
kendisi saglamakta, TTK’nin zararlarini hazine kapatmaktadir.
Ozellestirme programi:
Yuksek enflasyon duzeyi ve
kamu borclarindaki artis Turk hukumetinin karsisindaki iki ana ekonomik sorunu
olusturmaktadir. Tuketici fiyat
endeksindeki artis yakin zamanlarda %60'in uzerinde seyretmis olup 1995'te
%96.4 ve 1996'da %78 olarak gerceklesmistir.
Kamu Borclanma Ihtiyaci (PSBR) 1995 yilinda GSMH'nin %7'sine ulasmis
olup buyuyen butce aciklari Turkiye'nin enflasyon sorununu arttirmistir.
Buyuk butce aciklarinin
nedenlerinden birisi KIT'lerin kayiplaridir.
Tumuyle kamu mulkiyetinde olan ve dogrudan hukumete bagli bulunan 35
tane KIT vardir. 1993 yilinda KIT'lerin
yarattigi katma deger GSMH'nin %6.8'i, ayni kitlerin toplam sabit yatirimlar
icindeki payi %8'dir. KIT'lerden
bazilari buyuk zararlar etmis ve aciklarini Hazine fonlariyla kapatmislardir. TMO, SEKER, TEKEL, TCDD, TEAS, TEDAS, TDCI
ve TTK'dan olusan 8 KIT kamu zararlarinin buyuk kismini olusturmuslardir. 1990'larin ortalarindan itibaren KIT
kayiplarinin azaltilmasi Hukumet'in stabilizasyon ve yapisal reform planlarinin
onemli bir parcasini olusturmaktadir.
Ozellestirme, Isletme Haklarinin Transferi (Transfer Of Operating
Rights-TOOR), Yap-Islet-Devret (Build Operate Transfer-BOT), Yap-Sahiplen-Islet
(Build Own Operate-BOO) gibi modeller arac olarak tasarlanmaktadir.
Hukumet enerji sektorunde
ozellestirme uzerinde su amaclarla calismaktadir:
1.)
Butce gelirlerini arttirmak,
2.)
Talep tahminlerini karsilayabilmek icin gerekli yatirimlara ozel
sermayenin katilimini arttirmak ve bu sayede kamu yatirimlarina ilaveler
saglamak,
3.)
Yonetimi iyilestirmek ve enerji temin maliyetlerini azaltmak.
Ozellestirme programi
kapsam, zamanlama ve organizasyon acisindan cesitli kereler degistirilmis olup,
1997 baslarinda enerji alaninda su eylemleri kapsamaktadir:
1.)
Elektrik sektorunde ozel yatirimcilarin yeni uretim santrallari kurup
20-30 yil surelerle isletebilmeleri icin YID/YSI (BOT/BOO) programlari
olusturulmustur. TEAS'in bazi uretim
santrallarinin isletme haklari halen ozel sektore devredilmektedir. TEDAS 29 bolgesel sisteme ayrilmis olup her
sistemin isletim haklari ozel sektore devredilmektedir,
2.)
Petrol alaninda Tupras ve Petrol Ofisi'nin ozellestirilmeleri planlari
vardir,
3.)
Dogal gaz alaninda BOTAS bir KIT olarak kalacaktir, fakat hukumet dogal
gaz ithalat ve dagitimi konusundaki yasal tekeli kaldirmayi, sonuc olarak
bagimsiz bir denetimci kurmayi tasarlamaktadir,
4.)
Komur alaninda linyit madenlerinden ikisi komur sagladiklari elektrik
santrallarina devredilmislerdir.
Hukumet linyit madenlerinin isletme haklarini ozel sektore devretmeyi
planlamaktadir.
Enerji fiyatlandirmasi:
Enerji fiyatlari ilke olarak
KIT’ler tarafindan belirlenmekte, fakat fiyatlarla ilgili kararlar hukumetin
onayini gerektirmektedir. KIT’ler buyuk
pazar paylarina sahip olduklarindan, rakipleri de cogu zaman KIT’lerinkiler
duzeyinde fiyat belirlemektedirler.
Hukumet enerji fiyatlarini
sosyal hedeflere yonelik olarak kullanmaktadir. Ornegin konutlar icin elektrik fiyatlari, artmis olmakla beraber,
halen sanayi ile yaklasik ayni duzeydedir.
1994 yilinda “Oncelikli Gelisme Alanlari”ndaki elektrik fiyatlari ulke
genelinin %14 altinda belirlenmistir.
Fiyatlar genelde, elektrik firmalarinin gerekli karlari yapabilmeleri
acisindan cok dusuktur.
Taskomuru alaninda enerji
fiyatlari temin maliyetlerini karsilamamaktadir. TKI yillar suren isletme zararlarinin ardindan 1995 yilinda,
fiyat artislari ve maliyet indirimleri sayesinde kar edebilmistir. Petrol alaninda hukumet, rafineri oncesi
fiyatlari belirlemekte ve urun fiyatlarini, Turk lirasinin devaluasyonu veya
uluslararasi petrol fiyatlarindaki bir artisin ardindan sistematik olarak
arttirmamaktadir. Sonuc olarak Tupras
gecici zararlara ugramaktadir. Dogal
gaz alaninda sanayi ile konut sektoru arasinda, bu ikincisinin lehine capraz
subvansiyon vardir.
Suregiden reform sureci bu
fiyatlandirma sisteminin su sekilde rasyonellestirilmesine yol acabilir:
1.)
Elektrik sektorunde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanligi tarafindan,
ozel ureticilerin tuketiciye, pazarliga tabi fiyatlarla satis yapmasina izin
verilebilir.
2.)
Gaz alaninda yeni tartisilmakta olan duzenlemeler sayesinde, buyuk
tuketicilere, BOTAS’in altyapisini kullanmak suretiyle kendi temin edicilerini
secme imkani verilecektir,
3.)
Hukumet petrol alaninda, yurtici petrol urunu fiyatlarini uluslararasi
fiyatlara baglayan bir fiyatlandirma mekanizmasi kurmayi planlamakta, ayrica
TUPRAS rafinerilerini daha fazla rekabet yaratabilmek icin satmayi
tasarlamaktadir.
Enerji vergileri:
Hampetrol ithalatina vergi
uygulanmamaktadir. Urun ithalatlari;
ithalat, rafineri oncesi ve tuketim asamalarinda vergilendirilmektedir. Tuketim
(excise) vergisi ve Fiyat Istikrar Fonu kesintisi ithal ve rafineri sonrasi
urun fiyatlarina uygulanmaktadir. Ocak
1996’da AB’den ithal edilen urunlere uygulanan gumruk vergileri
kaldirilmistir. Petrol urunleri dahil
olmak uzere yakit tuketimine uygulanan KDV, ticari alanda iadeye tabi
degildir. Dizele ve kursunsuz benzine,
kursunlu benzine uygulanandan daha az vergi uygulanmaktadir. LPG’ye uygulanan vergi diger petrol
urunlerine oranla dusuktur.
Hukumet petrol urunlerinin
vergilendirme sistemini degistirmeyi dusunmektedir. KDV haric vergiler sabitlenecek ve tuketim vergisi ile Fiyat Istikrar
Fonu kesintileri birlestirilecektir.
Diger yakitlar icin gumruk
vergisi veya Fiyat Istikrar Fonu kesintisi yoktur. Komur ve dogal gaz icin tuketim vergisi yoktur, dogal gaz icin
KDV daha dusuktur. Hukumet halen,
maliyetleri icsellestirmek (‘internalize’) icin bir CO2 vergisi
uygulamayi dusunmemektedir.
Degerlendirme:
Turk enerji sektorunun
isleyisi geleneksel olarak uc ana ilkeyi izlemistir:
1.)
Enerji sektorunun ana aktorleri KIT’ler olmus ve kararlar, basta DPT
olmak uzere merkezilesmistir,
2.)
Enerji fiyatlari hukumet tarafindan, genellikle sosyal hedeflere
yonelik olarak, ya belirlenmis veya etkilenmistir,
3.)
Enerji fiyatlari ayrica makroekonomik politikalari yurutmek icin kullanilmis,
ornegin petrol urunlerinin fiyatlari enflasyonu sinirlayabilmek amaciyla dusuk
tutulmustur.
4.)
Fiyatlandirma politikasi Turk ekonomisi uzerinde olumsuz bir etki
yaratmistir. Enerjinin maliyet altinda fiyatlandirilmasi suretiyle konutlarin
satin alma gucunun arttirilmasini amaclayan sosyal fiyatlandirma politikasi,
kamu harcamalarini arttirip butce aciklarini buyutmustur. Bu durum enflasyon hizinda artislara ve
sonuc olarak da hanelerin satin alma gucunun azalmasina yol acmistir. Bu politikanin surdurulmesi imkansiz hale
gelmis ve 1990’larda hukumet hakli olarak, KIT zararlarini azaltmak suretiyle
butce aciklarini ve enflasyonu azaltmaya yonelmistir.
Dusuk enerji fiyatlari
enerji tuketiminde verimsizliklere ve enerji ithalatinda artislara yol
acabilmektedir. Dusuk fiyatlar ayrica
belirsizlikleri arttirip potansiyel yararlari azalttigi icin, enerji
verimliligi konusundaki yatirimlari ve enerji temininde ozel yatirimlari
guclestirmektedir. Enerji
fiyatlarindaki carpikliklar yakitlararasi rekabeti de carpitmakta ve
kaynaklarin verimsiz dagilimina yol acarak, sonuc itibariyle ekonomiye zarar
vermektedir.
Bu durumu duzeltmek icin
fiyatlandirma politikasinin pazara yonelik olarak belirlenmesi lazimdir. Oncelikle fiyatlarin Hukumet tarafindan, arz
yetersizligine yol acacak duzeyde belirlenmemesi, capraz subvansiyonlarin
ortadan kaldirilmasi gerekir. Serbest
bir pazar olustugu takdirde enerji fiyatlari bu pazarda olusmali, kamu
subvansiyonlari kaldirilmalidir. Sosyal
refah, enerji fiyatlarini carpitarak iyilestirilemez. Bunun yerine dusuk gelirli ailelere dogrudan yardim gibi daha
verimli politikalar kullanilabilir, ki bunlar enerji tasarrufuna da engel
olmaz.
KIT’ler en azindan
ozerklestirilmeli, kamu mulkiyeti devam etse bile, yonetimleri siyasi
mudahalelerden arindirilmalidir. Ayrica
ozel sektorun enerji alaninda tesvikiyle rekabetin arttirilmasina
calisilmalidir.
Hukumet, basta dogal gaz
olmak uzere kaynaklarini cesitlendirmeye calismaktadir ve yerli komur uretimini
subvanse etmek suretiyle butce aciklarini arttirip, bazi alanlarda cevre
tahribatina yol acmistir.
Asagidaki onlemler hem daha
maliyet etkin olup, hem de temin guvenligini azaltmayacak, hatta arttiracak
niteliktedir:
1.) Petrol ve dogal gaz uretiminin onemli oranda artacagi Hazer Havzasi’na yakin olan Turkiye’nin bu kalemlerdeki ithalatini arttirip kaynaklarini cesitlendirmesi mumkundur. Petrol ve dogal gaz tuketiminin gelecekte hizla artmasi beklendiginden, en onemli husus bu olsa gerektir.
2.)
Turkiye genis bir hidro ve jeotermal potansiyele sahip olup bunlari
gelistirmek niyetindedir. Ulke ayrica
nukleer santrallar kurarak enerji cesitliligi saglamayi tasarlamaktadir.
3.)
Enerji fiyatlarini pazar duzeylerine cikarmak, enerji verimini arttirip
tuketim ve ithalatini azaltacaktir. Guc
uretiminde verim artisi birincil yakitlara olan talebi de azaltacaktir.
4.)
Komur ithalati bu kaynaktan elektrik uretiminin maliyetini
dusurecektir. Guvenilir temin ediciler
cok sayida oldugundan, artan komur ithalatinin temin guvenligini azaltmamasi
gerekir.
Motorin vergisi kursunsuz
benzininkine oranla dusuk olup, motorin kullaniminin artisi kentlerde ciddi
hava kirliligi sorunlarina yol acmistir.
Kursunsuz benzine uygulanan vergi kursunluya uygulananin biraz altinda
olmakla beraber, aradaki fark onemsizdir.
Yuksek ve dusuk kukurt duzeyli agir fuel oil vergileri arasinda fark
yoktur. Komur, petrol urunlerine oranla
daha az vergilendirilmistir. Hukumet
cevresel dis maliyetleri (externalities) duzeltmeye calismalidir.
Genel Enerji Politikasi Onerileri:
Hukumet:
1.) Enerji fiyatlarinin maliyetleri yansitmasini saglayacak etkin onlemler almali ve capraz subvansiyonlari kademeli olarak kaldirmalidir,
2.)
KIT’leri ozellestirmeli, en azindan ozerklestirmelidir,
3.)
Enerji sektorunu liberallestirmeye devam etmeli ve ozellestirme
sureciyle duzenleyici reformlari kolaylastiracak bir yasal cerceve
olusturmalidir,
4.)
Maliyet etkin yontemler uzerinde odaklanarak enerji temin guvenligini
saglamalidir,
5.)
Dis maliyetleri (externalities) kapsamak amaciyla enerji vergilerini
kullanmaya yonelmelidir.
ENERJI SON KULLANIMI VE VERIMLILIK
Enerji tuketimi egilimleri:
1995 yilinda toplam nihai
tuketim (TNT), 1994’e gore %10.8 artarak 48.7 mtpe’ye yukselmistir. Bu artis
1994 yilindaki, buyuk oranda GSMH’deki %5.5 kuculmeden kaynaklanmis olan
%6.8’lik dususten sonra gelmistir.
1973-95 arasinda TNT yilda ortalama olarak %4 artarak ikiye katlanirken,
ayni donemde GSMH da yilda ortalama olarak %4.2 oraninda (IEA-Avrupa ortalamasi
%0.6) buyumustur.
1995 yilinda petrolun TNT
icindeki payi %53 duzeyinde olup, 1973’teki %47.6 oraninin hayli uzerinde ve
IEA ile kiyaslanabilir duzeydedir.
Turkiye’nin yakit tuketim yapisinda bu yirmi yilda gerceklesen en onemli
degisiklik, elektrik ve dogal gaz tuketiminin artmasi olmustur. 1995 yilinda elektrigin payi %11.5, dogal
gazinki %5.7’dir.
Enerji tuketiminin sektorel
ayirimina bakildiginda, 1973-95 doneminde tuketimin en hizli olarak sanayi
sektorunde ve yilda ortalama %6 arttigi (IEA-Avrupa’da azaldi)
gorulmektedir. 1995 yilinda sanayinin TNT’deki
payi %35’e ulasmis olup, bu durum sanayilesmenin ve agir sanayide uzmanlasmanin
gostergesidir. 1995 yilinda sanayi
GSMH’nin %27’sini (1973’te %20’sini) olusturmaktadir. Oransal dususune ragmen petrol bu sektordeki ana yakittir, dogal
gazin payi hizla artarak 1995’te %9.6’ya ulasmistir.
1973-95 doneminde ikinci en
hizli buyuyen sektor, %4.6’lik ortalama yillik oranla ulasim sektoru
olmustur. (1960-95 arasinda tuketim
yedi kat artmis, IEA-Avrupa’da uc kat.) Karayolu tasimaciliginin ulasim sektorundeki
enerji tuketim payi 1995 yilinda %90’dir.
Otomobil sayisi son on yilda 3 kat, 1973’ten bu yana da 10 kat
artmistir. Fakat 1995 yilinda her 100
kisi basina arac sayisi, diger OECD ulkelerinde 40-50 iken Turkiye’de hala
8’dir.
Yuk tasimaciliginin yaklasik
%75’i karayoluyla yapilmaktadir.
1985-95 arasinda demiryolu tasimaciligi duraganlasirken, kamyon sayisi
%70 artmistir. Ayni donemde minibus ve
otobus sayisi onemli oranda artarken, trenle yapilan yolcu kilometresi hafif
artmis, demiryolu uzunlugu ise ayni kalmistir.
1995 yilinda konut/ticaret
sektorunde enerji tuketimi 19.4 mtpe olup, TNT’nin %40’ini
olusturmaktadir. Yenilenebilir enerji
kaynaklari %35’le basta gelmekte ve bu kalemin; %34.6’si biyokutle, hayvan ve
bitki atiklarindan, %0.3’u jeotermalden, %0.1’i gunes enerjisinden
olusmaktadir. Elektrik tuketimi 1960-95
arasinda otuz kat (IEA-Avrupa’da bes kat) artmis, elektrigin payi 1973’te
%3’ten 1995’te %13’e yukselmistir.
Mevcut resmi tahminler nihai
tuketimde, esas olarak endustriyel tuketimde beklenen hizli artis nedeniyle
hizli bir artisa isaret etmektedir.
GSYH’ya oranla enerji tuketimindeki egilimler:
Enerji yogunlugu 1990
kurlariyla TBEA/GSYH (toplam birincil enerji arzi/GSYH) olarak hesaplandiginda
1973 yilindan beri ayni kalmis, TYT/GSYH (toplam yakit tuketimi/GSYH) seklinde
hesaplandiginda ise biraz azalmisitir.
Enerji yogunlugunun 2005 yilina kadar hizla artmasi ve bu tarihten sonra
hafif azalmasi beklenmektedir. Elektrik
yogunlugu hizla artmistir ve beklentilere gore, artmaya devam edecektir. Enerji yogunlugu IEA-Avrupa’ya gore yuksek
gorunmekle beraber bu durumun, ekonomi kismen kayitsiz oldugundan ve/veya TL
kurunun dusuk olmasi ihtimalinden dolayi GSMH’nin dusuk gorunmesinden
kaynaklaniyor olmasi mumkundur.
GSMH’nin hesaplanmasinda
satin alma paritesi kullanildigi takdirde enerji yogunlugu, enerji fiyatlarinin
nominal olarak uluslararasi fiyatlarla kiyaslanabilir ve hatta bunlardan dusuk
olmasina ragmen hane gelirine gore yuksek olmasi nedeniyle, IEA-Avrupa’dan
dusuk cikmaktadir. Fakat Turkiye’de
enerji verimliligini arttirmak icin yapilacak cok sey vardir. Ulasim sektorunde, elektrik iletim ve
dagitiminda, binalarda ciddi enerji kayiplari vardir.
Enerji verimliligi
konusundaki ana hedefler Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanligi (ETKB) tarafindan
belirlenmekte, enerji verimliligini gelistirme yonundeki hukumet etkinlikleri
Enerji Tasarrufu Koordinasyon Kurulu (ETKK) tarafindan koordine
edilmektedir. ETKB’na bagli olan
Elektrik Isleri Etut Idaresi 1981 yilindan beri yenilenebilir enerji
verimliligi ve enerji kaynaklari konularindaki calismalardan sorumlu olup, 1992
yilinda bu birimin bunyesinde Ulusal Enerji Tasarrufu Merkezi (UETM)
kurulmustur. DPT de keza, ulusal
planlari olustururken enerji verimliligi politikalarini hesaba katmaktadir.
Nihai kullanim verimliligi
ile ilgili kamu butcesi, esas olarak UETM’nin; arastirma, enerji
degerlendirmeleri, yayin ve profesyonel egitim konularindaki harcamalariyla
ilgili kucuk bir butcedir. ETKK enerji tasarrufu konusundaki kamuya yonelik
kampanyalardan sorumludur.
1995 yilinda UETM, AB’nin de
katilimiyla, sanayi, konut ve ulasim sektorlerindeki tuketimin daha iyi tahmin
edilebilmesi icin bir modelleme sistemi gelistirmistir. Ilk sonuclara gore Turkiye’de yilda 13.2
mtpe tasarruf imkani vardir. Bu
calismaya paralel olarak UETM ve DIE, ayrintili enerji tuketim veri tabanini
gelistirmek uzere isbirligi baslatmislardir.
Ozellikle DIE, bu veri tabanini 1997 sonunda tamamlayabilmek amaciyla,
yilda 500 tpe’den fazla enerji tuketen 1300 imalatci firmaya anketler
gondermistir.
UETK buyuk endustriyel
kuruluslarda yoneticilerin istegine bagli olarak enerji degerlendirmeleri
yapmistir. Yoneticiler kurulun
onerilerini uygulayip uygulamamakta serbesttir.
ETKB 1995 yilinda bu
degerlendirmeleri gelistirmek uzere 2 ktpe'nden fazla enerji kullanan, maden
sektoru de dahil olmak uzere kamu veya ozel sanayi kuruluslarina yonelik
olarak, tesis icerisinde bir enerji yonetim organizasyonu olusturulmasi icin
tavsiye mahiyetinde onerilerde bulunmustur:
1.)
En buyuk tuketiciler birer Enerji Kontrol Komitesi, kucuk kuruluslar
ise birer Enerji Yoneticisi secmek durumundadir,
2.)
ETKB ya profesyonel egitim saglayacak veya bu kuruluslarda yurutulecek
egitim icin yetki verecektir,
3.)
Bu kuruluslarin yoneticileri enerji degerlendirmelerini 3 yil icinde
tamamlamak durumundadir ve sonuclar ETKB'na sunulacaktir.
4.)
Bu kuruluslar, isletme sirasindaki enerji verimlerini iyilestirmek ve
tesislerin genisletilmesi veya modernlestirilmesi sirasinda bu hedefi
gozetebilmek icin benimsenen onlemleri ETKB ile birlikte almak durumundadir,
5.)
Kuruluslar sozkonusu onlemlerin sonuclarini gozlemek ve tesis
tarafindan uretilen uc ana urunle ilgili enerji tasarruflarinin gelisimi
hakkinda ETKB'na yillik raporlar vermek durumundadir.
6.)
ETKB enerji tasarrufu alaninda 250 muhendisin profesyonel egitimini
ustlenmistir. Guc sektorundeki enerji
verimini iyilestirmek icin ETKB, TEDAS ve TEAS elemanlarindan olusan bir DSM
calisma grubu olusturulmus olup, bu grubun
1997'de ETKB'na bir rapor sunmasi beklenmektedir.
7.)
Hukumet ayrica kojenerasyon projelerine finansal cekicilik kazandirmayi
tasarlamaktadir. 1995 yilinda yapilan bir inceleme, dogal gaza dayali
otoproduktorlerin sadece 2143 Gws enerji uretmis olduklarini gostermistir.
Konut ve ticari sektorler:
Turkiye 1985 yilinda yeni
binalarda isi izolasyonu ile ilgili zorunlu standartlar benimsemistir. Fakat yeni binalardaki isi kayiplari 200
kws/m2 olarak tahmin edilmis olup, ortalama Avrupa degerlerine gore
yuksektir. TSE bu denetlemeleri daha
etkin kilabilmek ve AB denetimlerine uydurmak icin yontemler aramaktadir. Bu yeni standartlarin 1997 yilinda devreye
girmesi beklenmektedir.
Odun, komur veya fuel oil
kullanan isitma kazanlari ve sobalarin, satilmadan once isi verimiyle ilgili
birer sertifika almalari gerekmektedir.
Hukumetin ev aletleri icin AB'nin minimum enerji performans standartlarini
benimsemesi sozkonusudur.
Ulasim sektoru:
ETKB tarafindan yapilan bir
inceleme, kitle ulasim araclarinin enerji performansinin iyilestirilmesi
suretiyle ulasim sektorunde %15'lik bir iyilestirme potansiyeli bulundugunu
gostermistir. Bu nedenle cesitli
onlemler dusunulmektedir:
1.)
Hukumet modern lokomotiflerin sayisini ve elektrikli raylarin
uzunlugunu arttirmayi planlamakta, ayrica DDY'nin isletme verimini arttirip
kayiplarini azaltmayi tasarlamaktadir.
2.)
Ankara metrosunun ilk etabi Eylul 1996'da acilmis olup halen
genisletilmekte, Istanbul'da bir digerinin insasi devam etmektedir.
Elestiri:
Turkiye'de enerji verim
onlemlerinin uygulanmasindan saglanabilecek yararlar buyuktur:
1.)
Enerji verimi iyilestirmeleri sanayinin rekabet gucunu arttirip
hanelerin enerji harcamalarini azaltir,
2.)
Verim artislari tuketici gelirinin serbest kalan kismini arttirir,
3.)
Iyilestirmeler enerji tuketimini, CO2 ve diger
kirleticileri, enerji ithalat ve bagimliligini azaltir.
Ozellikle elektrik, komur ve petrolde pazar fiyatlarina yonelinmesi, genel enerji verimini yukseltmek icin zemin olusturabilecek, enerji talebindeki buyumeyi azaltip verimlilik yatirimlarini tesvik edecektir.
Verimli ve kapsamli bir vari tabaninin olusturulmasi cabalari, enerji tuketimini durtukleyen faktorlerin daha iyi anlasilmasini saglayacak, hukumete yol gosterecektir.
Elektrik alaninda kaynaklar sebeke kayiplarini azaltmaktan ziyade kapasite ilavesi icin ayrilmis gorunmektedir ve bu iki yaklasimin kiyaslamali maliyetlerine bakmakta yarar vardir. DPT’nin enerji yatirim kararlari ve enerji verimliligi stratejileri ile daha yakin bir koordinasyona ihtiyac vardir.
Enerji verimliligini arttirmak icin bazi sektorel onlemler de alinabilir:
1.) ETKB firma bazindaki enerji degerlendirmelerini yayginlastirip firmalari sonuclar hakkinda bilgilendirmeli, diger ulkelerdeki uygulamalardan haberdar etmelidir,
2.) Elektrik fiyat artislari, adil ve seffaf sebeke ucretleri, bagimsiz bir regulator makaminin kurulmasi, bu tur projelerin onay sureclerinin acikliga kavusmasi kojenerasyonu tesvik edecek, bu alandaki subvansiyon ihtiyacini ortadan kaldiracaktir.
3.) Merkezi isitma projelerinin karara baglanmasindan once isi talebi konusunda bir arastirma yapilmalidir.
4.) Konut/ticaret sektorunde yeni, kapsamli ve zorunlu yapi sartnameleri hazirlanmali, yeni binalarla kapsamli tadilatlarda uygulanmalidir. Ozellikle, sahipleri tarafindan cogunlukla kiralandiklari icin enerji verimi acisindan yatirima deger bulunmayan ticari binalara uygulanan standartlara oncelik verilmelidir. Yapi sartnameleri ulkedeki iklim cesitliligine ve tasradaki insaat yontemlerine uygun hale getirilmelidir. Enerji danismanligi hizmetlerine, mimarlar ve muteahhitler icin profesyonel egitime yonelik finansman da onemlidir. Yapi izolasyonu icin vergi indirimleri, uzun vadeli dusuk faizli tesvik kredileri de dusunulebilir. Son olarak da sartnamelerin denetimi kuvvetlendirilmelidir.
5.) Hukumet yerli ev aletlerini enerji verimi acisindan etiketlemeli, bu etkinlik kamuyu bilgilendirme faaliyetleriyle desteklenmelidir. AB deneyimlerinden yararlanmak suretiyle, kademeli olarak sikilastirilan minimum enerji standartlari uygulanabilir.
6.) Ulasim sektorunde, ozellikle kentlerdeki kitle ulasim yatirimlari, kentlerdeki hava kirliligi ve trafik sorunlarinin da hafifletilebilmesi acisindan arttirilarak surdurulmeli. Bu sektordeki enerji verimliligini arttirmak icin ayrica, halen mevcut olan periyodik emisyon denetimleri ve arac testleri, ozellikle otobusler icin dikkatle uygulanmalidir.
Enerji uretimi konusunda linyit alaninda planlanan uretim artislari, tuketim konusunda ise, gecmis egilimlerden farkli olarak artmasi beklenen enerji yogunlugu gozden gecirilmelidir.
Enerji verimliligi alaninda oneriler:
Hukumet;
1.) Enerji fiyatlarinin maliyetleri yansitmasini saglamali ve sosyal amaclarla fiyatlandirmadan vazgecmeli,
2.) Yatirim kararlarinda enerji tasarruflariyla ilgili muhasebeyi iyilestirmeli ve yonetim ici politikalari daha iyi koordine etmelidir,
3.) Kamuoyunu enerji
verimliliginin yararlari konusunda ve bunu basarmanin yollari hakkinda
aydinlatmak,
4.) Tum buyuk sanayi
kuruluslarini enerji verimlilik programina dahil etmek ve bu programin
sonuclarini dikkatle degerlendirmek, kucuk kuruluslari da enerji tasarrufuna
tesvik etmek,
5.) Kojenerasyonun gelismesi
icin yonetim kolayliklari saglamak ve merkezi isitmayi gozonunde bulundurmak,
6.) Farkli iklimlere ve
tasra kosullarina uygun, yeni yapilar veya kapsamli tadilatlar icin zorunlu
yapi sartnameleri benimsemek,
7.) Ev aletleri icin minimum
enerji standartlari belirlemek ve aletleri bu acidan etiketlemek,
8.) Basta metropol alanlarda
olmak uzere kitle ulasim araclarina yatirimlari, arttirarak surdurmek.
PETROL
Petrol Tuketimi:
1973-95 arasinda petrol arzi
yilda ortalama %4 artmis ve 1995 yilinda nihai tuketim, 1994'e oranla %13.6
artarak 26 mtpe’ye ve nihai enerji tuketiminin %53'ten fazlasina ulasmistir.
1973 yilinda petrolun
elektrik uretimindeki payi %50'den fazla iken bu pay 1995'te, komur, dogal gaz
ve hidronun artisi nedeniyle %7'den asagi dusmustur.
1995 yilinda en buyuk petrol
tuketicisi ulasim sektorudur. 1973'ten
bu yana tuketim en hizli bu sektorde artmis, 1973'teki 4.5 mtpe duzeyinden
kalkip 1995'te 11.1 mtpe’ye ulasmistir.
1995 yilinda en buyuk pay, kamyon tasimaciliginin onemi nedeniyle, 5.8
mtpe ile otomotiv dizel tuketiminindir.
Toplam benzin tuketimi 1995'te 4.6 mtpe olup, kursunsuz benzin tuketimi
1990-95 arasinda 10,700 tep'den 172,300 tep'e cikmistir. 1973-95 doneminde otomotiv dizel tuketimi
dort, benzin tuketimi ise uc kat artmistir.
Turkiye; Italya, Fransa ve Ispanya'dan
sonra Avrupa'nin dorduncu en buyuk LPG tuketicisidir. Dogal gaz tuketimindeki artisa ragmen, LPG tuketimi gecen on yil
icerisinde yilda ortlama %8 artarak, 1995 yilinda 2.4 milyon tona ulasmistir ve
bu tuketimin artmaya devam etmesi beklenmektedir.
ETKB tahminlerine gore
toplam petrol tuketimi yavaslayan bir hizla artmaya devam edecektir. Sanayi ve konut/ticaret sektorunde petrol
tuketimi artmaya devam edecek, fakat talep artisinin buyuk kismini komur ve
dogal gaz tuketimi olusturacaktir.
Kamu kuruluslari:
Petrol sektorunde dort
sirket vardir: Uretim ve aramadan olusan rafineri oncesi sektorde TPAO,
rafineri islemlerini yapan Tupras, petrol urunlerinin dagitici ve pazarlayicisi
olan Petrol Ofisi, petrol ve gaz ulasimindan sorumlu bulunan ve 1995 yilina
kadar TPAO'nun bir alt sirketi iken, artik bagimsiz bir KIT haline gelmis olan
BOTAS.
TPAO, Tupras ve Petrol Ofisi
monopol olmamakla beraber en buyuk pazar paylarina sahip iken, BOTAS yasal
olarak tekel statusune sahiptir.
1990'larin baslarinda
hukumet Tupras ve Petrol Ofisi'ni ozellestirmeye karar vermis ve 1991 yilinda
ilk asama olarak Tupras hisselerinin %2.17'si halka satilmistir. 1995 yilinda ozel sektor payi %3.59'a
cikmistir. Petrol uretimi, rafineri ve
dagitim alanlarinda, kucuk bazi ozel Turk firmalari ve yabanci firmalar da
aktiftir.
Petrol Uretimi, Ithalat, Rafineri ve Dagitim
Uretim:
1995 yilinda petrol uretimi
3.6 mtpe olup talebin %12.2'ini karsilamaktadir. Uretim 1990'larin baslarindan itibaren azalmaya baslamistir. Petrol cogunlukla, agir ve yuksek sulfurlu
petrol cikan Guneydogu alanlarinda uretilmektedir. Ulkenin kuzebatisinda diger bazi alanlar da vardir. Jeoloji genellikle karmasik olup uretim
maliyetleri yuksektir. Alanlarin dogal
fakirlesmesi nedeniyle uretimin azalmaya devam etmesi beklenmektedir.
Rafineri oncesi sektorde
dordu Turk olmak uzere 25 sirket vardir.
1995 yilinda TPAO yerli petrolun %73'ten fazlasini uretmis, onun
ardindan %16 payla Shell gelmistir.
%7.4 de, TPAO ve ARRCO ile TPAO ve Shell ortakliklarina aittir. Ayni yil Mobil-Dorchester %2.8 uretmistir. 1996 yilinda Shell ve Mobil Turkiye'deki
arama ve uretim sirketlerini yabanci sirketlere satmislardir.
Ithalat:
1973-95 arasinda net petrol
ithalati uc mislinden fazla, 1990-95 arasinda da %30 artarak 1995 yilinda 27.2
mtpe’ye ulasmistir. 1990 oncesinde en
buyuk saglayici Irak iken, 1990 yilindaki BM ambargosundan sonra Suudi
Arabistan ve Iran'dan ithalat artmistir.
Bu iki ulke 1995 yili ham petrol ithalatinin ucte ikisini
saglamistir. Petrol urunu ithalati
artmis, ihracati ise, rafinerilerdeki kapasite fazlaliginin azalmasina paralel
olarak azalmistir.
Yerli uretimin azalmasi
beklendigine gore petrol ithalatinin, talepteki hizli buyumeyi karsilayacak
bicimde artmaya devam etmesi gerekmektedir.
Rafinasyon:
Turkiye'de toplam kapasitesi
32 mt olan bes rafineri bulunmaktadir.
Tupras bunlardan Aliaga, Izmit, Kirikkale ve Batman olmak uzere dordunun
ve toplam kapasitenin %85'ten fazlasinin sahibidir. Mersin'deki Atas rafinerisi Shell, Mobil ve Turk Petrol'un ortak
yatirimidir.
Rafineri sektorunde,
Kirikkale rafinerisinin 1986 yilinda tamamlanmasindan bu yana fazlalik var
iken, bu fazlalik talepteki hizli arts nedeniyle erimistir. Rafinerilerin kapasite kullanim orani
1988'de %75 iken, 1995'te %84.5'e tirmanmistir.
Turkiye'deki rafineri
kapasitesi diger IEA ulkelerine oranla dusuktur. Fakat Tupras 1986 yilinda, rafinerilerinin kapasitesini arttirmak
ve urunlerinin kalitesini yukseltmek amaciyla 1.8 milyar dolarlik bir
modernizasyon plani baslatmistir. Bu
plan ayni zamanda kursunsuz benzinle, kukurt duzeyi dusuk motorin ve fuel oil
uretimini de ongormektedir.
DPT tarafindan onaylanan
planin finansmani, uluslararasi
kurumlardan gelen uzun vadeli kredilerin de katilimiyla Tupras
tarafindan saglanmistir. Artan petrol
talebi nedeniyle ETKB ayrica, 2005'ten once tamamlanmasi ongorulen 5 mt/yil
kapasiteli iki rafineri insa etmeyi planlamaktadir.
Hampetrol boru hatlari
BOTAS'in sahipligi ve isletimi altinda olup, petrol urunu hatti yoktur. Ana boru hatlari:
1.)
Irak'tan Ceyhan'a uzana 71 mt/yil kapasiteli iki boru hatti. 1990'da Irak'a karsi uygulanan ekonomik
ambargo bu hatlarin kapatilmasina yol acmistir. Turkiye bu iki boru hattinin bes yil sureyle kapali kalmasinin
maliyetinin 30 milyar dolardan fazla oldugunu sanmaktadir. BM'in, Irak'in alti aylik sureyle 2 milyar
dolarlik petrol satmasina izin veren 986 sayili karari ile birlikte bu hatlar
1996 Aralik ayinda acilmistir.
2.)
Batman alanlarindan Dortyol limanina uzanan 3.5 mt/yil kapasiteli hat,
(ayrica Selmo alanindan Batman rafinerisine uzanan 42 km'lik hat),
3.)
Ceyhan'dan Kirikkale rafinerisine uzanan 5 mt/yil kapasiteli hat.
Dagitim ve depolama:
1996 yilinda Turkiye'de 13
dagitim sirketi varken, ulusal dagitim sirketi olan Petrol Ofisi'nin payi %50
civarinda bulunmaktaydi. Petrol
Ofisi'nden sonra Mobil ve Shell ana dagiticilari olusturmaktadir.
Petrol depolama uniteleri
esas olarak Petrol Ofisi'ne ait olmakla beraber, bazilari yabanci olan pek cok
diger sirket de kapasite insa etmekte ve bunlar ulkenin ozellikle, en hizli
buyuyen ve ana tuketim alanlarini olusturan Bati kesiminde yer almaktadir.
Politika ve Duzenlemeler
Rafineri oncesi duzenlemeleri:
Daha once uretimlerini
Tupras'a satmak zorunda olan yerli petrol ureticilerine 1990 yilinda
uretimlerinin %35 kadarini ihrac etme imkani taninmistir. Ham petrolun fiyati hukumet tarafindan, ayni
kalite ham petrolun fiyatina gore ve ithal petrolun rafinerilere nakil
maliyetini de hesaba katmak suretiyle hesaplanmaktadir.
Hukumet yerli arama ve
uretimi tesvik amaciyla 1996 yilinda uretimin %12.5'una karsi gelen imtiyaz
vergisini (royalty) benimsemeyi dusunmektedir
Yeni vergi uretimle birlikte azalmali ve kucuk uretim alanlari icin daha
dusuk olmalidir.
Petrol urunu fiyatlari:
Yerli urun fiyatlari 1989
yilinda serbest birakilmis olmakla beraber Tupras tarafindan belirlenen
rafineri sonrasi fiyatlarin hukumetce onaylanmasi gerekmektedir. Petrol urunu ve ozellikle de motorin
fiyatlari bazen, TL'nin devaluasyonu veya uluslararasi petrol fiyatlarinda
onemli artislar gibi arttirilmalarini gerektiren durumlari
yansitmamaktadir. Ornegin 1996 yazinda
uluslararasi fiyatlar arttiginda hukumet Tupras'tan rafineri sonrasi
fiyatlarini arttirmamasini istedi.
Sonuc olarak, rafineri cikisi urun fiyatlari uluslararasi fiyatlarin
altinda belirlendi. Dagitim
asamasindaki urun fiyatlari pazarda belirlenmekte, fakat Petrol Ofisi'nin buyuk
pazar payi dolayisiyla diger kuruluslar, pazar paylarini kaybetmek
istemediklerinden dolayi daha ust duzeyde fiyat belirleyememektedirler. Bu sirketler istasyon basina dusen satislarini
arttirmak suretiyle maliyetlerini dusurmeye calismaktadirlar. Ulasim tarifeleri BOTAS ile borularin
kullanicilari arasinda pazarliga tabidir
Hukumet rafineri sonrasi ve
parekende fiyatlar icin bir maksimum deger hesaplamak uzere bir fiyat formulu
belirlemeyi dusunmektedir. Bu formul uluslararasi
fiyatlari, TL'nin dolara gore kurunu ve muhtelif arz masraflarini goz onune
alacaktir.
Ithalat ve ihracat denetimi:
Ham petrol ve urun ticareti
1989'da liberallestirilmistir. Ithalat
lisanslari, asgari depolama kapasitesine sahip olan tum rafinerilere ve
dagiticilara verilmistir. 1996 yazinda
yerli urun fiyatlari dunya fiyatlarinin altinda iken Atas, urunlerini ihrac
etmek icin gerekli olan belgeleri almakta zorlanmistir.
Petrolde Acil Durum Onlemleri
Turk Ulusal Acil Durum
Paylasma Organizasyonu'nun tesisi ve yonetimi icin gerekli yasal yetki, Acil
Durum Planlama ve Yonetimi ile ilgili Basbakanlik emrine dayali olan ETKB Ic
Sirkuleri'nden kaynaklanmaktadir.
Ulusal Korunma Yasasi ve Ulusal Guvenlik Yasasi hukumete acil durumlarda
her turlu talep frenleme programini uygulama yetkisi vermektedir. Gerekli goruldugu takdirde hukumet ham
petrol disindaki sivi yakitlarin alimini, satis ve dagitimini
denetleyebilmektedir.
Akaryakit Fiyat Istikrar
Fonu (AFIF), 89/14264 sayili Bakanlar Kurulu Karari ile kurulmustur. Bu karara gore tum petrol urunu
ithalatcilari acil durumlar icin, yillik ithalatlarinin en az 60 gunluk esdegeri
kadar urun stogu bulundurmak zorundadirlar.
Ayrica 6326 sayili Petrol Yasasi'na gore, rafinerilerdeki kapasitenin
insasi ve genisletilmesi icin yapilan muracaatlara ilaveten, stoklama planlari
ve rafineri yeterlilikleri ve ulkedeki tum petrol ve dogal gaz etkinlikleri
ETKB'ndaki Petrol Isleri Genel Mudurlugu tarafindan incelenmek durumundadir.
1995 yilinda 90 gunluk bir
taahhute ulasilmasi yonundeki bu son yasaya ilaveten 1995 Agustos'unda da
dagitim firmalarina en az 10 gunluk stok bulundurma yukumlulugu
getirilmistir. Bir altkriz durumunda
IEA yonetimindeki bir stok eritme olayina katilmak acisindan yasal hicbir engel
yoktur.
Petrol tuketimi ve
ithalatindaki hizli artisa ragmen Turkiye'nin acil durum rezervleri, ithalat
gunu sayisi ile olculdugunde, onemli miktarda artmistir. 1995 sonundaki acil durum stoklari 90 gunluk
net ithalat hacminin uzerindedir. 1997
Ocak ayinda ise 85 gunluk net ithalat esdegeri duzeyindedir.
Transit Petrol
Turkiye Hazer petrolunun
gecisi acisindan buyuk bir potansiyele sahiptir. 1995 yilinda Novorosisk, Tuapse ve Odessa'dan gelen yaklasik 60
mtpe Rus petrolu Bogazlardan gecmistir.
Ayrica Sovyetler Birligi'nin dagilmasindan sonra Orta Asya ve
Transkafkaslar’da petrol uretimi icin birkac ortaklik kurulmustur. Rezervler, uretim ve ihracat potansiyeli
hakkindaki tahminler cesitli olmakla beraber, gelecekteki ihracat duzeylerinin
yuksek olacagi konusunda fikir birligi vardir.
Yeterli boru hatti kapasitesi insa edildigi takdirde Azerbaycan ve
Kazakistan'in 1995'teki 10.5 mtpe’lik ihracatinin 2010 yilinda 120/140 mtpe’ye
cikacagi tahmin edilmektedir.
Azerbaycan'dan transit petrol:
Azerbaycan'in bilinen
rezervleri 1.5 milyar tpe duzeyde olup uluslararasi konsorsiyumun uretiminin
yilda 20-40 mtpe’ye ulasmasi beklenmektedir.
Azeri petrol sirketi olan Socar ile yabanci sirketler arasinda petrol
arama ve uretimi icin cesitli anlasmalar imzalanmistir. Esas anlasma Azerbaycan Uluslararasi Isletme
Sirketi ('Azerbaijan International Operating Company-AIOC') ile
imzalanmistir. Eylul 19944'te Azeri
hukumeti ile bir sirketler konsorsiyumu arasinda Sirag ve Ezeri alanlarindan,
Hazer Denizi'nin Azerbaycan bolumunu olusturan Gunesli sahasinin derin su
kismindan petrol uretmek uzere bir anlasma imzalanmistir. Sozkonusu sirketleri iceren AIOC bu
anlasmadan sonra kurulmustur. Muhtelif
degisikliklerden sonra 1997 yili basinda katilimcilarin hisseleri su
sekildedir: BP-%17.1, Amoco-%17, Pennzoil-%4.8, Itochu-%3.9, Ramco-%2.1 ve
Delta-Nimir-%1.7.
Uretimin ilk asamasinin 1997
sonunda 4 mtpe/yil olmasi ve tumunun Turkiye'de tuketilmesi
beklenmektedir. 1997 basinda uretim
10,000 v/g'dur. Ekim 1995'te bu ilk
uretimin iki hat arasinda paylastirilmasi kararlastirilmistir:
1.)
Baku'dan baslayip Rusya (ve Cecenistan) uzerinden Karadeniz'deki
Novorosisk'e uzanan 'kuzey' hatti.
Azeri petrolu daha sonra Istanbul Bogazi'ndan gecirilecektir Baku ile Novorosisk arasi 1400 km'dir. Bu hat 1993 yilinda tamamlanmis bulunan ve
Rusya'dan Baku'ya petrol tasimakta kullanilmis olan 9 mtpe kapasitelik hatti
kullanacaktir. Novorosisk'te 30
mtpe/yil kapasiteli yeni tesisler kurulacaktir. Yatirim tutarinin 56 milyon dolar olacagi tahmin edilmektedir.
2.)
Gurcistian uzerinden Supsa limanina uzanan 'bati' hatti. Baku-Supsa arasindaki mesafe 925 km olmakla
beraber, Gurcistan uzerinden yeni bir boru hattinin ve Supsa'da yeni tesislerin
insasi gerekmektedir. 10 mtpe/yil
kapasiteli bu hattin gerektirdigi yatirimin 230 milyon dolar duzeyinde olacagi,
fakat tasima maliyetinin Baku-Novorosisk hattindan daha dusuk olacagi
sanilmaktadir.
Uretimin ikinci asamasindaki
‘esas petrol’un Hazer alanindan uluslararasi pazarlara tasinmasi icin daha
fazla ihracat kapasitesine ihtiyac vardir.
Su secenekler dusunulmektedir:
1.)
Hazer ham petrolunun Akdeniz sahilindeki Ceyhan limanina ulastirilmasi
icin iki hat dusunulmektedir. Bu proje
'Hazer-Akdeniz ham petrol hatti projesi' olarak bilinmektedir. Ceyhan terminali 120 mtep/yil'lik bir
kapasiteye ve supertankerleri kabul imkanina sahiptir. Hat Gurcistan veya Ermenistan ve Nahcivan
uzerinden gececektir. Hattin planlanan
kapasitesi Kazak petrolu icin 20 mtpe/yil ve Azeri petrolu icin 25 mtpe/yil
olmak uzere toplam 45 mtpe/yil, uzunlugu ise Baku'dan Ceyhan'a 1500
km'dir. Turk hukumeti bu hattin, en
ucuz maliyetli ve sinirsiz tanker ulasimina en kisa hatti olusturdugunu
vurgulamaktadir. Fizibilite ve Cevresel Degerlendirme calismalari Dunya Bankasi
tarafindan finanse edilmektedir.
2.) Diger secenekler arasinda, Baku'dan kalkip Iran
uzerinden gecen bir hattin insasi ve 'erken' petrol icin tasarlanmis olan
hatlarin gelistirilmesi vardir.
Kazakistan'dan transit petrol:
Petrol ve gaz arama ve
uretimi icin cesitli ortakliklar arasinda en onemlisi Tengizchevroil'dir. Bu sirket Tengiz bolgesindeki petrol
alanlarini gelistirmeyi amaclamaktadir.
Chevron ve Mobil, gelecek 40 yil icerisinde 20 milyar dolarlik bir
yatirim gerektiren bu projenin esas yabanci ortaklaridir. Uretimin 1998 yilinda 25 mtpe olmasi ve 2010
yilina kadar 50 mtpe’ye cikmasi beklenmektedir.
Hazer Boru Hatti
Konsorsiyumu ('Caspian Pipeline Consortium-CPC') 1992 yilinda kurulmus olup1997
baslarinda Kazakistan'da petrol arama ve uretim faaliyetlerine katilan bir dizi
onemli sirketi icermektedir: Rusya (%24), Kazakistan (%19), Cehvron (%15),
Lukoil (%12.5), Mobil (%7.5), Rosneft (%7.5), Oman (%7), British Gas (%2), Agip
(%2), Oryx (%1.8) ve Munigaz (%1.8).
CPC Tengiz'den baslayan ve Hazer Denizi'nin kuzeyinden gecip
Novorosisk'te insa edilecek olan yeni bir ihracat terminaline uzanan bir hatti
tercih etmistir. Hat Cecenistan'dan
gecmeyecek sekilde degistirilmis ve Komsomolsk'tan Kropotkin'e uzanan bir hat
uzerinde karar kilinmistir. Kazak ve
daha sonra da Azeri petrolu icin kullanilacak olan 75 mtpe kapasitelik hattin
toplam maliyetinin 1.2-1.5 milyar dolar olacagi hesaplanmistir.
CPC'nin devami yonunde ana
anlasma Aralik 1996'da imzalanmistir.
Istanbul Bogazi'ndan transit petrol:
Kazakistan ve Azerbaycan
kaynakli petrolun Karadeniz uzerinden ihracatinin artmasi, bu petrolun yilda
120-140 mtpe'lik bir kisminin Bulgaristan, Romanya, Ukrayna ve Yunanistan'a
yonelecek olmasina ragmen, Istanbul Bogazi'ndan artan miktarlarda petrolun
gecmesine yol acacaktir. Bu bogazdan daha fazla transit petrol gecisini onlemek
icin cesitli oneriler olusturulmustur.
1.)
Turkiye, Ceyhan limanina uzanan bir boru hatti secenegini savunmustur,
2.)
Istanbul Bogazi uzerinden bir boru hattinin insasi onerilmistir. Turkiye ve Azerbaycan'daki Batili sirketler
tarafindan yaptirilan bir calismaya gore 25 veya 75 mtpe kapasiteli bir hat,
575 veya 1100 milyon dolara
malolacaktir.
3.)
Samsun'dan baslayip Kirikkale rafinerisi uzerinden Ceyhan'a uzanan 760
km'lik bir boru hatti diger bir secenegi olusturmaktadir. Kirikkale-Ceyhan arasindaki yeni boru hatti
eskisine paralel olarak uzanacak, toplam kapasite 40 mtpe ve toplam maliyet de
710 milyon dolari bulacaktir.
4.)
Ayrica halen tartisilmakta olan iki diger proje vardir ve bunlar
Bulgaristan'in Burgaz limanindan baslayip Yunanistan'in Aleksandropolis veya
Arnavutluk'un Akdeniz sahiline uzanan hatlardir.
Istanbul Bogazi 32 km
uzunlugunda olup, dordu kor olmak uzere 12 adet, koseli kivrima sahiptir. Gunde 130, yani her oniki dakikada bir adet
ana tekne bu suyolunu kullanmaktadir.
Kaza sayisi 1988'de yediden 1991'de 57'ye tirmanmis, fakat 1992'de
37'ye, 1996'da da sadece ikiye inmistir.
1984 ile 1996 arassinda 22 onemli carpisma yer almistir. En son buyuk kaza 1994 yilinda, Nassia
tankerinin bir Rus teknesiyle carpismasi sonucu yer almis, 30 denizcinin
olumune ve 20 bin ton petrolun bogaza yayilmasina yol acmistir.
Ticari gemicilik 1936
yilinda imzalanmis bulunan ve bogazlardan serbest ulasimi garantileyen Montreux
Anlasmasi ile duzenlenmektedir
1994 yilindaki kazadan sonra
Turkiye Istanbul ve Canakkale bogazlarindan gecen gemilerle ilgili emniyet
kurallarini sikilastirmistir. Halen
gecerli olan kurallar:
Tankerlerin sadece gunduz
gecis hakki vardir,
24 saat oncesinden haber
verilmesi gerekir,
Turk tekneleri kilavuz
kullanmak zorundadir,
Turkiye'nin yonettigi trafik
ayrim sistemine uyulmasi zorunludur,
Buyuk gemiler gecerken veya
hava ve akinti kosullari gecisi zorlastirdigi takdirde bogazlari trafige
kapatma hakki vardir.
Ayrica yeni bir trafik
izleme sistemi gecisleri kolaylastiracaktir.
Uluslararasi Denizcilik
Orgutu ('International Maritime Organization-IMO') bogazlarin emniyetini
arttirmak icin ilave onlemler onermistir.
Orgute gore, bogaz trafigi 'denizcilik, guvenlik, cevre ve yore halki
acisindan giderek artan bir potansiyel risk' olusturmaktadir.
Degerlendirme:
Turkiye'nin ithal petrole
bagimliliginin gelecek yillarda hizla artmasi beklenmektedir. Yerli petrol uretim olanaklari zaten dusuk
iken bir de, Hazer Denizi bolgesi gibi diger alanlarda dogan yeni imkanlar
nedeniyle daha da azalmistir. Bu
nedenle arastirmayi tesvik edici vergi reformlari lazimdir. Uretimin bir kisminin yerli pazara satilmasi
zorunlulugunun kaldirilmasi ve rafinerilere satilan petrolun fiyatinin daha
seffaf bir sekilde belirlenmesi, hatta fiyatlarin tumden liberallestirilmesi,
Turkiye'deki rafineri oncesi sektore duyulan ilgiyi arttiracaktir.
Hukumet, petrol fiyatlarinin
ve ticaretinin 1989’daki liberallestirilmesinden sonra dahi pazara agir bir
sekilde mudahale etmektedir. Hukumet KIT’lerden
petrol urunu fiyatlarini maliyetin altinda belirlemelerini
isteyebilmektedir. Ayrica Tupras ve
Petrol Ofisi pazardaki dominant pozisyonlari nedeniyle fiyatlari
belirlemektedir. Ozel kuruluslar petrol
urunleri ihracatinda gucluklerle karsilasmislardir. Bu politikalar petrol ve daha genel olarak enerji sektorunde
olumsuzluklara yol acmistir. Bu
politika:
1.) Tupras’in ve bu
sektordeki ozel kuruluslarin karliligini azaltmis,
2.)
Kuruluslarin karliligini sinirlamak suretiyle, istasyonlarin
modernlestirilmesini oldugu kadar rafineri modernizasyonunu da yavaslatmis ve
petrol urunlerinin pazara uyumunu azaltmistir,
3.)
Ozel yatirimcilar karar vermeden once petrol sektorunun karliligindan
emin olmak ihtiyacinda olduklarindan, Tupras ve Petrol Ofisi’nin ozellestirme
programlarini engellemistir,
4.)
Dusuk petrol fiyatlarina yol acmak suretiyle enerji verimliligi
motivasyonunu azaltip petrol ithalatini arttirmistir.
Dolayisiyla urun satis
fiyatlarini dunya pazarina baglayacak bir fiyat formulu olusturma plani olumlu
bir adimdir. Fiyat reformu, petrol
tuketiminin hizla artmasi beklendiginden, bu alandaki is imkanlarini
arttiracaktir.
Bu fiyat formulu tam
rekabetci bir petrol sektorune dogru ilk adim olmalidir. Tupras ve Petrol Ofisi’nin ozellestirilmesi
rekabeti arttirmaya yonelik bicimde planlanmalidir. Tupras’in rafinerileri, tek bir kurulusa dominant pazar payini
vermekten kacinmak uzere farkli alicilara verilmelidir. Hukumet ayni nedenle Petrol Ofisi’nin
istasyonlarini farkli kuruluslara satmayi dusunmelidir. Bu son ve kuruluslarin hukumet etkisinden
bagimsiz hale geldikleri asamada fiyat formulu kaldirilarak, fiyatlarin pazarda
olusmasina izin verilmelidir.
Bu yapisal reform, petrol
ulasimi icin seffaf ucret ve duzenlemeler iceren bir denetleme reformuyla
desteklenmelidir. Tasima ucretleri
halen BOTAS ile cesitli kullanicilar arasinda pazarliga tabidir. Ozellestirme sureci, boru hatlarini kullanma
ihtiyacinda olan ozel isletmecilerin sayisini arttirdikca seffaf bir
fiyatlandirma mekanizmasina ihtiyac artacaktir.
Turkiye’nin IEA’na karsi 90
gunluk ithalat gereksinimi duzeyindeki stok taahudune uyma kararliligi sevindiricidir. Ithalat gunu biriminden stoklar, tuketim ve ithalatin hizla
artmis olmasina ragmen, anlamli duzeyde artmis ve Turkiye’nin petrol temin
guvenligini arttirmistir.
Turkiye, Orta Asya ve Kafkaslar’daki yeni petrol ureticisi ulkelerden petrol ithal edebilmek acisindan uygun bir konumdadir. Bu durum petrol kaynaklarini cesitlendirip temin guvenligini arttiracaktir. Transit petrol alaninda ise, bolgenin petrol uretimindeki belirsizlikler ve temin guvenligi konusundaki farkli degerlendirmeler projelerin cesitlenmesine yol acmistir. Eger Hazer havzasindaki petrol uretimi tahmin edildigi kadar yuksek olursa, en azindan iki boru hatti lazim olacaktir. Bu konudaki Turk politikasi, dusuk maliyetli ve guvenli gecis saglayan guvenilir bir transit ulke olmaya devam etmek olmalidir.
Petrol Onerileri:
1.)
Yerli uretimin bir kisminin ic pazara satilmasi zorunlulugunun
kaldirilmasi ve yerli ham petrolun satisi ile ilgili fiyat denetiminin
seffaflastirilmasi,
2.)
Petrolun, yerli arama ve uretimi tesvik amaciyla rafineri oncesi
asamada vergilendirilmesine devam edilmesi,
3.)
Dunya fiyatlarini goz onunde bulundurmak ve hukumetin sosyal
fiyatlandirmasindan kacinmak amaciyla,
nihai tuketiciler icin bir petrol fiyatlandirma formulunun belirlenmesi,
4.)
Ulusal petrol kuruluslarinin, olusacak yeni petrol sektorunun rekabete
izin verecegi ve fiyatlarin pazar tarafindan belirlenecegi bir sekilde
ozellestirilmesi,
5.)
Petrol gecisine, boru hatlarindan yararlanma kosullarini da iceren
seffaf duzenlemeler getirilmesi,
6.)
Orta Asya ve Kafkaslar’dan gelen petrol ve gaz icin transit ulke olma
yolundaki ihtimallerin incelenip degerlendirilmesi.
Turkiye’de dogal gaz tuketimi 1976 yilinda baslamis, ozellikle 1980’lerin ortalarindan itibaren hizla artmistir. 1995 yilindaki gaz arzi 5.8 mtpe’ye, yani toplam birincil enerji arzinin %9.3’une ulasmistir. Elektrik uretimi 1996 yilindaki toplam gaz tuketiminin %52’sini tuketmistir.
Dogal gazin nihai tuketimi
de hizla artmis ve 1995 yilinda 2.8 mtpe veya toplam nihai enerji tuketiminin
%5.7’sine ulasmistir. Tahminlere gore
1996 yilindaki nihai dogal gaz tuketiminin %60’i sanayide, kalani da
konut/ticaret sektorunde tuketilmistir.
Dogal gaz butun sektorlerde petrol ve komurun yerini almistir. Sanayi sektoru dogal gaz kullanimina 1976
yilinda baslamis ve 1996 yilinda gubre sanayii toplam sanayi tuketiminin ucte
birini almistir. Dogal gaz ayrica
cimento, demir-celik ve cam sanayiinde de kullanilmaktadir. Hukumet dogal gazin, kentlerdeki hava
kirliligini azaltma araci olarak linyit yerine kullanimini tesvik etmistir.
1976’da baslayan dogal gaz
uretimi 1995 yilinda 0.2 mtpe’ye veya talebin %2.5’ine ancak ulasmistir. Mevcut yedi uretim alanindan, en buyuk alan
olan Trakya’daki Hamitabat da dahil olmak uzere altisi TPAO’nundur. Marmara’daki ilk sualti alanindan uretim
1997’de baslamistir. Yeni bulgu
ihtimali yuksek oldugundan, ETKB, mevcut alanlar fakirlesirken yenilerinin
devreye girmesi sonucu, uretimin simdiki duzeyde devam edecegini tahmin
etmektedir.
Primer dogal gaz tuketiminin
gelecek 15 yil icerisinde hizla artmasi beklenmektedir. BOTAS’in 1997 yilindaki tahmini ise, 2000
yilindan sonrasi icin daha da hizli bir artisi ongormektedir. Toplam talebin 2010 yilinda 5 milyar
metrekupe (bcm) ulasmasi beklenmektedir.
Ithalat ve Kontratlar:
Dogal gaz ithalati 1987’de baslamis, 1987-94 arasinda eski SSCB Turkiye’nin tek saglayicisi olmustur. Marmara LNG terminalinin 1994 yilinda tamamlanmasindan sonra Cezayir’den ithalat baslamistir. 1996 yilinda Rusya hala, toplam ithalatin %70’i ile basta gelmekte, Rusya’yi %28.5 ile Cezayir, spot alimlari kanaliyla ve %1’le Avusturalya izlemektedir.
BOTAS beklenen talebi
karsilayabilmek icin giderek artan miktarlarda mukavele yapmayi
tasarlamaktadir. Ithalat kaynaklarinin
cogu uzun vadeli kontratlar seklinde olup, ara sira spot alimlarla
desteklenmektedir.
Rusya ile anlasmalar su
sekildedir:
1.) BOTAS 1986 yilinda Rusya’nin Soyuzgaz sirketi ile, 1987’de baslayip 25 yil surecek ve Bulgaristan uzerinden karsilanacak olan bir dogal gaz ithalat anlasmasi imzalamistir. Alinan miktar kademeli bir sekilde artarak 1993 yilinda, 5-6 bcm/y’lik azami degerine ulasmistir. Bu anlasmaya gore gaz bedelinin %70’i Rusya tarafindan Turkiye’den yapilacak ithalatta kullanilmak durumundadir. BOTAS’a gore Rus gazinin alis fiyati, diger Avrupa ulkelerinin odediginden daha ucuzdur.
2.)
Aralik 1996’da Rao-Gazprom’la 25 yil sureli, 2002 yilindan sonra 8
bcm’ye ulasacak ve halen kullanilan bati hattindan saglanacak olan bir ilave
gaz anlasmasi imzalanmistir. 2010’dan
sonra 16 bcm’ye ulasacak olan bir diger anlasma pazarlik surecindedir.
Cezayir’le yapilan
anlasmalar soyledir:
1.)
BOTAS 1988’de Cezayir’in petrol ve gaz sirketi olan Sonatrach ile,
1997’de baslamak uzere 20 yil sureli ve yilda 2 bcm dogal gaz esdegeri LNG
teminini ongoren bir anlasma imzalamistir.
2.)
Ekim 1995’te BOTAS yine Sonatrach ile, 1997’de baslamak uzere yilda 1
bcm dogal gaz esdegeri LNG teminini ongoren bir anlasma daha imzalamistir. 1999’dan baslamak uzere 1 bcm dogal gaz
esdegeri LNG temini uzerinde de anlasmaya varilmistir.
Iran’la yapilan anlasmalar
soyledir:
1.)
Agustos 1996’da BOTAS Iran’in NICC
sirketi ile, 1988’den baslamak uzere 23 yil sureli ve yilda 3 bcm dogal gaz teminini ongoren bir anlasma
imzalamistir. Dogal gaz alimlarinin
2005 yilinda 10 bcm/yil’a ulasmasi beklenmektedir.
Diger gelismeler arasinda
sunlar vardir:
1.)
Kasim 1995’te BOTAS Nijerya LNG Ltd. ile, 1999’dan baslamak uzere 20
yil sureli ve yilda 1.2 bcm dogal gaz esdegeri LNG teminini ongoren bir anlasma
imzalamistir.
2.)
Ocak 1995’te hukumet Katar ile, 2000 yilinda baslamak uzere yilda 1 bcm
dogal gaz esdegeri LNG teminin ongoren bir memorandum (‘memorandum of
understanding-MOU’) imzalamistir. Katar
kuruluslariyla, ilave gaz temini icin gorusmeler surdurulmektedir.
3.)
Subat 1995’te Turk ve Turkmen baskanlari, 1998’de 2 bcm ile baslayip
2010’dan sonra 15 bcm/y’a ulasacak dogal gaz temini icin bir MOU imzalamistir.
4.)
Aralik 1996’da Yemen ile 2000-2001’de baslamak uzere yilda 3.7 bcm
dogal gaz esdegeri LNG teminini ongoren bir MOU imzalamistir.
5.)
Misir ile yilda 4 bcm dogal gaz esdegeri LNG temini icin gorusmeler
devam etmektedir.
6.)
BOTAS Abu Dabi ve Oman ile de LNG alimi icin pazarlik sureci
icerisindedir.
7.)
Irak’tan ithalat dusunulmektedir.
Rusya ve Cezayir’den gaz
ithalati yetersiz oldugundan BOTAS Mayis 1995’te, spot LNG alimi icin bir
teklif proseduru belirlemis, daha sonra da Avusturalyali ihracat firmalariyla
kisa sureli bir mukavele imzalamistir.
Mevcut ve saglam dogal gaz
mukaveleleri, talepte planlanan potansiyel artisi karsilayamamaktadir. Pazarlik surecindeki mukaveleler ve
imzalanmis olan MOU’ler gelecekteki talebi karsilayabilir.
DPT tarafindan belirlenmis
olan ilkelere gore dogal gaz oncelikle elektrik jeneratorlerine ve ozellikle de
YID (BOT) modeline gore insa edilmis olanlara verilmektedir. BOTAS’a gore, elektrik jeneratorleri en
buyuk dogal gaz tuketicileri olmaya devam edecektir.
Mevcut altyapisi sinirli
olmakla beraber dogal gazin, talep ve ithalatta beklenen planli artislar
sayesinde hizla gelismesi beklenmektedir.
Ilgili yatirim kararlari DPT, ETKB ve BOTAS arasinda
tartisilmaktadir. BOTAS uluslararasi
kurumlardan borc almakta ve gelecekteki yatirimlar icin yabanci sermaye cekmeye
calismaktadir.
Ana boru hatti Bulgaristan
sinirindan Istanbul, Izmit, Bursa, Eskisehir ve Ankara’ya ulasmaktadir. Uzunlugu 1257 km kapasitesi ise 8.6-8.7
bcm/yil olup, bu kapasitenin 14/15 bcm/y’a cikartilmasi mumkundur. Ilk LNG terminali 1994 yilinda Istanbul yakinlarindaki
Marmara Ereglisi’nde tamamlanmistir.
Terminalin ihtalat kapasitesi 3.5 bcm/y olup, 6 bcm/y’a ulasmasi
beklenmektedir. Yeniden gazlastirilmis
urun icin depolama kapasitesi 0.26 bcm’dir.
Mevcut gaz altyapisi
genisletilmektedir. Agin ve boru hatlari
kapasitelerinin genislemesi kismen de gaz teminine baglidir. Bu alandaki en onemli gelismeler soyledir:
1.)
Ege hatti Bursa’yi Izmir’e baglayacak olup, toplam uzunlugu 534 km’dir
ve ilk etabi olusturan 208 km’lik Bursa-Can hatti 1996’da tamamlanmistir.
2.)
Guney Dogalgaz Boru Hatti 1084 km uzunlukta olacak ve Ankara’yi Iskenderun’a
baglayacaktir. Bu hat Kayseri’den gecip
Konya’ya da baglanacaktir.
3.)
Anahat ayrica Izmit’ten, buradaki demir celik tesisleri 1996 yilinda
dogal gaza gecmis olduklarindan, Karadeniz Ereglisi’ne de uzatilmaktadir.
Dogal gaz ithalati icin
insasi planlanan boru hatlari soyledir:
1.)
Iran’dan ithalat icin Tebriz ile Ankara arasinda 1174 km’lik bir hat
insa edilecek ve bu hattin Turkiye icindeki kismi, Erzurum ve Sivas’i Ankara’ya
baglayacaktir.
2.)
BOTAS Rusya Federasyonu’ndan gelen mevcut dogal gaz hattinin
kapasitesinin arttirilmasi icin calismalar yapmaktadir. Malkoclar Olcme ve Kirklareli Kompresor
istasyonlarinin kapasitelerinin arttirilmasi calismalari devam etmektedir. Pendik’te ikinci bir basinclama merkezi insa
halinda olup, bir ucuncusu icin calismalar baslatilmistir.
3.)
Turkiye’yi Karadeniz’in altindan Rusya Federasyonu’na baglayacak 1170
km uzunlugundaki ‘Mavi Akim’ projesi gundemdedir.
4.)
Turkmenistan dogal gazini Hazer Denizi uzerinden gecip, Azerbaycan ve
Gurcistan yoluyla Turkiye’ye ulastiracak olan bir boru hatti gundemdedir. Alternatif bir hat Iran ve Ermenistan
uzerinden gecmektedir. Baslangicta,
halen mevcut olan hat uzerinden Kazakistan, Rusya ve Gurcistan yoluyla yilda 2
bcm kadar gaz alinabilecektir. Bu
hattin Turk sinirina ulasmasi icin Gurcistan veya Ermanistan’da kisa bir kismin
insasi gerekmektedir. Bu hatlar
Turkiye’de, Iran’dan yapilacak ithalat icin insa edilen hatta
baglanacaktir. Turkiye uzun vadede
Turkmen gazinin Avrupa’ya gecisi icin transit ulke olmayi planlamaktadir. Oneriler, kapasitesi 2010 yilina kadar
kademeli olarak, Turkiye’ye saglanan gaz da dahil olmak uzere 40 bcm/y’a
ulasacak bir hattin insasi yonundedir.
5.)
Potansiyel saglayicilarla anlasmalar imzalandigi takdirde gelecek olan
LNG’yi alacak iki yeni LNG terminali planlanmaktadir. Iskenderun ve Izmir’de iki ithalat terminalinin insasi ile ilgili
fizibilite calismasi M.W. Kellog tarafindan yapilmistir. Bu terminaller BOTAS tarafindan, yabanci
sirketlerle YID (BOT) modeline gore kurulan ve kombine isi cevrimi (CCGT) temin
edecek olan ortakliklar sayesinde insa edilecektir.
6.)
Gurcistan uzerinden gecen ve Rusya’dan Dogu Anadolu’ya gez getirecek
olan bir hattin insasi sozkonusudur. Bu
hattin Akdeniz uzerinden Israil’e de uzatilmasi dusunulmektedir.
Dogal gaz; 1989’dan beri
Ankara’da, Ocak 1992’den beri Istanbul’da, Aralik 1992’den beri Bursa’da ve
Ekim 1996’dan beri Eskisehir’de olmak uzere dort buyuk kentte
dagitilmaktadir. Izmit’in de aga
baglanmasi dusunulmektedir. Dogal gaz
dagitimi Ankara’da Ego, Istanbul’da Izgas gibi belediye sirketleri, Bursa ve
Eskisehir’de ise BOTAS tarafindan yapilmaktadir.
Dogal gaz dagitimi,
pazarlamasi ile LNG ithalat terminallerinin ve gaza dayali santrallarin
kurulmasi icin BOTAS bunyesinde Turk Gaz Ltd. Sti. kurulmustur. Sirket diger kuruluslarla ortak girisimlerde
bulunmayi tasarlamaktadir.
BOTAS gaz ithalati ve ulasim
alaninda yasal monopol olup, yeni hatlarin isletme ve insasindan da
sorumludur. Ayrica, sehirlerdekiler
haric tum fiyatlari belirler. Fakat
hukumet bu monopolu kirmayi, yani dogal gaz ithalatini serbestlestirip ulasimda
ucuncu partilere giris imkani tanimayi dusunmektedir. Bu KIT'in ozellestirilmesiyle ilgili bir karar henuz
alinmamistir.
Dagitim herhangi bir ozel
sirket tarafindan yapilabilmekte, fakat degisik hissedarlarin hisselerinin
Bakanlar Kurulu tarafindan onaylanmasi gerekmektedir. Dagitim sirketleri kendi alanlarina dogal gaz saglamak zorunda
degildirler.
BOTAS, kendi sattiginin
oldugu kadar, ureticiler tarafindan sanayie satilan dogal gazin fiyatini da
belirlemektedir. Yillik tuketimi
100mmk'un altinda olan, yani guc uretimi, sanayi ve dagitim sirketleri icin
tuketici fiyatlari, BOTAS'in tarifeleriyle belirlenmektedir. Yillik tuketimi 100mmk'un uzerinde olan
tuketiciler icin fiyatlar, BOTAS ile tuketici arasinda pazarlikla belirlenmektedir.
BOTAS tarafindan sinai
tuketiciler icin belirlenen tarifeler; dogal gazin hacmine, kesilebilir veya
kesintisiz kullanim sekline ve sanayinin tipine gore degismektedir. Tarifeler, buyuk olan ve kesilebilir
kullanimdaki tuketicileri tercih etmektedir.
Kombine cevrim guc santrallari, diger sanayi dallarina gore daha yuksek
faturalandirilan dagitim sirketlerine gore daha da yuksek
faturalandirilmaktadir. Gubre
fabrikalari en dusuk fiyatlara tabidir.
BOTAS'in yerel dagitim
sirketlerine (YDS) fiyat farki uygulama hakki bulunmakla beraber fiyatlar
simdilik tum sirketler icin ayni olup, uluslararasi petrol urunu fiyatlarina
gore degismektedir. YDS'lerine
uygulanan fiyatlar ithalat fiyatlarini, ulasim masraflarini ve kari hesaba
katmaktadir. 1997 Subat'ina kadar,
YDS'lerinin uyguladigi fiyatlarin, bu sirketler tarafindan BOTAS'a odenen
fiyatlari %30'dan fazla asmasina izin verilmiyordu. Subat 1997'de bu sinir %70'e cikartilmis ve daha sonra Agustos
1997'de %45'e indirilmistir. YDS'leri
fiyatlarini bu sinir icerisinde, pazarlama stratejilerine gore
belirlemektedirler. ETKB, dagitim
sirketlerince sanayi ve konutlar icin belirlenen fiyatlari onaylamaktadir. Aralik 1996'da konutlar icin dogal gaz
fiyati Ankara'da 19.44 c/mk, (sent/metrekup) Istanbul'da 19.15, Bursa'da ise
20.92 c/mk idi.
Dogal gazin pazar
penetrasyonunu garantilemek icin, dogal gaz fiyatlari cogunlukla rakip yakit
fiyatlarindan dusuk belirlenmektedir.
Konut gibi bazi sektorlerde dogal gazin fiyati, toplam temin maliyetini
yansitamayacak kadar dusuktur. Nakil
maliyetleri mesafeye gore farklilandirilmamistir.
Rakip yakitlara oranla dogal
gaza uygulanan vergilerin dusuklugu, BOTAS'in ve dagitim sirketlerinin gaza
daha yuksek vergi oncesi fiyat uygulayabilmelerini mumun kilmaktadir. Bu, dogal gazin ulkede hizli penetrasyonunu
saglamistir.
Turkiye'de ortalama olarak,
sanayi sektoru icin dogal gazin toplam fiyati, agir fuel oile gore az biraz,
fakat kok komurune oranla cok daha yuksektir.
Konut sektorunde dogal gazin toplam fiyati linyitinkinden yuksek, fuel
oilinkinden cok daha dusuktur. Elektrik
uretimi icin dogal gaz fiyati, fuel oilinkinden biraz az, linyitinkinden daha
yuksektir.
Turkiye yakin zamanlarda,
dogal gaz temininde iki kez kesinti yasamistir. 1994 yili basinda, yani LNG santralinin devreye girmesinden once,
Rus dogal gazinin gunluk akisi, Ukrayna'daki transit sorunlari nedeniyle
yaklasik %50 oraninda azalmisti. Dogal
gaz tuketimi kesilmek zorunda kalininca, oncelik konut tuketicilerine
verilmisti. 1995 Mart ayi baslarinda,
mevcut gaz santrallarindan birisi, girdisinin cogunu fuel oile degistirmek
zorunda kalmis, iki gubre fabrikasi ise beklemeye alinmisti.
Bir kesinti halinde gazin
paylastirilmasi ile ilgili hicbir yasa yoktur.
1996 yilinda, kesilebilir gaz tuketimi toplamin %20'sini
olusturmaktaydi. Fakat gaz depolama
kapasitesi cok sinirlidir. 1996
yilinda, LNG terminallerindeki gaz depolama tesisleri, 8 gunluk tuketimden daha
azini tutabiliyordu.
Guney Anadolu boru hatti
insa edildikten sonra Orta Anadolu'da, tuz magaralarinda 1-2 bcm'lik depolama
kapasitesi olusturmak uzere tasarimlar vardir.
BOTAS ve refineri oncesi TPAO sirketi, Marmara Denizi sahilinde yer alan
Silivri'deki, yaklasik 2bcm kapasiteli yeralti deposunu kullanma imkanlarini
incelemektedir. Gelecekteki LNG
terminalleri de yeni depolama tesisleri icerecektir.
Turkiye son yillarda farkli
kaynaklardan dogal gaz ithalatini onemli miktarda arttirmis ve ana tuketim
alanlarindaki gaz iletim dagitim altyapisinin insasini basarmistir. Bu sayede:
1.
) Hizli buyuyen ekonomisine enerji teminini rahatlatmis,
2.
) Yakit cesitliligini ve temin guvenligini arttirmis
3.
) Dogal gazin konutlarin enerji tuketiminde, petrol ve linyit gibi
karbonca daha yogun ve kirletici olan yakitlarin yerini aldigi oranda,
kirletici ve sera gazi emisyonlarini azaltmistir.
Turkiye’de dogal gaz
tuketiminin yakinlarda baslamis olmasi nedeniyle gaz sektoru henuz
olgunlasmamis olup, su ozelliklere sahiptir:
1.
) BOTAS dogal gaz girisi arttikca buyumektedir,
2.
) Elektrik ureticileri ve sanayi gibi buyuk tuketiciler dogal gaz agina
oncelikle baglanmis olup, konut tuketiminin toplam icindeki payi kucuktur,
3.
) Dogal gaz tuketimi depolama kapasitesine oranla hizli artmis ve bu
durum, gunluk tuketim birimiyle kucuk bir depolama kapasitesine yol acmistir.
Dogal gazin pazar
genislemesini engellemekten kacinmak icin oncelikle, diger yakitlarla adil
rekabetinin saglanmasi gereklidir.
Alternatif yakitlarin fiyatlari dogal gaza gore dusuk tutuldukca bu yakitin gelisimi zorlasacaktir. Halbuki yeni bir yakit turu olmasi
itibariyle, rekabet edebilmesi icin fiyatinin dusuk tutulmasi gereklidir. Diger yandan dusuk fiyat, gaz altyapisinin
insasi icin gerekli olan gelirin saglanamamasina yol acacaktir. Dolayisiyla
diger yakitlarin fiyatlari maliyetin altinda belirlenmemelidir. Ayrica, dogal
gaz lehine olan vergi ayirimi, yakit cesitliliginin yararini ve daha temiz bir
yakita verilmesi gereken primi yansitmak acilarindan yeterli olmayabilir. Hukumet vergi sistemini, tum dis maliyetleri
verimli bir sekilde hesaba katip katmadigi konusunda gozden gecirmelidir.
BOTAS’tan baskalarinin,
BOTAS’in boru hatlarini kullanarak gaz ithaline izin verilmeli, ancak bu,
BOTAS’in halihazirda sonuclandirmis bulundugu 60bcm’lik baglantilarinin
plasmanindan ve gerekli altyapinin insasi icin gerekli kaynaklarin
yaratilmasindan sonra yapilmalidir.
BOTAS’in, boru hatlari agini genisletmesi icin de keza monopol konumuna
ihtiyaci vardir.
Seffaflik ve etkin denetim
acisindan BOTAS’in faaliyetleri ayrilmalidir. Ozellikle gaz iletimiyle
parekende satis faaliyetleri, gazin fiyatiyla iletim ucretleri birbirinden
ayrilmalidir.
BOTAS, siyasi yonetim
etkilerinden korunmali, ozerk bir sirket yapisina kavusturulmalidir.
Denetleme kurumu siyasi
mudahaleden bagimsiz olmalidir.
Spot alimlarina imkan veren
LNG terminalinin varligina ve Cezayir’den gelen LNG akisina ragmen, Turkiye
hala daha dogal gaz temin kesintilerine karsi zayif durumdadir. Gaz depolama kapasitesindeki yetersizlik
nedeniyle Turkiye kesintili mukaveleleri tercih etmistir.
Potansiyel temin risklerini
azaltmak icin, kaynaklar cesitlendirilmeli, yeni gaz depolama kapasitesi, yeni
LNG terminalleri insa edilmelidir ve edilmektedir.
Dogal Gaz Onerileri:
Hukumet:
1.
) Dogal gazin, taskomuru ve linyit de dahil olmak uzere alternatif
yakitlarla serbestce rekabetini saglamali, bunun icin diger yakit fiyatlarini
maliyetlerinin altinda belirlememeli ve vergi sistemini, dis maliyetleri daha
iyi icsellestirecek hale koymali.
2.
) BOTAS’in ithal tekelini kaldirirken, yeni denetleme cercevesini,
degisik kaynaklardan gaz temin edilebilir ve dogal gaz penetrasyonu icin
gerekli yatirimlara imkan verir sekilde olusturmalidir.
3.
) BOTAS sirketlesmeli ve muhasebesi ayrintilandirilmalidir.
4.
) Bagimsiz bir denetleyici olustururken, bu kurulun siyasi mudahaleden
uzak tutulmasi gerekir.
5.
) Dogal gaz piyasasi olgunluga ulastiginda, gazin gaza karsi tam
rekabeti hedeflenmelidir.
6.
) Dogal gaz depolama kapasitesinin arttirilmasina yonelik cabalar
arttirilmalidir.
Linyit ve taskomuru olmak
uzere komur uretimi, 1980’lerin sonlarina kadar hizla artmis, fakat bu yildan
sonra dengeye vararak 1995 yilinda, 12.1 mtpe olan 55 mt’a ulasmistir. Komur Turkiye’de uretilen en buyuk enerji
kaynagidir. Agirlik itibariyle,
taskomuru uretimi 1973 yilinda 4.6 mt’dan 1995 yilinda 2.2 mt’a azalirken,
linyit uretimi ayni sure icerisinde 7.8 mt’dan 52.8 mt’a cikmistir.
Turk linyiti dusuk kalori
degerine, yuksek sulfur, toz ve kul icerigine sahiptir. Rezervlerin %75 kadari 2500 kcal/kg’dan
dusuk, %10 kadari da 3000kcal/kg’dan yuksek kalori icerigine sahiptir. Uretimin %90 kadari acik alan (open-cast)
uretimidir, fakat bu madenler fakirlesmektedir. Linyit uretiminin yaridan fazlasi Turkiye’nin bati
kesimindedir. Cikarilabilir
rezervlerin, 1 milyar tonluk yeralti rezervleri de dahil olmak uzere 7.3 milyar
ton oldugu tahmin edilmektedir. Toplam
rezervlerin yaklasik %45’i Guneydogu’daki Afsin-Elbistan sahasinda, yeralti
rezervlerinin yaridan fazlasi ise Bati Anadolu’da (Soma, Tuncbilek)
bulunmaktadir. Cikarilabilir taskomuru
rezervlerinin 430 milyon ton oldugu tahmin edilmektedir. Turk taskomuru dusuk kaliteli olup,
Karadeniz’in Zonguldak bolgesinde uretilmektedir. Taskomurunde acik alan uretimi yapan maden yoktur.
1995 yilinda komur tuketimi,
Toplam Birincil Enerji Arzi’nin (TBEA) %26.7’sini, Toplam Nihai Tuketimin (TNT)
de %15.2’sini olustururken, komur tuketiminin yaklasik %50’si elektrik
uretiminde kullanilmistir. Komurun ana
endustriyel tuketicisi demir celik sektorudur ve sanayi tuketiminin ucte
birinden sorumludur. Konut ve ticaret
sektorundeki komur tuketimi, ki cogunlukla linyittir, 2.5 mtpe duzeyinde veya
bu sektordeki toplam tuketimin %12.6’si mertebesindedir. Linyitin %75 kadari elektrik sektorunde
tuketilmistir.
Taskomuru ihtalati 1995
yilinda 4.5 mtpe’ye ulasmistir. Toplam
taskomuru ithalatinin %60’ini demir-celik sanayii tuketmis, bu sektorun
ardindan %17 payla cimento sanayii gelmistir.
Ithalatin kalani, hava kirliligini azaltmak amaciyla buyuk sehirlerde
konut tuketimine yonlendirilmistir.
Halihazirdaki resmi
tahminler taskomuru ve linyit uretiminde hizli artislar ongormekte, taskomuru
ithalatinin 2000 yilindan sonra hizla artmasi beklenmektedir. Komurun TBEA ve TNT’deki, elektrik
uretimindeki payinin artmasi beklenmektedir.
Fakat DPT, daha az sayida linyite dayali elektrik santralinin devreye
girecegi noktasindan hareketle, linyit uretim tahminlerini asagiya dogru
degistirmektedir. Bu santrallardan
bazilarinin yerine BOT/BOO modellerine gore, dogal gaza ve ilaveten ithal
taskomurune dayali santrallarin insa edilecegi beklentisi vardir.
Turkiye Taskomuru Isletmeleri
(TTK) yegane taskomuru ureticisidir.
1995 yilinda Turkiye Linyit Isletmeleri (TKI) ulkede uretilen linyitin
yaklasik %60'ini uretmistir. Ozel
sirketler toplam uretimin yaklasik %10'unu uretmektedir. Uretimin kalan kismi, Sivas-Kangal ve
Afsin-Elbistan santrallarinin isletme haklariyla birlikte devri amaciyla TEAS'a
devredilmis bulunan ve bu santrallara linyit saglayan iki acik alan linyit
madeninde yapilmaktadir. Hukumet bu
politikayi surdurmek niyetindedir.
Hukumet, yerli
kaynaklarin kullaniminin temin
guvenligini surdurebilmek acisindan onemli addettiginden, yerli taskomuru ve
linyit uretimini tesvik etmistir.
TTK ve TKI dogrudan ETKB'na
baglidir. Yatirip kararlari ve uretim
programlari sirketler tarafindan onerilmekte ve ETKB’yla birlikte gozden
gecirilmektedir. Nihai kararlar DPT
tarafindan alinir.
TTK ve TKI taskomuru ve
linyit fiyatlarini belirlemekte, fakat bu fiyatlar ETKB tarafindan
onaylanmaktadir. Belirlenen fiyatlar
TTK'nin masraflarini cikarmasina yetmemektedir. 1995 yilinda TTK'nin zarari 20.6 milyar TL'ye yukselmistir. TKI ise, birkac yil boyunca zarar ettikten
sonra 1995 yilinda, elektrik uretimine yonelik fiyatlardaki artis, sermaye
yatirimlarinin cogunun amortismaninin tamamlanmisligi, isgucunde bir miktar
azalma ve yeni yatirimlarin ertelenmisligi nedenleriyle 10.2 milyar TL kar
etmistir.
Uretici Subvansiyon Esdegeri
(Producer Subsidy Equivalent, PSE) yontemine gore Hazine tarafindan TTK'ya
odenen subvansiyonlar, 1990 yilinda 178.13 milyon TL (24 m$) iken, 1995 yilinda
12.2 milyar TL'ye (267m$) ulasmistir. Isletme masraflarini telafiye yonelik olan
ve mevcut uretime yarari dokunmayan odemeler 1995 yilinda hatiri sayilir
bicimde artmistir. 1995 yilinda tum
subvansiyonlar eleman basina 489 milyon TL'ye (9600$) esdegerdir.
TTK'nin taskomuru uretiminin
buyuk bir kismi Catalagzi termik santralina satilmaktadir. Yerli taskomuru uretiminin yaklasik beste
biri demir-celik endustrisine, kalan kismi seker ve cimento sanayii
kuruluslarina satilmaktadir.
Demir-celik sektorune satilan taskomurunun fiyati uluslararasi fiyatin
(1996'da ton basina 67$) uzerindedir.
Demir-celik endustrisi tarafindan kullanilan taskomurunun hepsi yerli
degildir ve kalan kismi uluslararasi fiyattan ithal edilmektedir.
Hukumet son zamanlarda komur
sektorundeki uretkenligi arttirmaya calismistir. 1992 yilinda TTK'daki uretimi
arttirip isgucu fazlasini azaltmaya yonelik bir program baslatilmistir. Program erken emekliligi tesvik etmis ve
yuzeyde calisan isci sayisini madenlerde calisanlara oranla azaltarak ucte bir
oranina indirmistir. 1990'da 34,000
olan isgucu 1995'te 21,500'e inmistir.
Ayrica bazi cekirdek disi etkinlikler ozel sektore
kaydirilmaktadir. Madenciler daha once
yilda sadece alti ay calisirlarken, bu sure yilda sekiz aya
cikartilmistir. 1995 yilinda daha az uretken olan madenler kapatilmis ve
uretkenlik 104 ton/kisi/yil kadar artirilmistir. Sonuc olarak TTK'nin uretim maliyetleri 1990'daki ton basina 128
dolar degerinden 104 dolara indirilmistir.
Fakat bu fiyat hala, ithal fiyatinin iki mislidir. TKI acisindan ise, hukumet, karli linyit
madenlerinin cogunun isletme hakkini ozel sektore devretmektedir. TKI'nin usgucu 1990'da 27,855'ten 1995'te
12,192'ye inmistir.
Linyit uretimi ve tuketimi
cevre sorunlarini arttirmistir.
Belediyeler, kukurt orani dusuk komur ithal ederek ve dogal gaz
tuketimini tesvik ederek konut sektorundeki linyit tuketimini azaltmaya
calismistir. 1986 yilinda cikartilan
hava kirliligi yasasi yeni linyit santrallari icin Baca Gazi Desulfurizasyon
(Flue Gas Desulphuration-FGD)
tesislerinin konulmasini sart kosmaktadir. Cayirhan ve Kangal santrallarindaki yeni uniteler buna gore insa
edilmistir. Diger santrallar icin FGD
tesisi yatirimlari hukumet tarafindan belirlenmistir. Cayirhan elektrik santralinda 300Mw'lik unite icin bir tesis
devreye girmis, Orhaneli santralindaki 420 Mw'lik unite icin bir diger tesisin
insasina baslanmis, Yatagan ve Gokova santrallarinin FGD tesisleri icin de
mukaveleler imzalanmistir. 1996
kasiminda, Yenikoy santrali icin de bir FGD tesisi ihalesi acilmistir.
Hukumet ve TTK isgucunu
azaltmak ve rantabil olmayan taskomuru madenlerini kapatmak icin
ugrasmaktadir. Fakat taskomuru uretimi
hala, son yillarda artmis bulunan ve azlatilmasi yonunde somut planlar
bulunmayan agir subvansiyonlara tabidir. Bu subvansiyonlar yakitlar arasi
rekabeti etkilemekte, kamu sektoru aciklarini buyutmekte ve bu komuru primli
fiyatlardan almak zorunda kalan firmalar rekabet gucunden kaybetmektedir.
Kullanicilarin da subvansiyona tabi tutulmasi Hazine aciklarini arttirip daha
kapsamli ekonomik sorunlara yol acacaktir.
Dolayisiyla, taskomuru uretimini arttirma planlari gozden gecirilmeli, hukumet tum subvansiyonlari azlatip zamanla yok etmek uzere tedbir almalidir. Subvansiyonlara harcanan kaynaklar, ilgili bolgelerin ekonomik zorluklarini asmalarina yardimci olmak icin harcanabilir.
Linyit uretimi taskomurune
oranla daha ekonomik olabilir, fakat bu ekonomiklik madenden madene
degismektedir. Linyit fiyatlarinin, tipki 1995’te oldugu gibi tum maliyetleri
kapsayacak duzeyde olmasi ve pazar tarafindan belirlenmesi, yakitlararasi
kompozisyon bozukluklarini duzeltecek, elektrik uretim kararlarini
rasyonellestirecektir.
Nitekim DPT yerli linyit uretiminde planlanan kapsamli artislari, maliyet acisindan en etkin alternatif olmadigi icin kucultmektedir. Ithal taskomurune daha fazla rol verilmesi makuldur. Temin guvenligi, maliyeti ne olursa olsun yerli kaynaklarla saglanmak zorunda degildir. Uluslararasi komur piyasasinin guvenilirligi, dusuk kaliteli komur uretiminin subvansiyonuna devamin yol acacagi ekonomik ve cevresel maliyetler de goz onunde bulundurulmalidir. Uzun vadede hukumetin komur sektorundeki rolu azaltilmali ve sirketler, yatirim ve ithalat stratejilerini kendileri belirleyebilmelidir.
Hukumet:
1.)
Taskomuru sanayiini, nihayetinde kamu subvansiyonlarini ve garantili
pazarlari ortadan kaldiracak sekilde yeniden yapilandirmaya devam etmeli,
2.)
TKI madenlerinin isletme
haklarini devre devam etmeli ve hukumet mudahalelerini kaldirmali,
3.)
Komur fiyatlarinin hukumet
mudahalesi disinda olusmasini saglamalidir.
PAZAR EGILIMLERI
Turkiye’de elektrik tuketimi
hizla artmakta olup 1995 yilinda 5.6 mtpe’ye, yani 1973 yilindakinin 7 misline
ulasmis, bu arada yilda ortalama %9 artmistir.
Bu artis hizi IEA ulkeleri arasinda en yuksegidir.
Elektrik tuketiminin %55
kadarindan sanayi sektoru sorumludur ve IEA ulkelerinde bu yuzde, 1994
ortalamasi olarak %42.6’dir. ETKB’nin
tahminlerine gore sanayinin payi 2000 yilinda %63’e ulasacaktir.
1995 yilinin pik yuk
uretiminde hidronun katkisi %41.2, cogunlukla linyit olmak uzere komurun %32.5,
dogal gazin %19.2, petrolun %6.7’dir.
Artan talebi karsilayabilmek icin uretim kapasitesinde yeni yatirimlar
yapilmis ve kapasite 1995 yilinda 21 TW'a ulasmistir. Fakat kullanilabilir (available) kapasite, bazi santrallarin kotu
durumu nedeniyle sadece 16 TW kadardir. Turkiye'nin yuksek rezerve marjini,
kullanilabilir kapasitenin toplam kapasiteye oraninin dusuklugunun bir
gostergesi olup, %38'e varan bu marjin, OECD ortalamasi olan %31'in bir hayli
uzerindedir. Talep hizla buyurken
sinirli kapasite ilavelerinin yapilmis olmasi, elektrik arzinda yetersizliklere
yol acmistir.
Turkiye elektrik
uretimindeki artisa paralel olarak yakit karisimini da
cesitlendirmektedir. Petrolun toplam
elektrik uretimindeki payi onemli oranda azalmis, linyit ve hidronun payi
artmis, dogal gaz da bu alanda onemli bir yakit haline gelmistir.
Hidro disi kapasitenin
toplam elektrik talebine paralel olarak artmamis olmasi, elektrik uretiminin
hava kosullarina hassas hale gelmesine yola acmistir. Normalde hidro cogunlukla baz yukunu saglamakta ve belli bazi
hidroelektrik santrallari talep takibi yapmakta, pompali hidroelektrik
santrallar pik yuk sirasinda elektrik uretmektedir. Gecmiste hidroelektrik su seviyeleri normalin altina dustugunde,
linyit santrallari bu acigi kapatmistir.
Fakat linyit ve diger hidro disi uretim kapasiteleri, hidro uretimin
acigini kapatacak kadar hizli gelismemistir.
Simdiki planlar, baz ve orta yuk talebini karsilamak icin gaza dayali
kombine cevrim santrallarindan (CCGT) daha fazla yararlanilmasini
ongormektedir.
Ana tuketim ve uretim alanlari arasindaki uzun mesafeler ilave yatirimlar gerektirmekte ve enerji kayiplarini arttirmaktadir. Ana tuketim merkezleri, tuketimin de en hizli artmakta oldugu kuzeybatida iken, ana uretim santrallari kuzeyde ve guneydogudadir. Ozellikle linyit olmak uzere en buyuk santrallarin yaklasik ucte ikisi guneydoguda bulunmakta, sonucta iletim, esas itibariyle kuzeydoguya dogru buyuk guc akislari tasimaktadir. 1995 yili sonu itibariyle 11,100 km'lik 380 kV, 85 km'lik 220 kV ve 25,000 km'lik 154 kV iletim hatti vardir. Iletim ve dagitimdaki elektrik kayiplari 1990'da toplam tuketimin %12'si iken, 1995'te bu oran %16'ya ulasmistir. Turkiye IEA uyeleri arasinda en yuksek iletim ve dagitim kayip oranina sahiptir. Iletim kayiplarinin %2.5, dagitim kayiplarinin ise %13.5 oldugu tahmin edilmektedir.
Ticaret
Turkiye 1975-90 arasinda bir
net elektrik ithalatcisi iken, 1990'dan
bu yana, basta Azerbaycan'a olmak uzere net ihracatci haline gelmistir. Fakat elektrik ticareti ic talebe oranla
kucuktur. Komsu ulkelerle az sayida
baglanti vardir ve bu baglantilar da, komsu sistemlerle senkronize iletime
imkan verecek nitelikte degildir. Dolayisiyla alisveris imkanlari
sinirlidir. 1995 yilinda ihracat; 495
GWs Azerbaycan’a, 178 GWs Gurcistan’a, 23 GWs Irak’a olmak uzere 700 GWs, yani
toplam tuketimin %1’i duzeyinde gerceklesmistir.
1989 yilinda Misir, Urdun ve
Irak’la, 2000’li yilarda tamamlanmak uzere bolgesel bir sebeke insasi icin
anlasmaya varilmistir. 1998 itibariyle Turkiye ile Suriye arasindaki baglanti
Turk tarafinda tamamlanmistir. Toplam
proje maliyetinin 1994 fiyatlariyla 590 milyon dolari bulmasi
beklenmektedir. Ayrica Yunanistan ile
400kV’luk bir hat uzerinde calismalar vardir.
Elektrik uretimi, iletimi ve
dagitimi esas olarak buyuk kamu kuruluslarinin hakimiyeti altindadir. 1994 yilinda Turkiye Uretim, Iletim ve
Dagitim Sirketi (TEK); Turkiye Elektrik Uretim ve Iletim Sirketi (TEAS) ve
Turkiye Elektrik Dagitim Sirketi (TEDAS) olarak ikiye ayrilmistir. Her ikisi de ETKB’ya baglidir.
1995 yilinda TEAS, 20,200 kisilik isgucuyle, uretim kapasitesinin yaklasik %74’unu, 380 kV’luk nakil hatlarinin tumunu ve 154 kV’luk hatlarin %92’sini elinde bulundurmaktadir. 27,100 kisilik isgucuyle TEDAS, ana dagitim hatlarinin sahibi olup, elektrik saglamakla yukumludur. Her iki sirketin de isletme haklari ozel sektore devredilmektedir.
Yuk dagitim sistemini TEAS
isletmektedir. Dunya Bankasi giderek
artan sayida santrali kapsayacak sekilde genisletilecek olan bir bilgisayarli
yuk dagitim sisteminin finansmanina katilmaktadir.
1995 yilinda kamu ve ozel sanayi
kuruluslarinin elektrik otouretimi, toplam uretimin %6.5’ine ulasmistir. Ayrica ozel elektrik sirketlerinin urettigi
toplam miktar %3 duzeyinde olup:
1.)
Bazi ufak ozel uretim sirketlerine uretim, iletim ve dagitim yetkisi
verilmistir. Bunlardan, Adana
bolgesinde aktif olan ve toplam 580 MW kapasiteye sahip bulunan Cukurova
Elektrik, toplam gucu 480 MW olan dort hidroelektrik, 100 MW’lik bir fuel oil
santralina sahiptir. 127 MW toplam gucundeki dort hidroelektrik santralini
isleten Kepes Bati Akdeniz bolgesinde aktiftir.
2.)
1996 yili sonu itibariyle, toplam 328 MW gucundeki alti santral da
keza, YID (BOT) programlari altinda ozel sirketler tarafindan isletilmektedir.
Birkac cografi bolgede, kucuk bazi elektrik
dagiticilarina, tuketimin yaklasik %6'sina karsilik gelen duzeyde dagitim
haklari verilmistir. Ozel ureticiler
ayrica, kendi musterilerine hizmet vermek uzere kendi iletim hatlarini
doseyebilmektedir.
Dogrudan ETKB’na bagli bulunan DSI,
hidroelektrik santrallarinin planlanmasi, tasarimi ve insasi yaninda selden
korunmasi, sulama ve arazi drenaj islerinden sorumludur. Santrallar devreye girdikten sonra isletme
sorumlulugu TEAS’a devredilmektedir.
Elektrik Isleri Etud Idaresi (EIEI) kucuk hidroelektrik santrallarla
ilgili arastirma ve tasarim islerini ustlenerek DSI’ye yardimci olmaktadir.
TEAS ve TEDAS’in yatirim planlari her yil
once onay icin ETKB’na, sonra da DPT’ye sunulur. DPT bu planlari daha sonra iki sirketle birlikte gozden gecirir.
DPT elektrik sektorunun yatirim ihtiyaclarini
degerlendirir ve yatirim kararlarinda son soz hakkina sahiptir. DPT kararlarinda, temin guvenligi konusunu
da dikkate alir ve elektrik uretiminde ozellikle yerli linyit kullanimini
tesvik etmistir. Fakat son zamanlarda,
daha dusuk maliyetli alternatiflerin varligi karsisinda, linyit uretiminde tasarlanan
anlamli artislari kucultmustur.
ETKB otoureticilere izin vermekte olup
kapasite yetersizligi nedeniyle yeni otoureticileri tesvik etmektedir ve 1996
sonu itibariyle toplam kapasitesi 1900 MW’a ulasan 60 proje degerlendirme
asamasindadir.
Elektrik tarifeleri resmen hukumet tarfindan
belirlenmemekle beraber, TEAS ve TEDAS’in uyguladigi fiyatlar hukumet
politikalarinin etkisi altindadir. Ozel
ureticiler, musterilerine pazarliga tabi fiyatlardan satis icin ETKB’na
basvurabilmekte, bunun disinda fiyatlarini TEDAS tarifelerine uygun olarak
belirlemektedirler.
Otoureticiler fazlalik uretimlerini, dagitim
sirketlerinin ortalama elektrik satis fiyatlarinin, fonlara kesilen %12.5’luk
katkidan sonra kalaninin %70’ini gecemeyen fiyatlarla TEAS veya TEDAS’a
satmaktadir. Otoureticiler iletim ve
dagitim haklarini kullanabilmekte ve iletim fiyatlari ETKB tarafindan, mesafeye
bagli kademeli bir formul cercevesinde belirlenmektedir. Bu formul; 100 km’ye kadar iletilen
elektrigin %3’u, ilave her 100 km icin ayrica %1.5’ugu ve 600 km’nin uzerindeki
herhagi bir yerli hat icin %10.5’u seklindedir. Dagitim fiyati mesafeden bagimsiz olup, iletilen elektrigin
%6.5’u duzeyindedir.
AK Enerji, 290 MW gucunde bir gaz santrali
isleten bir otouretici olup, uretimini kuruluslara satmakta, musterilerine ayrica,
su, basincli hava ve buhar temini gibi hizmetler sunmaktadir.
GELECEKTEKI YATIRIMLAR
ETKB elektrik tuketiminin gecmisteki hiziyla
devam ederek 2000 yilinda 130.4 TWs’e, 2010’da 271.3 TWs’e ulasacagini
ongormektedir. TEAS yeterli elektrigin
saglanabilmesi icin kapasitenin, 1995 yilindaki 21 TW duzeyinden, 2000 yilinda
30 TW ve 2010 yilinda 60.8 TW duzeyine cikarilmasi gerektigi
ongorusundedir. Artisin en buyuk kismi
hidroda, kalan kismi linyit ve gazda olacaktir. 2000’li yillarin baslarinda devreye girmesi planlanan bir de
nukleer santral vardir. Yeni
kapasiteler esas olarak tuketim alanlari yakinina insa edilecektir. Turkiye ayni zamanda, hidro uretimini ve
sulama alanlarini arttirmaya yonelik olan GAP projesiyle mesguldur. Uretim kapasitesi icin 2010 yilina kadar
yapilacak toplam harcamalarin; 46 milyar dolari yeni kapasite ilavesi, 14
milyar dolari da isletme ve onarim icin olmak uzere, 60 milyar dolari bulacagi
tahmin edilmektedir.
GAP projesi Firat ve Dicle'nin alt
kisimlarindaki, Turkiye'nin toplam alaninin yaklasik onda birini ve hidro
potansiyelinin %22'sini kapsayan 74,000 km karelik bir alani
kapsamaktadir. Bu alanin nufusu 5.3
milyondur.
Proje 1.7 milyon hektarlik alani sulamayi ve
yilda 27.3 TWs elektrik uretmeyi hedeflemektedir. 1996 yilinda yedi baraj isletmeye girmis olup, 15 digerinin
insasi planlanmaktadir. Bitmis olan
projeler arasinda, Firat'in ana kolu uzerinde insa edilmis bulunan ve dunyanin
altinci en buyuk kaya tipi baraji olan 2,400 MW'lik Ataturk baraji vardir. Bu baraj bolgeyi sulayacak, konut ve sanayi
icin su saglayacaktir.
Halihazirda, 2000 yilindan once tamamlanacak
olan santrallarin toplam kapasitesi, BOT programlari altinda insa edilmekte
olan ve toplam kapasitesi 1.4 TW'i bulan 10 hidroelektrik santrali da dahil
olmak uzere, 5 TW'in, yani 2000 yilinda beklenen talebin hayli altindadir. Fakat ozel sirketlere yeni santrallar icin
teklifler sunulmaktadir.
Ayrica, cevre kontrol sistemleri uzerinde
yeni yatirimlar planlanmakta olup, ozellikle Yatagan, Yenikoy, Gokova ve
Orhaneli santrallari yeni FGD sistemleriyle donatilmaktadir. TEAS'in 1996 yili tahminine gore mevcut
santrallardaki cevre projeleri icin 2000 yilina kadar 1.2 milyar dolar
harcanmasi gerekmektedir.
FIYATLAR VE ELEKTRIK ARZININ
FINANSMANI
Fiyatlar
Elektrigin satis fiyati TEAS ve TEDAS'in
gerekli yatirimlari yapabilmesine el vermemektedir. Bu durum, elektrik tuketiminin %7'den fazlasinin tuketicilerce
odenmemesi nedeniyle daha da kotu bir hal almaktadir. Hukumet, kamu elektrik kurumlarinin performansini iyilestirmek
amaciyla, Dunya Bankasi tarafindan desteklenen bir yeniden yapilanma programi
olusturmustur.
1994 yili itibariyle TEDAS tarafindan
uygulanan elektrik tarifeleri, cogunlukla Dogu Anadolu'da bulunan Oncelikli
Gelisme Alanlari'ndaki ekonomik etkinliklerin gelismesi amaciyla, ulkenin kalan
kismina gore %14 daha ucuz belirlenmistir.
Bu, ulkede tuketilen elektrigin %10.4'une karsilik gelmektedir.
Endustri icin vergi oncesi elektrik
fiyatlari, konutlar icin uygulanan vergi oncesi fiyatlardan az daha
yuksektir. Orta vadede, konut
sektorundeki fiyatlar sanayiye oranla daha hizli ve enflasyonun uzerinde
artmistir. 1995 yilinda sanayi ve konut
kesimi icin elektrik fiyat artislari enflasyonun bir hayli altinda iken,
1996'da enflasyondan hizli artmistir.
Konut kesimi icin elektrik fiyatlari Avrupali
OECD ulkeleri ortalamasinin altindadir.
Sanayi icin olan fiyatlar bu ortalamanin uzerinde iken, 1995 yilinda
altina dusmustur.
Kamu Finansmani
Hazine TEAS ve TEDAS'a sermaye girdisi
saglamistir. Baraj insaatlari DSI
tarafindan finanse edilmekte, TEAS ve TEDAS'in yatirimlari devlet tarafindan
garantilenmektedir. 1990'larin basindan
itibaren TEAS yatirimlari bir hayli azalmis, TEDAS'in yatirimlari 1992'deki 341
milyon dolar duzeyinden 1995'te 280 milyon dolara dusmustur.
OZELLESTIRME POLITIKASI
Turkiye, ayni zamanda yabanci sermayeyi
cekmeyi amaclayan bir ozellestirme programi uygulamistir. Bunun esas nedeni, TEAS ve TEDAS'in elektrik
arzini genisletecek fonlamayi yapmak icin gerekli finans gucune sahip olmamasi
ve kamu fonlarinin azaliyor olmasidir.
DPT'nin tahminlerine gore ozel sektorun gelecekteki yatirimlardaki payi
toplamin %42'sini bulacaktir.
BOT/BOO Programlari
1984-96 yillari arasinda 3096 sayili yasa
kapsamindaki BOT programi altinda isletilen toplam 34 MW gucunde yalnizca dort
hidroelektrik santral vardir. 1996
yilinda sadece, 40 MW gucunde iki hidroelektrik santrali ve 254 MW gucunde bir
kombine cevrim santrali (CCGT) tamamlanmistir.
Anayasa Mahkemesi'nin bu tur projeleri imtiyaz olarak degerlendiren
karari nedeniyle uluslararasi tahkime basvurulamayisi, bu yavas gelismenin ana
nedenlerinden biridir.
Aralik 1984 tarihli 3096 Sayili Yasa TEK'in
elektrik arzi alanindaki ayricalikli hakkini kaldirip, ozel isleticilere
elektrik uretim, iletim, dagitim ve ticaret yetkisi vermistir. Elektrigin TEK'e satilmasi gerekmekte
idi. Yasaya gore, yapilan mukavelelerin
suresi 99 yila kadar uzanabilmekte iken, mukaveleler genellikle 15-20 yil icin
yapilmakta ve santralin bu sure sonunda kamuya iade edilmesi
gerekmektedir. Bu yasa ayni zamanda
kojenerasyonun temellerini de olusturmustur.
1990'larin baslarindan bu yana BOT
projelerinin kullanimini arttirma yonunde artan bir istek vardir. Parlamento BOT projelerine yatirimlari
tesvik etmek amaciyla 1994 yilinda, belli bazi vergilerden muafiyet ve guc alis
anlasmalarinin icrasi icin Hazine garantisi gibi bazi onlemler almistir. Sirketler Hazine'den izin aldiklari takdirde,
ithal ekipmanla ilgili olarak gumruk vergisi muafiyetinden ve KDV
ertelemesinden yararlanabilmektedir.
1996 yili sonu itibariyle BOT programi
altinda, toplam gucu 2,100 MW'i bulan 11 santralin insasi planlanmaktadir. Ayrica, 7,200 MW gucundeki 56 santralin
insasi icin teklif sureci baslatilmistir.
BOT modeli altinda insa edilmekte olan uc ana santral sunlardir:
1.) Firat uzerinde ve Suriye sinirina yakin
bir yerde olan Birecik baraji 672 MW kapasitede olup, 2002 yilinda tamamlanmasi
beklenmektedir.
2.) Marmara Ereglisi'nde 478 MW'lik bir dogal
gaz kombine cevrim santrali (CCGT) insa edilmekte olup, 1999 yilinda
tamamlanmasi beklenmektedir.
3.) Marmara Ereglisi'nde 478 MW gucunde dogal
gaza dayali ikinci bir kombine cevrim santrali insa edilmekte olup, 1999
yilinda tamamlanmasi beklenmektedir.
Bir BOT programi icin tipik
cerceve
Ya acik arttirma ile ihale acilarak BOT
programini yonetecek olan sirketler ETKB tarafindan secilir veya bir sirket
yonetime bir BOT programi onerdikten sonra karsilikli gorusmelere girilir. Yerel ve/veya yabanci sirketler bir Turk
sirketi kurar.
Ozel sirketle ETKB arasinda bir icra plani
(Memorandum of Understanding) imzalanir.
Sirket diger sirketlerle, yakit alim
fiyatlari icin pazarliga girisir. Bu
genellikle, BOTAS'la, ithalat fiyatina bagli bir dogal gaz alim pazarligi
anlamina gelir.
Sirket TEAS ile bir guc alim anlasmasi yapar
ve TEAS, mukavele suresince satis ve fiyat garantisi verir. Fiyatin ETKB tarafindan onaylanmasi
gereklidir.
Sirket hukumetle, TEAS odemeleri icin Hazine
garantisi pazarligina girer.
Elektrik fiyatlari Amerikan dolarina gore
belirlenir, fakat TL olarak yapilir.
Fiyatlar, tirmanis uyarlamalariyla koruma altindadir.
Yakit fiyatlarindaki veya vergi yasalarindaki
degisikliklerden kaynaklanan uretim maliyeti degisiklikleri fiyatlara
yansitilir.
Elektrik tuketicilerine uygulanan bir vergi
kanaliyla bir Elektrik Fonu finanse edilir.
Fonun ana amaci, elektrik fiyatlarini istikrara kavusturmak amaciyla;
1.) TEAS odemelerine ilave finansal garanti
saglamak,
2.) TEAS tarafindan odenen elektrik fiyatlarindaki
ani degisiklileri onleyerek fiyati yil bazinda bir ortalamaya oturtmaktir.
Fakat Anayasa Mahkemesi 1996 yilinda, izleyen
tum BOT programlarinin imtiyaz telakki edilecegini kararlastirmistir. BOT projeleri imzalanmadan once Danistay
(Devlet Konseyi) tarafindan incelemeye tabidir ve bu programlarla ilgili olarak
dogabilecek anlasmazliklar, cozum icin Danistay'a goturulmek zorundadir. Ayrica, Danistay'in anlasmazliklari etkin
bir sekilde cozebilme hakki, uluslararasi tahkimi devre disi birakmaktadir. Bu mutalalar yabanci yatirimcilari
caydirmaktadir.
Uretim kapasitesini arttirma surecini
hizlandirmak ve daha esnek bir yapi olusturabilmek amaciyla hukumet BOO
modeline yonelmis ve 1996 Hazirani'nda bir Kanun Hukmunde Kararname
cikarmistir. ETKB toplam 10,700 MW
gucundeki 13 termik santral icin bir ihale sureci baslatmistir. Fakat 1996 yilinda cikarilan Kanun Hukmunde
Kararname, 1997 Marti'nda Danistay tarafindan yasa disi bulunarak iptal
edilmistir. Bunu uzerine 1997
Temmuzu'nda Parlamento tarafindan BOO programlari hakkinda bir yasa
cikarilmistir. Hukumet BOO modelini
imtiyaz mukaveleleri kapsami disinda birakmak istemektedir.
BOO modelinin yasa
tarafindan ongorulen ana maddeleri
ETKB, fiyatlar da dahil olmak uzere referans
terimlerini tanimlayan bir teklif sureci baslatir ve sirketi secer.
ETKB ile, ozel bir sirket veya bir Turk
sirketi iceren ortaklik arasinda bir icra plani (MOU) imzalanir.
Hidroelektrik, jeotermal veya nukleer
santrallar hukmun kapsami disindadir.
Santral kamuya devredilmeyecek, fakat sirket
tarafindan sahiplenilecektir.
BOO modeliyle uretilen elektrik TEAS'a,
dagitim sirketlerine veya TEAS ve dagitim hatlari kanaliyla dogrudan
tuketiciye, pazarliga tabi fiyatlardan satilabilir. Iletim ucretlerini ETBK belirler.
Elektrik fiyatlari Amerikan dolari olarak
belirlenir ve odemeler TL olarak yapilir.
Elektrik TEAS'a satildigi takdirde, Hazine
TEAS odemelerini garanti altina alir.
TEAS ve TEDAS'in Satis ve Isletme
Haklari
Hukumet ozellestirme programinin bir parcasi
olarak TEAS'in isletme haklarini devretmektedir. Gecmiste TEAS'in santrallarini satmak amaciyla cesitli
ozellestirme yasalari cikartilmis olmasina ragmen, bunlar, isletme haklarinin
ozel sektore devrini ongoren bir sistemle degistirilmistir. Mulkiyet devri artik gerceklesmemektedir. Bu degisiklik, bir onceki yontemin anayasal
bazi sorunlar dogurmasi ve hizli uygulanamamasi nedeniyle yapilmistir.
Mevcut termik santrallardan 12'si 20 yil
sureyle ozel sektore devredilmistir.
Santral tarafindan uretilen elektrik TEAS'a, 20 yil sureyle belirlenmis
olan fiyatlardan satilmaktadir. 1996
sonunda, toplam gucu 2,770 MW olan dort termik santral Ozellestirme Idaresi'nin
degerlendirmesi altinda iken, toplam gucu 3,950 MW olan sekiz diger santralin
degerlendirmeye alinmasi planlanmaktadir.
1994 yilinda TEDAS icerisinde, ozellestirme
amaciyla yedi dagitim grubu olusturulmustur.
1996 yilinda yeni bir sistem tasarlanmis ve TEDAS, isletme haklarinin 30
yilligina devri icin 29 bolgesel sirkete ayrilmistir. Teklif sureci en dusuk isletme maliyetine
dayandirilmaktadir. 1996 yili sonu
itibariyle, dort sirketin isletme haklari ozel sektore devredilmistir. Surec tamamlandiginda TEDAS kontrol mercii
halini alacaktir.
Hukumet uzun vadede bir elektrik piyasasi
olusturmayi hedeflemektedir. Ayrica,
sektorun denetimi ve islerliginin kontroluyle, iletim ve dagitim tarifelerinin
belirlenmesinden sorumlu bagimsiz bir duzenleyici kurul (regulator) olusturmayi
tasarlamaktadir.
NUKLEER POLITIKA
Istanbul'da 1962 yilindan beri bir arastirma
reaktoru calismaktadir. Turkiye'nin
nukleer programi 1975 ortalarinda baslamis, 1977 ylinda TEK'e, Akkuyu'da bir
nukleer santral kurmasi icin lisans verilmistir. Uluslararasi bir ihale acilarak santralin insasi, turbin ve yakit
temini icin iki sirket secilmistir. Fakat
bu sirketlerle yurutulen pazarliklar 1980 yilinda basarisizlikla
sonuclanmistir. 1980'lerin baslarinda,
Akkuyu'dakine ilaveten Sinop'taki iki santral projesini de kapsayan surec,
ihaleye katilan sirketlerle anlasma temin edilemediginden terkedilmistir.
1995 Subat'inda TEAS tarafindan, Kore Atom
Enerjisi Enstitusu ile Goncer Ayulp Muhendislik Danismanlik adli Turk
sirketinden olusan konsorsiyuma bir danismanlik ihalesi verilmistir. Aralik 1996'da bir nukleer santral insasi
icin uluslararasi bir ihale acilir.
Tasarim ya 1000 MW'lik bir veya 600'er MW'lik iki uniteden olusacaktir. Insaatin 1998'de baslayip, santralin
2005-2006'da devreye girmesi, uretim maliyetinin 4-5 cent/kWs olmasi
beklenirken, bu ihale de Hazine'nin garanti vermemesi nedeniyle sonucsuz
kalmistir.
TAEK nukleer arastirma ve gelistirmeden,
nukleer alandaki tum etkinliklerle ilgili denetim ve kontrol konularindan
sorumludur. Her yil Parlamento
tarafindan belirlenen butcesi 1997 icin 1.6 trilyon TL'dir. Nukleer program acisindan TAEK, Turkiye'nin
nukleer politikasindan, nukleer santrallarin guvenlik kosullarinin
degerlendirme ve denetiminden, ilgili lisanslarin verilmesinden
sorumludur. Bu kurulus, teklif
surecinde hazirlanan belgeleri guvenlik ve lissanslanabilirlik acisindan
degerlendirebilecek, santralin insa ve isletme surecinde uygun prosedurlerin
kullanimini garantileyecektir.
ELESTIRI
Turkiye'de elektrik tuketimi buyuk bir hizla
artmaktadir. Gecen yirmi yil icerisinde
kamu kuruluslari, talebi karsilamak icin yeterli kapasiteyi insa konusunda
basarili olmus, fakat yatirimlarda son yillarda gorulen azalmalar elektrik
yetersizligine yol acmistir.
Turkiye'nin karsi karsiya bulundugu esas
sorun fiyatlandirmadir. Basta
subvansiyona tabi konut sektoru ve gelismemis bazi alanlardaki dusuk fiyatlar
olmak uzere, fiyatlandirma politikasi
cesitli sorunlara yol acmistir:
1.)
Mevcut fiyat duzeyleri kamu kuruluslarinca ustlenen yatirim ve bakim
onarim maliyetlerinin telafisine imkan vermemektedir,
2.)
Fiyatlandirma politikasi uretimde kapasite yetersizligine ve bazi
santrallarin genel bakim acisindan ihmaliyle sonuclanmistir,
3.)
Fiyatlar arz ve talep dengesini yansitmamakta ve dolayisiyla yatirimlar
acisindan sinyal olarak kullanilamamaktadir,
4.)
Fiyatlandirma politikasi otouretimdeki artisi yavaslatmaktadir, cunku
otoureticilerin satis fiyati TEAS'in nihai tuketicilere uyguladigi dusuk
fiyatlara dayalidir,
5.)
Dusuk fiyatlar enerjinin verimsiz kullanimina ve elektrik talebinde
buyuk artislara yol acmaktadir,
6.)
Dusuk fiyatlar FGD sistemlerinin fonlandirilmasini guclestirerek, hava
kirliligini azaltma imkanlarini kisitlamaktadir.
Bu nedenlerle, bazi alanlara tercihli
uygulama dahil, mevcut fiyat sisteminin degistirilmesi ve fiyatlarin, kamu
subvansiyonlarini ortadan kaldiracak bicimde tum maliyet unsurlarini yansitmasi
saglanmalidir. Eger sosyal ayricalik
gerekiyorsa, bunlar yardima ihtiyaci olan insanlara dogrudan iletilmeli ve
piyasa bozulmalarindan kacinmak icin, enerji fiyatlandirmasi kanaliyle
gerceklesirilmek yerine butceden karsilanmalidir.
Elektrik fiyatlandirmasindaki degisiklik,
isletmede iyilestirmelere paralel olarak gerceklestirilmelidir. Dagitimdaki elektrik kayiplari, diger IEA
uyesi ulkelere oranla buyuktur. Uretim,
iletim ve dagitimdaki gerekli iyilestirmeler, muhtemel fiyat artislarini bir
olcude sinirlayabilir.
Isletme haklarinin devri ve BOT/BOO modelleri
kanaliyla ozel sermayeye yonelme kararinin, elektrik sektorunun isleyisini su
sekillerde iyilestirmesi beklenmektedir:
1.)
BOO santrallari elektrigini dogrudan tuketicilere satabildiklerine
gore, bazi tuketiciler temincilerini secebilecektir. Bu, Turk elektrik sektorunun, tuketicilerin gelecekteki maliyet
azalmalarindan yarar saglayabilecegi daha rekabetci ve dolayisiyla daha verimli
bir piyasaya dogru arzu edilen evrimine yonelik bir gelismedir.
2.)
BOT/BOO modelleri elektrik endustrisinin yonetimini de
iyilestirebilir. Ozel sirketler, daha
iyi yonetim ve daha dusuk personel sayisi sayesinde, bazi bolgelerde TEAS'tan
cok daha dusuk fiyatlarla elektrik satabileceklerini soylemektedir. Bazi sirketler TEDAS'in dagitim sebekelerini
isletebileceklerini ve maliyetleri azaltarak Hazine fonlamasina ihtiyaci
ortadan kaldirabileceklerini ifade etmektedir.
3.)
TEAS'in konvansiyonel bir guc santralini insasi yaklasik 10 yil
aldigina gore, ozel sirket girisimi insaat hizlarini artirip insa maliyetlerini
azaltabilecektir. Yeni tesislerin
insaatinin hizlandirilmasi sarttir, cunku yeni yatirimlar acilen
gereklidir. Simdilik, kapasite
yetersizligi sektorun verimli calismasi acisindan olumsuz etkiler yaratmakta,
santrallarin bakima alinmalari geciktirilmekte, eski ve verimsiz santrallar
yenilenememektedir. Bazi bolgelerde guc
yetersizlikleri ciddi boyutlara varmistir.
Hukumet hukuki ve anayasal sorunlarin asilma
cabalarinda, kurallari uyumlu hale koyarak ve ozellestirmeyi hizlandirarak
esneklik gostermistir. Ozellestirme
programinin yerini isletme hakki devri almistir. Ayrica 1994 yilindan bu yana, BOT programlarini daha cekici
kilmak ve yabanci yatirimcilara cazip hale getirmek icin cesitli yasalar
gecirilmistir. Fakat BOO programlari
hakkindaki kararnamenin yasa disi bulunmasi, ozellestirme programini ve yeni
yatirimlari geciktirmis, 1997 Temmuzu'nda Parlamento yeni bir yasa
gecirmistir.
Hak devirleri ve BOT/BOO programlari ile
ilgili yasal kosulllarin acikliga ve istikrara kavusturulmasi geregi
vardir. Aciklik ve istikrar, ozel
sirketlerin yatirimlarini degerlendirmelerine imkan verecek, elektrik sektorunu
yatirimlar acisindan daha guvenli ve cazip hale getirecektir. Boyle bir cerceve, seffaf ve yarismaci ihale
kosullarini saglayip, ozel sektorun guvenini arttiracak ve en verimli
projelerin secimini mumkun kilacaktir.
Dengeli bir yasal cerceve ayrica, yonetim
sureclerini basitlestirmenin yaninda, ozel sirketlerle veya kamu sirketlerinin
yonetimleri arasinda dogrudan pazarlikla yapilan mukavele anlasmalarini ortadan
kaldiracaktir. Hizli yonetim
sureclerinden otoureticilerin de yarar saglamasi sozkonusudur.
Elektrik sektorunun yeni tasarimi esas
olarak, ozel sirketlerle TEAS arasindaki uzun sureli mukavelelere dayali
gorunmektedir. Bu mukaveleler,
yatirimcilarin ustlendigi riskleri azaltmaya ve yatirimlari tesvik etmeye
yonelik anlasmalardir. Fiyat belirleme
mekanizmasi bir spot piyasasindan farkli olmakla beraber, temin edicilerin
sayisini artirmak ve teklif sureclerini devreye sokmak, rekabetci bir piyasayi
tesvigin iki yontemidir. Daha fazla
rekabete dogru bir adim olarak, dagiticilarin ve giderek artan sayida
tuketicinin kendi temin edicilerini secerek, fiyat pazarligini dogrudan
yapabilmelerine imkan taninmasidir.
TEAS bagimsiz guc ureticilerinden (IPP)
anlasmali fiyat uzerinden 20 yil sureyle elektrik alinca, satin alma fiyati
sabit terimlerle, TEAS'in ortalama uretim maliyetine esit veya o duzeyde
olmaktadir. Fakat bu, mukavele suresi
boyunca bir ortalamadir. Ilk birkac yil
icin alim fiyati, ozel sirketin yatirimlarini daha cabuk amorti edebilmesi icin
yuksektir. Bu yuksek fiyat suresi
dolduktan sonra, TEAS anlasmalarin tam maliyetini tuketicilere
yansitabilmelidir.
Elektrik sirketlerinin muhasebeleri uretim,
iletim, dagitim ve diger etkinlikler kalemlerine ayrilmali, maliyetlerle
fiyatlarin seffaflasmasi saglanmalidir.
Ayrica, TEAS'in ozel sektore devredilmeyecek olan kisimlari
ozerklestirilerek, kurum diger sirketlerle esit sartlara kavusturulmalidir.
Elektrik sektorunun daha fazla rekabete dogru
evriminin denetim ve tesviki icin piyasa seffafligina ihtiyac olduguna gore,
bagimsiz bir duzenleyici kurum olusturulmalidir. Tarifelerin adil ve seffaf olmasini saglamak, satin alma
mukaveleleri de dahil olmak uzere dogabilecek anlasmazliklari cozebilmek icin,
ucuncu partilerin iletim ve dagitim aglarindan yararlanabilmelerine dair acik
kurallar konmalidir. Bu durum, sistemin
seffafligini takviye edecek, piyasadaki gercek ve potansiyel oyuncularin
guvenini artiracaktir.
Hukumet uretim planlamasindan kademeli olarak
uzaklasip bu islevi TEAS'a ve emsal diger kamu kuruluslarina
devretmelidir. Temin guvenligi ve
maliyet minimizasyonu hedeflerine, merkeziden ziyade ticari cercevede alinan
kararlar en iyi sekilde hizmet edecektir.
Yuk dagitim sisteminin iyilestirilmesi ve
daha esnek bir tarife sistemi gibi incelenmekte olan diger onlemler de keza,
daha verimli bir temin sistemi saglayacaklarindan dolayi, tesvige
sayandir. Basta Avrupa olmak uzere daha
fazla sayida enterkonnekte baglanti, arz ve talep dengesinin daha iyi
yonetimini saglayacaktir. Uzun vadede
sistemin, bir spot piyasasina dogru evrimi olasiligi, potansiyel yararlari
acisindan irdelenmelidir.
Nukleer enerjinin gelisimi, yakit
cesitliliginin ve temin guvenliginin artmasina, CO2 emisyonlarinin
azalmasina yardimci olacaktir. Verimli
ve seffaf bir kontrol saglayabilmek icin, organizasyonun kontrol yapisi, ilgili
taraflardan bagimsiz olmalidir. Guvenlik,
muhendislerle teknisyenler icin profesyonel egitim ve acil durum planlari,
nukleer guc uretiminde uzun deneyimleri bulunan diger ulkelerin sundugu
orneklerden de yararlanilarak dikkatle irdelenmelidir. Hukumet seffaf bir karar sureci izleyerek,
kamuoyundan onay saglamaya calismalidir.
ELEKTRIK ONERILERI
Hukumet;
1.)
Fiyatlarin tum temin maliyetlerini kapsamasini saglamak, bolgesel ve
tuketiciler arasi capraz subvansiyonlari ortadan kaldirabilmek icin elektrik
fiyatlandirma sisteminde acilen reforma yonelmelidir,
2.)
BOT/BOO projeleri ile TEAS ve TEDAS tesislerinin devri icin, ticari
acidan gercekci, istikrarli ve tutarli bir yasal cerceve olusturmalidir,
3.)
Maliyetlerle fiyatlarda seffafligi garantileyebilmek amaciyla, elektrik
sirketlerinin muhasebelerini ayrintilandirmalidir,
4.)
Kamu sirketlerini, ozellestiremezse ozerklestirmelidir,
5.)
Hem kamu ve hem de ozel sirketler acisindan denetim ve fiyatlandirma
konularini yonetecek bagimsiz bir denetleyici olusturmalidir,
6.)
Basta otouretim ve aga erisim alaninda olmak uzere, elektrik uretim ve
dagitiminda rekabet kosullarini kuvvetlendirmelidir,
7.)
Uretim planlamasindan kademeli olarak cekilmeli, bu islevi TEAS ve
ilgili kamu kuruluslarina devretmelidir,
8.)
Nukleer guc programiyla ilgili tesislerin guvenligini garantilemek icin
gerekli olan bagimsiz yonetim yapilarini guclendirmeli, kamuoyunun onayini
kazanmak icin cabalarini surdurmelidir.
YENILENEBILIR ENERJI
KAYNAKLARI
YENILENEBILIR ENERJI ARZ VE TALEBI
Yenilenebilir enerji uretim ve kullanimi 1995
yilinda 10.3 mtpe’yi, yani TBEA'nin %16.5'ini bulmustur. Yenilenebilir enerji, komurden sonra ikinci
en buyuk yerli kaynagi olusturmaktadir.
Gecmis 20 yil icinde azalma egilimi gostermis olmakla beraber, 1995
yilinda TBEA'ndaki payi IEA ortalamasinin neredeyse uc katidir. Yenilenebilir enerji arzinin ucte ikisinden
fazlasi, cogunlukla odun ve tezek gibi ticari olmayan yakitlardan olusmaktadir.
Bu kaynaklar genellikle, konut
sektorunde isi icin kullanilmaktadir.
Fakat biyokutleden elektrik uretimi yakin zamanlarda
gelistirilmistir. Yenilenebilir enerji
arzinin kalan ucte biri, agirlikli olarak, 1995 yilindaki elektrik uretiminin
%41'ini saglamis olan hidro gucudur.
ETKB yenilenebilir kaynaklardan enerji uretiminin artacagini
ongormektedir. Fakat toplam arz
icerisindeki payi dusecektir.
Biyokutle ve hayvan urunleri tuketimi 1995
yilinda 7 mtpe'dir. 1995'te 5 mtpe
olarak kaydedilen odun kullanimi, ormanlarin azalmasi sorununa yol
acmaktadir. Konut yapiminda da
kullaniliyor olmasi nedeniyle aslinda daha buyuk olan odun tuketiminin, 2000
yilinda 8.1 mtpe’ye ulastiktan sonra biraz azalmasi beklenmektedir.
Hidro uretim 1995 yilinda 3.1 mtpe'dir. Bu uretim gecen yirmi yil icinde 13 misli
artmistir. EIEI'ye gore Turkiye, ucte
ikisinden fazlasi henuz devreye sokulmamis olan 125 TWs'lik bir ekonomik hidro
potansiyeline sahiptir. Hidro uretimin
artis egilimini surdurerek, 200 yilinda 3.6 mtpe’ye ve 2010 yilinda 6.7 mtpe’ye
ulasmasi beklenmektedir. Bu kurgunun
agirlikli kismini buyuk hidrosistemler olusturmaktadir ve 1996 yilinda, 10
MW'tan kucuk santrallari toplam kapasitenin %2'sinden azini olusturmustur.
Jeotermal enerjinin TBEA'na katkisi 1995 yilinda,
86 GWs'lik elektrik uretimi de dahil olmak uzere 138 ktpe'dir. Resmi tahminler isinma amacli jeotermal
enerji kullaniminin anlamli artislar gostererek, 2000 yilinda 1.5 mtpe’ye ve
2010 yilinda 5.7 mtpe’ye ulasacagini ongormektedir. 1984 yilinda 15 MW'lik bir jeotermal santral devreye
girmistir. EIEI toplam teorik
kapasitenin 200 MW civarinda oldugunu varsaymakta olup, bu kapasitenin
degerlendirilmesi calismalarina devam etmektedir. EIEI'nin incelemelerine gore Ege ve Marmara bolgelerinde henuz
kesfedilmemis buyuk bir potansiyel vardir.
Gunese dayali termal enerji, kucuk oranda
dogrudan kullanilmakta olup, 1990-95 arasinda iki mislinden fazlasina
katlanarak, 1.9 milyon metrekarelik termal kollektor alaniyla, 52 mtpe’ye
ulasmistir. Turkiye'de 100'e yakin
plaka kollektoru ureticisi vardir.
Kayitlarda fotovoltaik uretim yoktur.
Gunes enerjisi kullaniminin 2000'de 94 ktpe'ne, 2010 yilinda da 308
ktpe'ne ulasmasi beklenmektedir.
EIEI Marmara, Ege ve Guneydogu Anadolu
bolgelerinde ruzgar gucunun kullanimina uygun yoreler belirlemistir. Izmir yakinlarinda 55 kW'lik bir turbin
jeneratoru insa edilmis olup, Marmara Bolgesi'nde de BOT programi altinda bir
ruzgar ciftliginin insasi tasarlanmaktadir.
POLITIKA
Cevre Bakanligi, jeotermal isi ve diger
cevredostu yatirimlarin gelisimini tesvik amaciyla, sermaye yatiriminin %45'ine
varan oranlarda, %10 vadeli dusuk faizli krediler dagitmaktadir. Ayrica, prototip projeleriyle
ilgilenmektedir. Hukumet, CO2
emisyonlarinin azaltilmasi planinin bir parcasi olarak, jeotermal projelere
finansman cazibesi kazandirmayi dusunmektedir.
ETKB bu alanda, potansiyel yenilenebilir
kaynaklar da dahil olmak uzere cesitli islevler yerine getiren EIEI kanaliyla
etkindir.
Ormanlarin hemen hepsi kamu mulkiyetinde
olup, Orman Mudurlugu kanaliyla yonetilmektedir. Hukumet, yeni dikimleri de iceren bir orman yonetim programi
uygulamistir. Konutlara, 325,000 adet
odun yakan eski sobanin degistirilmesi icin %0 faizli kredi verilmektedir.
Ankara belediyesinin, basta gunes enerjisiyle
isitma, PV enerji ve ruzgardan elektrik uretimi olmak uzere, enerji ihtiyacinin
%10'unu yenilenebilir kaynaklardan saglamak gibi bir yerel hedefi olmakla
beraber, bu kaynaklara yonelik hicbir ulusal hedef yoktur. Bu yerel plan cercevesinde, basarili
tasarimlari konut denetimine dahil edebilmek amaciyla, binalarda pasif gunes
enerjisi kullanimina yonelik calismalar yapilmaktadir. Hidro ve jeotermal isi konularinda belediye
destegi vardir.
1996 yilinda yenilenebilir enerji arastirma
gelistirmesine ayrilan kaynaklarin, 1.185 milyar TL oldugu tahmin edilmekte ve
bu tutar, toplam enerji ar-ge harcamalarinin %4.6'sini olusturmaktadir. Desteklenen ana kaynak, isinma ve klimaya
yonelik gunes enerjisidir.
ELESTIRI
Yenilenebilir kaynaklarin durumu, enerjinin
tipine gore degismektedir. Odun
kullanimi surdurulebilir olmalidir.
Hidro ve jeotermal potansiyel buyuktur, fakat diger kaynaklar henuz
gelismemistir.
Odun tuketiminin ormanlara zarar vermemesi
gerekmektedir. Hukumet bu soruna,
ozellikle yasa disi kesimle mucadeleyi ve dikim cabalarini arttirarak
egilmelidir.
Elektrik agi buyuk oranda yayginlastirilmis
ve elektrik fiyatlari konutlar icin dusuk duzeyde tutulmustur. Konut sektoru lehine calisan capraz
subvansiyonlarin kademeli olarak azaltilmasi yaninda elektrik ve diger
konvansiyonel yakit fiyatlarinin, maliyetleri yansitacak sekilde piyasa
duzeylerine cikarilmasi, yenilenebilir kaynaklara esit sartlar altinda rekabet
imkani saglayacaktir.
Yenilenebilir kaynaklara destek, maliyet
etkinligi cercevesinde verilmelidir.
Yenilenebilirler alanindaki hukumet politikasinin olumlu unsuru, bu
kaynaklardan enerji uretiminin ekstra maliyetini hesaba katmayan genel anlamda
bir tesvigin bulunmamasidir. Enerji
icin finans kaynaklari sinirli olduguna gore, yenilenebilir kaynaklara
verilecek destegin maliyet acisindan en etkin projelere oncelik uzerinde
yogunlasmasi gerekir. Yenilenebilir
kaynaklarla ilgili ihale surecleri, bu tur projelerin desteklenmesini garantilemeyi
hedeflemelidir.
YENILENEBILIR ENERJI KAYNAKLARI HAKKINDA ONERILER
Hukumet;
1.)
Orman kaybi sorunuyla ilgilenmeye devam etmelidir,
2.)
Konvansiyonel yakit fiyatlarinin piyasa duzeylerine ulasmasina imkan
tanimak suretiyle, yenilenebilir kaynaklar icin serbest rekabet ortami
saglamalidir,
3.)
Bu kaynaklari desteklerken maliyet acisindan en etkin projelere oncelik
tanimalidir.
ENERJI VE CEVRE
Turk cevre politikasinin ana hedefi,
gelismeyi tesvik ederken cevreyi koruyup gelistirmektir. Cevre politikasi, enerji politikasinin cevre
sorunlarini hesaba katmasini ve ekonomik gelisme icin gerekli olan enerji talep
artisiyla cevre ilgileri arasinda bir
denge kurulmasini amaclamaktadir. Cevre
Bakanligi 1991 yilinda kurulmus ve 1997'den bu yana, yeni enerji yatirimlariyla
ilgili kararlarin tumune katilmistir.
Basbakanlik kararina gore 1997 yili Turkiye'de Ulusal Cevre Yili ilan
edilmistir.
ENERJIYLE ILGILI CO2 EMISYONLARI
Enerjiye bagli CO2
Emisyonlari
Enerji kokenli CO2 emisyonlari,
1990'den itibaren yillik %3 ortalamayla 1995 yilina kadar toplam %15.9 artarak,
1995 yilinda 160.5 mt'a ulasmistir.
Turkiye IEA uyesi 24 ulke arasinda, 1990-95 arasi artis hizi itibariyle
3. olmakla beraber, 1995 yilinda hala, kisi basina en dusuk enerji kokenli CO2
emisyonuna sahiptir. Fakat hem kisi ve
hem de birim gayrisafi yerel hasila (GSYH) basina emisyon miktarlari
artmaktadir.
Komur ve komur urunlerinden kaynaklanan
enerji kokenli CO2 emisyonlari, 1990-95 arasinda hafifce
azalmistir. Basta elektrik ve rafineri
sektorleri olmak uzere enerji kokenli ve ulasim sektorundeki CO2
emisyonlari artarken, sanayi sektorundeki emisyonlar yaklasik olarak sabit
kalmistir.
Enerji tuketim tahminleri CO2
emisyonlarinda hizli bir artisa isaret etmekte, bu emisyonlarin 2000 yilinda,
1995'e gore %48'den fazla bir artisla 238 mt'a, 2010 yilinda da 425 mt'a
ulasmasi beklenmektedir. Fakat bu
tahminler gozden gecirilmektedir. Dogal
gaz ve ihtal komur tuketiminin yukariya, yerli linyit tuketiminin ise asagiya
cekilmesi, enerji kokenli CO2 emisyonlarinda daha dusuk bir artisa
yol acacaktir. Ayrica, enerji
verimliligini arttirmak amaciyla alinmis olan onlemlerin bu emisyonlari daha da
azaltmasi gerekmektedir, ki bu husus emisyon tahminlerine dahil edilmemistir.
Sera Gazi Emisyonu
Politikalari
Turkiye, Iklim Degisikligiyle Ilgili Cerceve
Antlasma'yi (Framework Convention on Climate Change-FCCC) imzalamamistir. Hukumet Turkiye'nin, bir OECD uyesi olmasina
ragmen, bu anlasmada gelismekte olan bir ulke muamelesi gormesini istemekte ve
ulkelerin CO2 azaltim yukunu, goreceli gelisme duzeylerini
yansitacak bicimde paylasmasi gerektigini dusunmektedir.
Fakat Turk Hukumeti anlasmanin ruhuyla
hemfikirdir. Goruslerinin dikkate
alinacagi ve yukumluluklerinin 'kademelendirilmis sorumluluklar' temelinde
belirlenecegi beklentisiyle, konvansiyona katilmak icin gerekli Parlamenter
surecleri baslatmistir.
Turkiye ayrica, Sera Gazi emisyonlariyla ilgili
olarak muhtelif onlemler almistir:
1.)
Ulusal Iklim Koordinasyon Kurulu sera gazlari ile ilgili olarak FCCC'ye
uye ulkelerin yaptigi dogrultuda bir rapor hazirlamistir. Bu rapor basta hidroelektrik ve fosil
kaynaklar icin ileri yanma teknolojileri olmak uzere yenilenebilir kaynak
kullaniminin artirilmasini onermektedir,
2.)
Iklim degisikligi konusundaki bilimsel gelismeleri takip edip
degerlendirecek ve ulusal sera gazi envanterini cikartacak bir calisma grubu
olusturulmustur,
3.)
Cevre yatirim onceliklerini belirleyip genel enerji ve ekonomi
politikalarina ithal etmek uzere, Dunya Bankasi tarafindan desteklenen ve DPT
tarafindan yurutulen bir 'Turkiye Ulusal Cevre Stratejisi ve Eylem Plani'
projesi olusturulmustur.
Bu planla ilgili olarak DPT, CO2
emisyonlarini azaltma onlemlerini iceren bir 'Ulusal Ajanda 21' taslagi
hazirlamaktadir. Bu plan, bazilari
zaten uygulanmis olan su onlemleri ongormektedir:
1.)
Elektrik uretimi ve konut sektorunde isitma icin daha fazla dogal gaz
kullanimi,
2.)
Yenilenebilir kaynaklarla ilgili ar-ge destegi ve jeotermal projelerin
kuvvetlendirilmesi,
3.)
Izolasyon ve isitma sistemlerinde iyilestirmeler,
4.)
Ulasim sektorunde alternatif yakit kullaniminin artirilmasi,
5.)
Kojenerasyon icin finans destegi,
6.)
Nukleer santral insasi.
DIGER EMISYONLAR
Emisyon Egilimleri
Fosil yakit kullanimindaki artis, kirletici
emisyonlarinin da buyumesine yol acmistir.
Otomobil sahipligindeki hizli artisa paralel olarak artan ulasim yakiti
talebi, kentlerdeki hava kirliligini artirmistir. Ayrica, dizel yakitin maksimum sulfur icerigi %0.7 k/k
(kutle/kutle) olup, diger IEA ulkelerince musaade edilen %0.05 k/k veya
altindaki oranlarin cok uzerindedir.
Isinmak icin kismen hala linyit kullanan kent nufusundaki buyume
nedeniyle artan isi talebi, kentlerdeki kirlenmenin bir diger sebebidir.
Hukumet toplam emisyonlarla ilgili istatistik
toplamamaktadir. DIE'ye gore, SO2
ve parcacik emisyonlari artmaktadir.
Keza, elektrik sektorunden kaynaklanan NOx ve SO2
emisyonlari...
Cevre Denetimi ve Politikasi
Son yillarda Hukumet, enerji kaynaklarindan
dogan kirlenmeyi azaltmak icin bir dizi onlem almis veya almayi
tasarlamaktadir:
1.)
Konutlarca kullanilan yuksek kukurtlu linyitin dusuk kukurtlu ithal
komurle ikamesi yonunde onlemler alinmistir.
Bazi sanayi bolgelerinde, yerli taskomurun yerini dusuk sulfurlu ithal
komur almistir. Buyuk kentlerdeki artan
dogal gaz kullanimi da kirletici emisyonlarinin azalmasina katkida
bulunacaktir,
2.)
Otomotiv dizelin maksimum kukurt iceriginin 2000 yilinda, simdiki
duzeyi olan %0.7 k/k'dan (kutle/kutle), Tupras'in rafinerilerdeki yatirimlarin
gelisime bagli olarak %0.2 veya 0.05
k/k'ye dusurulmesi planlanmaktadir.
Kukurt icerigi icin Ocak 1997'de belirlenen ilk program, Tupras'in bu
takvimi gerceklestirecek yatirim kaynaklarinin hazir olmadigi gerekcesi yuzuden
ertelenmistir. Agir fuel oilin maksimum
kukurt icerigi %3.5 olup, kukurt icerigine bagli bir vergilendirme farkliligi
yoktur. Kursunsuz benzine uygulanan
vergiler, kursunlu benzininkinin biraz altindadir,
3.)
1986 tarihli Hava Kalite Kontrol Duzenlemesi, yanma tesisleri icin ceza
da iceren emisyon sinirlari yaninda, endustriyel olan veya olmayan bolgeler
icin global emisyon standartlari belirlemektedir. Yerel Halk Sagligi idareleri yerel hava kalitesini izlemekte
olup, sinir degerlerin asilmasi halinde kirletici emisyonlarinin azaltilmasi
icin gereken onlemleri alabilmektedirler.
Linyite dayali tum guc santrallarinin FGD ekipmani ile donanimi
sarttir. Bu ekipman ayrica, mevcut
linyit santrallarina da yerlestirilmekte, 1986 tarihli duzenleme gozden gecirilmektedir,
4.)
Cevre Bakanligi 1992 yilinda; arabalar, kamyonlar ve tirlarin emisyon
testleri icin bir duzenleme getirmistir.
Bu duzenleme, musaade edilen maksimum emisyon duzeylerine uyulmadigi
takdirde cezalar ongormektedir.
Kullanilmis araclarin satisi sirasinda emisyon testi sarttir,
5.)
Cevresel Etki Degerlendirmesi ile ilgili olarak 1993'te cikartilan
duzenleme, yeni guc santrallari da dahil olmak uzere tum yeni yatirimlar icin
etki degerlendirmesini sart kosmaktadir.
Cevre Bakaligi yatirimlara, bu degerlendirmenin sonucuna gore izin
vermektedir.
Hava kalitesini iyilestirmek amaciyla yerel
duzeyde onlemler de alinistir;
1.)
Kitle ulasimina, kent trafiginde ve dolayisiyla hava kirliliginde
azalmaya yol acacak yatirimlar yapilmaktadir.
1996 yilinda Ankara'da, 2000 yilinda da Istanbul'da birer metro devreye
girmis olup, her ikisinin de erisim hatlari genisletilmektedir,
2.)
Istanbul Belediyesi, izolasyon yatirimi yapan konutlar icin daha dusuk
dogal gaz fiyati onermektedir,
3.)
Kentlesmis alanlardaki hava kirliligini olcen sistemlerin sayisi
arttirilmis ve periyodik bilgiler saglanmaya baslanmistir. Belediyeler, linyit gibi bazi yakitlarin
yasaklanmasi da dahil olmak uzere bir takim onlemler almistir.
ELESTIRI
Hukumetin FCCC'ye katilim dusuncesi, sera
gazi emisyonlarinin daha kapsamli denetimi acisindan takdire sayandir. Turkiye ayrica, emisyon kaynaklarinin ve bu
kaynaklarin evriminin daha iyi anlasilmasini mumkun kilacak olan bir ulusal
sera gazi envanteri hazirlamaktadir.
Kisi basina enerji kulanimi ve CO2
emisyonlari, diger IEA ulkelerine oranla dusuk olmakla beraber, ulusal gelir
artisi ve ulkenin hizla kentlesmesi sonucu hizla artmaktadir. Bu durum, sera gazi emisyonlarinin
azaltilmasi yonundeki cabalarin arttirilmasini gerektirmektedir. Ilk adim olarak enerji fiyatlandirmasinin,
maliyetleri yansitacak bicimde reforma tabi tutulmasi, sadece enerji
verimliligini arttirmakla kalmayip, CO2 emisyonlarini da
azaltacaktir.
Yerel ve ozellikle de kentlerdeki kirletici
emisyonlari ile ilgili olarak, bir onceki derinlemesine rapordan bu yana bir
miktar ilerleme kaydedilmistir.
Cevresel etki degerlendirmesi ile ilgili yasanin benimsenip uygulamaya
konmus olmasini ve belediyelerce alinan bazi onlemleri bu kapsamda zirketmek
mumkundur. Hava kirliliginin daha iyi
izlenmesi sayesinde, yetkililer sorun alanlarini belirleyip uygun duzeltici
onlemleri alabileceklerdir. Fakat hava
kalitesini iyilestirmek icin cesitli onlemlerin alinmasi ihtiyaci vardir. Bu onlemler, CO2 emisyonlarini azaltmak
suretiyle global cevreye de olumlu katkida bulunabilir.
Fiyat reformu bu durumu su acilardan
iyilestirecektir:
1.)
Enerji verimliligini arttirarak,
2.)
Elektrik uretim ve iletim sirketi TEAS'in FGD uniterlerine gerekli
yatirimlari yapabilmesini saglayarak. Bu husus, SO2 emisyonlarinin esas kaynagi linyit
oldugundan onemlidir,
3.)
Tupras'in yakit kalitesini iyilestirmek icin gerekli yatirimlari
yapabilmesini mumkun kilarak.
Linyitten dogal gaza daha yuksek oranda
gecis, kentlerdeki hava kalitesinin iylesmesine katkida bulunacaktir. Fiyat reformuna ilaveten, gaz dagitim agina
yapilacak olan yatirimlar daha fazla sayida insanin bu kaynaktan faydalanmasini
saglayacaktir.
Hava kalitesiyle ilgili yasalar ve
duzenlemeler, kurallara uyulmamasi halinde cezalar ongormektedir. Hukumet bu onlemlerin etkinligini, belki
kontrollari arttirip cezalari yukselterek garantilemelidir.
Otomobil sahipliginin buyuk oranda artmasi
beklenmektedir ve ulasim kaynakli kirletici emisyonlarinin azaltilmasi icin su
onlemlere ihtiyac vardir:
1.)
Otomotiv dizelindeki cok yuksek oranli kukurt iceriginin azaltilmasi,
kentlerdeki hava kirliligine katkisi buyuk oldugu icin acilen gereklidir. Ayrica, dusuk kukurtlu benzin ve dizel yakiti,
arac filolarinin NOx ve CO emisyonunu anlamli miktarda azaltmaktadir. Hukumet yeni duzenlemelerin hayata
gecirilmesi icin bir zaman hedefi belirlemeli ve bunu degistirmemelidir. Rafineriler uyum saglamali ve gerekli yatirimlari
yapmalidir. Tupras'in hukumet tarafindan
planlandigi uzere ozellestirilmesi ve fiyatlari cogu kez uluslararasi duzeyin
altinda belirleyen hukumet mudahalelerinin sona erdirilmesi, rafinerilerin
gerekli yatirimlari basarmasina yardimci olacaktir. Bu arada, dusuk kukurt oranli ham petrol alimi, urunlerin
kalitesini iyilestirecektir.
2.)
Vergilerin, cevresel olanlari da dahil olmak uzere dis maliyetleri de
icsellestirecek duzeyde belirlenmesi yerinde olacaktir. Bu onleme, bazi yakitlarin kukurt iceriginin
hala yuksek olmasi acisindan ozellikle ihtiyac vardir.
3.)
Kitle ulasimina yapilacak yatirimlar, trafik hacmini azaltip akisini
iylestirmek ve dolayisiyla kentsel hava kirliligini azaltmak icin
surdurulmelidir.
ENERJI VE CEVRE ONERILERI
Hukumet:
1.)
CO2 emisyonlarini azaltma yonundeki cabalari surdurmeli,
2.)
Hava kalitesiyle ilgili mevcut duzenlemelerin uygulanisini
iyilestirmeli,
3.)
Ozellikle kentsel alanlarda, yuksek kukurt icerikli linyitten dogal
gaza gecisi tesvik etmeli,
4.)
Trafigin evrimini gozetlemeli ve kitle ulasimi yatirimlarina devam
etmeli,
5.)
Petrol urunlerinin kukurt icerigini mumkun olan en kisa zamanda
azaltacak onlemleri almali,
6.)
Basta dusuk kukurtlu fuel oilinki olmak uzere, daha temiz yakitlarin
kullanimini tesvik amaciyla kademelendirilmis vergiler koymalidir.
TEKNOLOJI, ARASTIRMA VE GELISTIRME
Ulusal eneri ar-ge programlarinin ana hedefi,
orta ve uzun vadeli enerji arzini guvence altina almaktir. Bu da yerli komurun ve jeotermal, gunes,
ruzgar gibi yenilenebilir kaynaklarin temiz kullanimi, ozellikle enerji yogun
endustrilerde enerji verimliligi ve tasarrufunun tesviki kanaliyla basarilabilir.
Bilim ve Teknoloji Ust Kurulu ar-ge
onceliklerini periyodik planlar halinde belirlemektedir. Basta gelen kamu ar-ge kurumu olarak TUBITAK,
bu onceliklerin belirlenmesinde tavsiye rolune sahiptir. Enerji alanindaki ar-ge etkinlikleri, vurgu
daha ziyade bilgisayar ve enformasyon sistemleri uzerinde oldugundan, hukumetin
ust duzey oncelikleri arasinda degildir.
Ar-ge etkinliklerinin kamu ile ozel sektor
arasindaki dagilimi, %80 kamu ve %20 ozel sektor olarak tahmin
edilmektedir. Hukumet 1995 yilinda ozel
endustrilerde ar-ge'yi tesvik icin bir program baslatmistir. Ar-ge projelerinin toplam maliyetlerinin
%50'ye kadar varan kismina kamu fonlamasi saglanabilmektedir. Hukumet ayrica, entellektuel mulkiyet haklariyla
ilgili yasayi, AB duzenlemeleriyle uyum saglayacak sekilde degistirmistir.
Kamunun enerji alanindaki ar-ge harcamalari
tahminen, 1995 yilinda 189 milyar TL (4.1 milyon dolar) iken, 1996'da 258
milyar TL (3.2 milyon dolar) olarak gerceklesmistir. Bu veri, KIT'lerin harcamalarini da icermektedir. Kamunun birim gayrisafi yerli hasila (GSYH)
basina ar-ge butcesi, IEA ulkelerinin herhangi birininkinden cok daha
kucuktur. 1995 yilinda, kamunun enerji
ar-ge butcesinin ucte ikisinden fazlasi fosil yakitlara, %16'si nukleer arastirmalara,
%4'u enerji tasarrufuna, %1.6'si da yenilenebilir kaynaklara
hasredilmistir. 1996 yilindaki
tahminler bu oranlari %57, %23, %7 ve %4.6 olarak gostermektedir. Yenilenebilir kaynaklar butcesi 1996 yilinda,
Gunes enerjisiyle isinma ve klima fonlarindaki sivri artislar nedeniyle,
neredeyse dort misline katlanmistir.
Kamu ar-ge faaliyetleri, kamu kuruluslari ve
universiteler tarafindan yurutulmektedir.
En onemli sektorlerarasi arastirma kurulusu TUBITAK'tir. TUBITAK iki arastirma enstitusune ilaveten,
ar-ge faaliyetleri sadece enerjiyle sinirla kalmayip, enformatik konusunu,
temel ve teknolojik arastirmalari da kapsayan Marmara Arastirma Merkezi'ni
yonetmektedir. TUBITAK ayrica, arastirma
camiasinda genis denetim sorumluluklarina sahiptir ve uzun vadeli ar-ge
programlarinin etkinlik ve esgudumunu saglama konusunda yetkili yegane
kurulustur. Diger ana islevleri;
universiteler ve kamu veya ozel arastirma kurumlari tarafindan yapilan ar-ge
faaliyetlerine finans destegi vermek, seminerler ve calistaylar kanaliyla bilgi
dagitimini saglamak, burslar vermek, bilimsel ve teknik alanda uluslararasi
iliskileri yurutmektir. TUBITAK ayrica
hukumet icin, bilim ve ar-ge alaninda politika olusturup tavsiyelerde bulunan
bir kurumdur. Enerji alanindaki TUBITAK
projeleri esas olarak enerji verimliligi ve yenilenebilir kaynaklar uzerinde
yogunlasmis olup, yeni teknolojilerin devreye sokulabilmesi acisindan onem tasiyan
bir sekilde saha uygulamalariyla iliskilidir.
1996 yilinda TUBITAK'in enerji alanindaki ar-ge harcamalari 25 milyar TL
olup, Turkiye'nin bu alandaki harcamalarinin %10'unu olusturmaktadir.
TUBITAK daha fazla ozel sermaye katkisi
cezbetmeye calismaktadir. 1990 yilinda
TUBITAK'in toplam ar-ge harcamalari kaynak itibariyle, %90 kamu kokenli ve %10
mukavele temelli arastirma iken, bu oranlar 1996'da %66 ve %34 olarak
degismistir.
Marmara Arastima Merkezi'ndeki Enerji
Sistemleri Bolumu, ulkenin yenilenebilir kaynaklar alanindaki orta ve uzun
vadeli ihtiyaclarini hedefleyen arastirmalar yapmakta olup, ozellikle gunes,
ruzgar ve biyokutle teknolojileri uzerinde yogunlasmistir. Gunes kollektorlerinin optimizasyon
karakteristiklerini iyilestirmeye yonelik verimlilik ve dayaniklilik testlerini
amaclayan bir arastirma projesi, ureticilerle isbirligi cercevesinde
yurutulmektedir. Diger arastirmalar,
emici sogutma (absorption cooling) sistemleri icin yuksek verimli kollektorleri
ve deniz suyunun verimli aritimini hedeflemektedir. Bati sahillerinin muhtelif bolgelerinde ruzgar tarlalarinin insasi
ve yerel tatli sorgumun, guc uretimi, isitma kazanlari ve ev sobalarinda
linyitin yerini alabilmesine yonelik olabilirlik calismalari da yapilmaktadir.
ETKB MTA'daki, maden arama ve cikarma
islerine ilaveten temel jeolojik etud ve arastirmalar da yuruten teknik
personeli yonetmektedir. MTA'nin ana hedefleri,
temel jeolojik etudleri, madenler ve endustriyel hammaddelerle ilgili arama ve
teknolojik arastirmalari yapmaktir.
Arama faaliyetleri cogunlukla, endustrinin ve enerji uretiminin ihtiyac
duydugu metalik mineraller ve hammaddeler uzerinde yogunlasmistir. MTA ayrica, teknolojik degerlendirmelere ve
aramalarin ekonomik olabilirligine temel olusturmak uzere, kesfedilmis olan
maddelerin kalite ve miktarini belirlemeye yonelik calismalar da yapmaktadir.
ETKB, Karadeniz Bolgesi ve Orta Asya Ulkeleri
Arasinda Enerji Alaninda Isbirligi Icin Bolgesel Calisma Grubu (REWG) ile
isbirligi halinde enerji ar-ge'si uzerinde, ozel sektorun katki miktarini ve
gelecekteki oncelikler siralamasini daha saglikli bir sekilde belirleyebilmek
amaciyla veri toplamaya yonelik bir program yurutmektedir.
Nukleer alandaki ar-ge calismalari TAEK tarafindan
yurutulmektedir. TAEK'e ilaveten, MTA
ve bazi universiteler de belli bazi nukleer projelere katilimcidir.
Ar-ge acisindan uluslararasi isbirligi
artmaktadir. TUBITAK, cogunlukla cevre
konulariyla ugrasan gayet iyi tanimlanmis projelerle mesguldur. Turkiye, IEA'nin alti ayri uygulama anlasmasina
(implementing agreements) katilmistir.
Ayrica, AB programlari Turkiye'ye acik olup, AB fonlarindan yararlanmak
mumkundur. Turkiye ayni zamanda
REWG'nin de bir uyesidir. Bu orgutun,
Teknoloji Transferi ve Ar-Ge Isbirligi ile ilgili Alt Calisma Grubu, enerji
teknolojisindeki gelismeler ve yeni teknolojilerin transferi icin yardim
konularinda bilgi alis verisi uzerinde calismaktadir.
ELESTIRI
Turkiye'nin ar-ge alanindaki kamu butcesi cok
mutevazidir. Ar-ge projelerinin cok iyi
odaklanmis oldugu ve Turkiye'nin ihtiyaclarina uydugu gorulmekte, fakat 1990'li
yillarda kamu ar-ge butcesinin yildan yila, hic kuskusuz programlarin oncelik tayininde
surekliligin bulunmayisi nedeniyle sicramalara ugradigi gorulmektedir.
Ulusual enerji tuketimindeki artis egiliminin
beklenen devami, enerji ar-ge butcesinin, belirlenen enerji politikalarini yakindan
ve tutarli bir sekilde yansitan bir dagitimla optimizasyonunu onemli kilmaktadir. Ar-ge programlari uzun vadeli olduklarindan,
Hukumet fonlamadaki surekliligi garantilemelidir. Kamunun ar-ge fonlamasindaki yillik degiskenligin buyuk olmasi,
ozel kuruluslarin kamu ar-ge projelerine katilimindaki artisi da
engelleyebilir.
Hukumet kamu fonlarinin kucuklugu karsisinda,
ar-ge'den sorumlu cesitli kuruluslar arasinda daha iyi bir esgudum imkani olup
olmadigina bakmalidir. Ayrica, toplam kamu fonlamasinin iyi yonetilip
yonetilmedigi degerlendirilmelidir. Ozellikle,
1996 yilinda, komurun kamu ar-ge harcamlarindaki payi sadece %5.5 olup,
Turkiye'deki komur uretiminin onemiyle kiyaslandiginda hayli kucuktur. Kayitlarda, guc teknolojilerine ayrilmis
hicbir harcama yoktur. Yenilenebilir
uretimin artmasi beklendigine gore, en etkin yenilenebilir kaynaklara yonelik
ar-ge'ye daha buyuk onem verilebilir.
Genel olarak, kamunun nukleer alandaki ar-ge harcamalari diger yakitlara
oranla buyuktur. Fakat bu harcamalar,
hukumetin nukleer santrallar insasi konusundaki kararliligi nedeniyle faydali
olabilir. Bilim ve Tekonoloji Ust
Kurulu'nun sekreteryasi olarak ustlendigi rol TUBITAK'a, Turkiye'nin enerji
teknolojileri alanindaki ar-ge cabalarindan azami yararin turetilebilmesini
temin icin tumuyle icra edilmesi gereken tavsiye yetkileri vermektedir.
Kamu ar-ge programlarina ozel sektor katiliminin
tesvigine yonelik girisimler, kamu ar-ge cabalarinin etkinligini arttirip icrasini
iyilestirecektir. KIT'ler
ozellestirildikce veya ozerklestirildikce, ozel ar-ge'yi tesvik yonunde
politikalar yerinde olacaktir. Gerekli
verilerin toplanmasi Turkiye'nin ozel sektore yonelik politikalarini daha iyi
odaklayabilmesini saglayacaktir. Ar-ge
fonlamasindaki sinirli kapasitesi nedeniyle Turkiye, ozellikle komur ve
elektrik de dahil olmak uzere, enerji verimliligi ve yenilenebilir kaynak
konularinda uluslararasi isbirligini gelistirmelidir.
TEKNOLOJI, ARASTIRMA VE GELISTIRME ONERILERI
Hukumet;
1.)
Yillik ar-ge harcamalarinda buyuk salinimlardan kacinmali,
2.)
TUBITAK'in esgudum rolunu kuvvetlendirmeli,
3.)
Ozel sektor ar-ge faaliyetlerini tesvik etmeli,
4.)
Ar-ge calismalarinin ulusal captaki etkinligini maksimuma cikarabilmek
icin, ar-ge verilerinin toplanmasini ve ozel sektor faaliyetlerinin
degerlendirmesini hizlandirmali,
5.)
Ozel sektorle yakin calisma icerisinde, enerji verimliligi ve maliyet
acisindan en etkin yenilenebilir enerji kaynaklari konulariyla ilgili,
ozellikle uygulamali arastirma kapsamindaki ar-ge'yi tesvige devam etmeli,
6.)
Ar-ge programlarinin, ozellike AB ve IEA'ya donuk uluslararasi yonelislerini
kuvvetlendirmeli.